İcra hukukunda, uyuşmazlık değerinin yasal temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle borçlu ve alacaklının Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz taleplerinin usulden reddi.
Özet: Bu karar, icra hukuku kapsamında bölge adliye mahkemesince verilen bir hükmün temyiz incelemesine tabi tutulmasında, şikayetçi borçlunun temyiz talebinin, uyuşmazlık konusu miktarın yasal temyiz kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle esasa girilmeksizin reddine yöneliktir. Bu nedenle, temyiz kabiliyeti olmayan asıl talebin reddedilmesi üzerine, ona bağlı olan şikayet edilen alacaklının katılma yoluyla yaptığı temyiz başvurusu da, usul hükümleri gereği, esastan incelenmeden reddedilmiş olup, böylece her iki tarafın temyiz itirazı da kabul görmemiştir.
12. Hukuk Dairesi         2025/4392 E.  ,  2025/7198 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Şikayetçi borçlunun temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
02.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 01.01.2024 tarihinden itibaren üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası'na, 01.01.2025 tarihinden itibaren de beş yüz kırk dört bin Türk Lirası'na çıkarılmıştır.
Temyiz, mahkemece hükmedilen 725.467,50 TL ile borçlu tarafından ileri sürülen 564.874,00 TL arasındaki 160.593,50 TL tutarındaki farka ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
5311 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2- Şikayet edilen alacaklının katılma yolu ile temyiz dilekçesinin incelenmesinde ise;
2004 sayılı İİK’nın "Temyiz yoluna başvurma ve incelenmesi" başlıklı 364. maddesinin 2. fıkrasında, "Yukarıda belirtilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurma ve incelenmesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 366/1. maddesinde; “Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 3 43... ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır." hükmü, yine aynı Kanun’un “Katılma yoluyla başvurma" başlığı altında düzenlenen 348/2. maddesinde; “istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir" hükmü düzenlenmiştir.
Buna göre; katılma yolu ile temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olup ona tabidir. Bu nedenle asıl tarafın temyiz talebi esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile temyiz talebi de reddedilir.
Bu durumda, şikayetçi borçlunun temyiz talebi esasa girilmeden reddedildiğinden, katılma yoluyla temyiz talebinde bulunan şikayet edilen alacaklının temyiz talebinin de 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 3 66... /2. maddeleri uyarınca REDDİNE, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.