Farklı tapu kayıtları nedeniyle malik tespiti yapılamayan taşınmazların tescili için açılan kadastro davasında, Yargıtay bozması sonrası yeniden yapılan yargılama ve hazine temyizi.
Özet: Bir kadastro davasında, tapu kayıtları çeliştiği için malik tespiti yapılmayan üç parselin mülkiyet tespiti üzerine, Hazine ve gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin mülkiyeti paylaştıran kararı, Yargıtay tarafından; taşınmazların edinme sebepleri, zilyetlik durumu, tevzi ve mera haritalarının çakıştırılması gibi hususlarda yetersiz araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozulmuştur; bozma sonrası yeniden verilen ve taşınmazların bazı kısımlarını tarla vasfıyla gerçek kişilere, diğer kısımlarını Hazineye tescil eden ikinci karar ise Hazine tarafından tekrar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/7 E., 2022/1 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 3.727,64 m², 1 02... parsel sayılı 5.812,20 m² ve 1 02... parsel sayılı 4.881,12 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, taşınmazlara uyan aynı kuvvette iki ayrı tapu kaydı bulunduğu belirtilerek malik tespitinin Mahkemece yapılması amacıyla malik haneleri boş bırakılarak tespitleri yapılmış ve düzenlenen tutanaklar Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Davalı Hazine vekili, taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığını; davalı gerçek kişiler ise taşınmazların önceki mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığını ileri sürmüşlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 02... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.297,01 m²lik ve (B) harfi ile gösterilen 110,06 m²lik kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı Hazine adına tapuya tesciline, aynı parselin (C) harfi ile gösterilen 320,56 m²lik kısmının ise aynı adanın son parsel numarası verilerek ... adına tapuya tesciline, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4,05 m²lik ve (B) harfi ile gösterilen 49,37 m²lik kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı Hazine adına tapuya tesciline, aynı parselin (C) harfi ile gösterilen 4.665,89 m²lik, (D) harfi ile gösterilen 72,42 m²lik ve (E) harfi ile gösterilen 1.018,47 m²lik kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı ... adına tapuya tesciline, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.078,67 m²lik kısmının Hazine adına tapuya tesciline, aynı parselin (B) harfi ile gösterilen 2.576,18 m²lik, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen 34,64 m²lik, (E) ve (F) harfleri ile gösterilen 159,87 m²lik, (G) harfi ile gösterilen 15,50 m²lik ve (H) harfi ile gösterilen 16,26 m²lik kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili ve ... tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''davalı ...’in 1 02... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının, taşınmaz üzerinde davalı ...’in 20 yılı aşkın sürdürülebilir zilyetliğinin bulunmadığından reddine, davalı Hazinenin 1 02... parsel sayılı taşınmazın (C), 1 02... parsel sayılı taşınmazın (C), (D) ve (E) bölümleri ile 1 02... parsel sayılı taşınmazın (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik; davalı ...’in ise 1 02... parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) bölümleri ile 1 02... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından ise İlk Derece Mahkemesi araştırmasının yetersiz olduğu belirtilerek, fen bilirkişi raporunda taşınmazların bir kısmının tevzi parsellerine, bir kısmının tevzi tapusu bulunmayan ancak paftada yer alan bazı parsel numaralarına, bir kısmının ise sınırları belirgin olmayan 424 numaralı mera parseline denk geldiği belirtilmesine rağmen tevzi parsellerine ait belirtmelik tutanaklarının getirtilmediği, tapu kayıtlarının iktisap sebebinin araştırılmadığı, belirtmelik bilirkişilerinin dinlenmesinin değerlendirilmediği, mera haritası, tevzi haritası ve kadastro paftasının çakıştırılmadığı, taşınmazların tevzi veya mera kapsamında kalıp kalmadığının netleştirilmediği, ayrıca zilyetlik iddialarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine göre incelenmediği, memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde kullanım araştırması yapılmadığı'' gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 1 02... ve 216 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla ... adına; 1 02... parsel sayılı taşınmazın ise tarla vasfıyla ...’in mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi ve orman kadastrosu çalışmaları 5304 sayılı Kadastro Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a göre birlikte gerçekleştirilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.