Kamulaştırma bedeli tespiti ve tescili davasında, Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa dayalı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı idare ile bazı davalıların istinaf başvuruları reddedilerek, bir kısım davalının talebi kısmen kabul edilip düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur; bu karar, taşınmaz bedelinin yüksek veya düşük belirlendiği, emsal karşılaştırmasının hatalı olduğu, vekalet ücreti ve usuli eksiklikler gibi farklı gerekçelerle hem idare hem de davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3571 E.  ,  2025/13016 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1263 Esas, 2024/2100 Karar
KARAR: Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/57 Esas, 2024/150 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare ve bir kısım davalı ... vd. vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 07... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; idare mahkemesinde iptal davası açtıklarını, iptal davasının kabul görmemesi durumunda gayrimenkullerin fiyatları bir hayli yüksek olduğunu, bu sebeple hüküm tesis edilirken taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerektiğini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, taşınmazın merkezi bir yerde bulunduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının hatalı olduğunu, idareleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Bir kısım davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük belirlendiğini, taraflarına tebliğ edilen bilirkişi raporunda metrekare fiyatının 614,00 TL olduğunu, taraflarına tebliği edilmeyen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3.Bir kısım davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük belirlendiğini, kamulaştırma neticesinde metrekare fiyatının faizle ödenecek tutarın dahi çok gerisinde kaldığını ileri sürmüştür.
4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ilk verilen kararı katılma yoluyla istinaf ettiklerini, taraflarına harç tamamlamaları için muhtura gönderilmediğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu, fark bedelin iadesine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, davacı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin yerinde olduğu, mahkemece iade kararı gereğince işlem yapıldığı, böylece mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı idare ve bir kısım davalılar ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmediği, dosyadaki belgelerden davalı ...'in mahkemenin ilk kararına karşı 23.08.2021 tarihli dilekçe ile katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğu, istinaf harcını yatırması için Mahkemece muhtıra çıkarılmadığı geçerli bir bildirimin bulunmadığı, Mahkemece istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair bir kararda verilmediği anlaşıldığından davalı ... vekilinin ilk kararı istinaf ettiği kabul edilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacı idare ve bir kısım davalı ... vd. vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Bir kısım davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük belirlendiğini, Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 2022/83 Esas nolu, 2023/69 Karar nolu 05.04.2023 tarihli kararında uygulanan faizin kanuni faiz olması ve 4 aylık sürenin geçmesinden sonra uygulanacağına dair hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtmesine rağmen yerel Mahkemece Anayasa Mahkemesi kararının enflasyona dair hükümlerin dikkate alınmadığını, bu nedenle kararın Anayasaya kanuna emsal kararlara aykırı olduğundan bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, gerçek bedeli yansıtmadığını kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (temyiz eden davalılardan ... ve ... vekillerinin 16.02.2025 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada temyiz eden davalılardan ... ve ... yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun sair yönleriyle katıldığımız "Onama" kararının faizle ilgili 3 No.lu "Değerlendirme görüşüne" katılmıyoruz. 16.10.2025