3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu taşınmazın yüzölçümünde yaşanan azalmaya itiraz davasının reddine dair temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, adına kayıtlı taşınmazın 22/a uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda yüzölçümünün haksız yere azaldığı iddiasıyla kadastro tespitine itiraz davası açılmış; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde, tesis kadastrosundan gelen sınırların geçerli olduğunu, teknik yetersizliklere rağmen güncelleme kadastrosunda davacının hak kaybına neden olan bir ölçüm veya sınırlama hatası bulunmadığını tespit ederek davanın reddine karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2499 E.  ,  2025/6616 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/673 E., 2025/176 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/66 E., 2024/6 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sonucunda Sivas ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1 03... parsel sayılı ve 3.077,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 2.208, 64... yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı dava dilekçesinde; Sivas ili ... köyünde 2004 yılında yapılan kadastro çalışması ile adına tespit edilen 1 03... parsel numaralı ve 3.077,86 metrekare olan taşınmazın 22/a çalışması sonucu 1.900 metrekare olarak değiştiğini, kadastro çalışmasına itirazda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını ileri sürerek kadastro tespitine itiraz etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın lehine düzeltme yapılan komşu taşınmaz maliklerine yönetilmesi gerektiğini, Tapu Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, güncelleme kadastrosunun usulüne uygun yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davacıya ait 1 03... nolu parselin devamında hak talep ettiği 1 03...
parsel ve 1 03... parsel ile olan müşterek sınırı yenileme çalışmalarında geçerli
sınır tipinde alındığı yani tesis kadastrosu esnasında oluşturulan sınırda herhangi
bir değişiklik yapılmadığının, ölçüm hatası olmadığı, çekişmeli 103/ 33... ada 14... parseller ile olan sınırın kadastro sırasında da mevcut sınır olduğu, hava fotoğrafı incelemelerinin de sonucu desteklediği sonuçlarına varıldığı, bilirkişi raporlarının gerekçeli, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli oldukları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin; yukarıda belirtilen kararına karşı davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.11.2023 tarihli raporda; tesis kadastrosu orijinal verilerinden sayısallaştırma yapıldığı, kuzey sınırını oluşturan 34, 36 parsellerin ve doğu sınırını oluşturan 60 parselin ve güney sınırını oluşturan 62 parselin sabit sınır tipinde alındığı, bu sınırlarda şahıs parsellerinin mevcut olduğu, zeminde sınır ayrımları belirgin olmayıp geçerli sınır tipinde alınması gerekirken sabit sınır tipinde alınmasının hatalı bir uygulama olduğu, ancak bu hatanın kullanım kadastrosunun sonuçlarını değiştiren ve davalı tarafından iddiaya konu çekişmeyi doğuran hata olmadığı, batı sınırında ise 14... parsellerin geçerli sınır tipinde alındığı, yapılan bu sınır tipi belirlemesinin doğru bir uygulama olduğu, keşif mahallinde yapılan ölçünün tesis kadastrosundaki sınırlandırma ve ölçü ile uyumlu olduğu, verilerde sınırlandırmadan kaynaklı ölçü/tersimat hatası olmadığı, keşif tarihi itibari ile zeminde yapılan ölçünün güncelleme kadastrosu çalışmalarında oluşturulan sınır ile tecviz sınırları içinde örtüştüğünün görüldüğü, tesis kadastrosunun orijinal ölçüleri ile zemin karşılaştırılarak kontrol edildiği ve ölçü hatası olmadığı sonucuna varıldığı, böyle bir durumda yapılan güncelleme çalışmasının teknik sebeplerle yetersiz kaldığı belirtilmiştir. Sınırlandırma ise mevcut bilgi ve belgelere göre ve muhtar ve bilirkişi beyanlarına göre yapılmış olmakla yapılan ölçü ile çakıştırılmış ve yanılma sınırları içerisinde sınırlandırmanın hatalı olmadığı keşif sırasında gösterilen ve fen bilirkişisi tarafından ölçülen alanın davalı taşınmazın batı sınırında 1 03... ve 14 parsel ile müşterek sınırında mevcut bir çekişme olduğu anlaşılmış olup bu sınırın tesis kadastrosunda da mevcut olan bir sınır olduğu ve bu sınırda tesis kadastrosu tespit tarihinden evvel bir sınırlandırma hatası bilimsel olarak tespit edilemediğinden bu sınırın alınması gerektiği, bu sınırın bu şekli ile tesis kadastrosunda tahdidinin yapıldığı ve uygulama kadastrosunda da aynı şekli ile alındığı, güncelleme kadastrosu sırasında tespit edilen sınır tipleri ve sınırlandırma ile uygun olduğu ve tecvizi sınırlar içinde örtüştüğü, 1955, 1957, 1979, 2012, 2021 tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofotoda da çekişmeli 103/ 33... ada 14... parseller ile olan sınırın kadastro sırasında da mevcut sınır olduğu sonucuna varıldığı, bu sınırın Uygulama Yönetmeliğinde tanımını bulan geçerli sınır olarak alındığı, fen bilirkişisi tarafından krokisinde 103/14/A ve 103/15/B ile gösterilen kısmın çekişmeye konu kısım olup 1 03... parselin tesis kadastrosu tespit tarihinden öncesine ait hava fotoğraflarının hiçbirisinde müstakil bir parsel görünümünde olmadığı, hava fotoğraflarının tümünde zeminin bir bütün halinde olduğu ve hâli nitelikli olduğu, 1 03... parselin tesis kadastrosu çalışmalarında zilyetlik unsurları ile tescil gördüğü ve bu tarihten sonra izlenebilen 2012 yılı da dahil görüntülerde (A) ve (B) ile gösterilen çekişmeye konu kısımların 1 03... parsel ile bir bütünlük arzetmediği, ancak bu tarih sonrası uydu ve ortofoto görüntülerinde (A+B) ile gösterilen kısmın 1 03... parsel ile bir bütün olduğu ve bu şekli ile kullanıldığı anlaşılmış olup tespit tarihinin 2003 yılı olduğu ve uydu ve ortofoto görüntülerinin 2003 yılı sonrasına ait olduğu, güncelleme çalışmaları sırasında dava konusu 103/33, 103/ 14... nolu parselin müşterek sınırında hatalı bir uygulama yapılmadığı yönündeki bilirkişi raporları, dosya kapsamındaki nicelenen hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve diğer belgelere göre hükme esas alınmaya değer olup, bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazının yüzölçümünde azalma olmasının mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, eski ve yeni krokilerin çakıştırılmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.