Uygulama kadastrosu sonucu taşınmaz yüzölçümünde ve su kaynağı sınırında oluşan ihtilafın tapu iptali ve tescil talebiyle yargı kararına konu olması
Özet: Ordu ili Ünye ilçesinde, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda davacıya ait taşınmazın yüzölçümünün azaldığı ve üzerindeki su kaynağının davalılara ait parsele katıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, yenileme kadastrosunun modern ölçüm teknikleriyle daha doğru yapıldığı ve tesis kadastrosundaki hataları giderdiği gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı vekili ise karardaki çelişkileri ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/2278 E.  ,  2025/6620 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1655 E., 2025/162 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/487 E., 2023/555 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Ordu ili Ünye ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 131 parsel sayılı 283,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 38 14... parsel numarasıyla ve 156,12 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 130 parsel sayılı 840,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 38 14... parsel numarasıyla ve 984,84 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda, mülkiyeti davacı kuruma ait eski 131 parsel numaralı ve üzerinde su kaynağı bulunan taşınmaz alanının 283,50 metrekare iken 127,38 metrekare azalarak 156,12 metrekareye düşürüldüğünü, su kaynağının bulunduğu kısmın, davalılar ... ve ... adına kayıtlı 38 14... parsele katıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, davalılara ait 38 14... parselde su kaynağına isabet eden kısmın tapu kaydının iptali ile davacı kuruma ait eski 131 parsel sayılı ( yenileme sonrası 38 14... parsel) taşınmaza eklenerek kadastro yenileme çalışması sırasında oluşan eksik incelemenin giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde; ilk tesis kadastrosunda sınırları belirleyen aletlerin ilkel aletler olduğunu, şu andaki sınırları belirleyen ölçüm aletlerinin hassas tam nokta atışı yapabilen ölçekli olduğunu, yenileme çalışmalarında yapılan ölçümlerin daha düzgün ve gerçeğe uygun olduğunu, davacının iddia ettiği su kaynağının dedelerinden itibaren 200 yıllık geçmişten bu yana davalılara ait parselde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esas yönden reddine, taşınmazla ilgili kadastro çalışmaları üzerinden 10 yıldan daha uzun bir zaman geçtiğini, tapu iptali ve tescil davaları için öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğunu, yenileme kadastro tespitlerine karşı tapu iptali ve tescil davalarının açılamayacağını, yapılan yenileme kadastro çalışmalarının günümüz teknolojisine uygun alet ve edevatlarla yapıldığını, daha doğru, usul ve kanuna uygun olduğunu, yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda davanın reddini, aksi takdirde müvekkili kurumun yasal hasım olduğunu, aleyhe yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''dava konusu Ordu ili Ünye ilçesi ... Mahallesi 38 14... ve 5 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki, keşifte hazır bulunan taraflar ve tüm tanıklar eşliğinde gösterilen sınırlar ve teknik bilirkişiler tarafından yapılan ölçümlere göre, 38 14... parsel sayılı taşınmazın sınırlarının ölçülmesi esnasında tesis kadastrosunda ölçüm hatası tespit edildiği, bu ölçüm ve hesaplama hatalarının yenileme kadastrosu ile giderildiği, yenileme kadastro çalışmalarının mevzuata uygun olarak yapıldığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince getirtilen belgelerin ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporu ile taşınmazlar arasındaki tesis kadastrosu öncesindeki hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında herhangi bir sabit sınırın belirlenmediği, 38 14... parselin sınırlarının ölçülmesi esnasında ölçüm hatası yapıldığı, tesis kadastrosunda yapılan ölçüm ve hesaplama hatasının uygulama kadastrosu sırasında düzeltildiğinin anlaşıldığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı'' belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının çelişkili olduğunu, bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeden hüküm kurulup karar verildiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, az yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu 38 14... parsel sayılı taşınmazın sınırlarının ölçülmesi esnasında tesis kadastrosunda ölçüm hatası tespit edildiği, bu ölçüm ve hesaplama hatalarının yenileme kadastrosu ile giderildiği, yenileme kadastro çalışmalarının mevzuata uygun olarak yapıldığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş ve davacı ... vekilinin istinaf başvurusu da benzer gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca: tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek bir sınırın mevcut olmadığının ve tesis paftasında da hata bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacı mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve tesis kadastrosu paftası ile uygulama paftasının çakıştırılması suretiyle tesis kadastrosu sonucu olaşan sınıra göre uygulama sınırının belirlenmesi gerektiği gözetilerek, infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.