Kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlığında Yargıtay bozması sonrası verilen kararın hukuka uygun bulunarak temyiz isteminin reddedilmesine ilişkin içtihat.
Özet: Kadastro tespiti sırasında malik haneleri boş bırakılan iki taşınmazın sahipliğinin belirlenmesi amacıyla açılan itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin taşınmazları Hazine ve gerçek kişiler arasında paylaştıran başlangıç kararı, tapu kayıtları, zilyetlik incelemesi ve harita çakıştırma gibi konulardaki yetersiz araştırma nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuş, akabinde bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılamada taşınmazların belirli gerçek kişiler adına tesciline hükmedilmesi üzerine davalı Hazinenin temyiz talebini inceleyen yüksek mahkeme, bozmaya uygun yeni kararın hukuken isabetli olduğunu ve kazanılmış haklar çerçevesinde yeniden inceleme yapılamayacağını belirtmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2022/5447 E.  ,  2025/7022 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/6 E., 2022/2 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı ve 3.640,86 m² yüzölçümlü taşınmaz ile 1 02... parsel sayılı v 13.129,96 m² yüzölçümlü taşınmaz, taşınmazlar hakkında aynı kuvvette iki ayrı tapu kaydı bulunduğu belirtilerek, malik tespitinin Mahkemece yapılabilmesi amacıyla malik haneleri boş bırakılmak suretiyle tespitleri yapılmış ve düzenlenen tutanaklar Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığını ileri sürmüş; davalı gerçek kişiler ise taşınmazların önceki Mahkeme kararıyla oluşan tapu kayıtları kapsamında bulunduğunu savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 02... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.452,46 m²lik kısmının Hazine adına, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 1.949,31 m²lik kısmı ile (C) harfi ile gösterilen 239,09 m²lik kısmının aynı adanın son parsel numaraları verilmek suretiyle ... adına tapuya tesciline; dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın ise fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.853,27 m², (D) harfi ile gösterilen 396,65 m², (E) harfi ile gösterilen 470,22 m², (G) harfi ile gösterilen 1.091,55 m², (H) harfi ile gösterilen 67,76 m² ve (I) ile (İ) harfleri ile gösterilen toplam 7,09 m² yüzölçümlü kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı Hazine adına, aynı taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.483,78 m², (C) harfi ile gösterilen 294,57 m², (F) harfi ile gösterilen 3,55 m² ve (K) harfi ile gösterilen 460,66 m² yüzölçümlü kısımlarının aynı adanın son parsel numaraları verilerek ayrı ayrı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''davalı ..., ... ve ...’in 1 02... parsele yönelik temyiz itirazlarının, bu taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinmeye elverişli nitelikte zilyetlikleri bulunmadığından reddine; Hazinenin 1 02... parselin (B) ve (C); 1 02... parselin (B), (C), (F) ve (K) bölümlerine; ..., ... ve ...’in ise 1 02... parselin (A), (D), (E), (G), (H), (I) ve (İ) bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından ise İlk Derece Mahkemesi araştırmasının yetersiz olduğu belirtilerek, fen bilirkişi raporunda taşınmazların bir kısmının tevzi parsellerine, bir kısmının tevzi tapusu bulunmayan ancak paftada yer alan bazı parsel numaralarına, bir kısmının ise sınırları belirgin olmayan 424 numaralı mera parseline denk geldiği belirtilmesine rağmen tevzi parsellerine ait belirtmelik tutanaklarının getirtilmediği, tapu kayıtlarının iktisap sebebinin araştırılmadığı, belirtmelik bilirkişilerinin dinlenmesinin değerlendirilmediği, mera haritası, tevzi haritası ve kadastro paftasının çakıştırılmadığı, taşınmazların tevzi veya mera kapsamında kalıp kalmadığının netleştirilmediği, ayrıca zilyetlik iddialarının 3402 sayılı Kanun'un 14... ncı maddelerine göre incelenmediği, memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde kullanım araştırması yapılmadığı'' gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline; yine 1 02... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi ve orman kadastrosu çalışmaları 5304 sayılı Kanun'a göre birlikte gerçekleştirilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.