Hekime açılan rücu davasında, 3359 sayılı Kanunun Geçici 13. maddesi gereği Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru şartının yerine getirilmemesi üzerine davanın usulden reddi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi.
Özet: Bir idarenin, ölü doğum nedeniyle ödediği tazminatı bir doktordan rücuen tahsil etme talebiyle açtığı davada, alt mahkemelerin doktoru kusursuz bulup davayı reddetmesinin ardından, Yargıtayın 3359 sayılı Kanuna eklenen geçici madde gereği davacının Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurma zorunluluğu getiren bozma kararı uyarınca, davacının bu yasal şartı yerine getirmemesi nedeniyle dava, dava şartı yokluğundan usulen reddedilmiş olup, bu ret kararının davalı vekalet ücreti yönünden temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
4. Hukuk Dairesi         2025/8140 E.  ,  2025/13312 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/369 Esas, 2025/197 Karar
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde uzman doktor olarak görev yaptığını, dava dışı ... ve ...'in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak dünyaya geldiğini, dava dışı anne ve baba tarafından Samsun 1. İdare Mahkemesinin 2017/1961 esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine tazminat davası açıldığını, dava sonucunda hükmedilen tazminatın hak sahiplerine davacı idare tarafından ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 196.453,03 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı doktorun meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamen dava dışı gebe hastayı sancısı olmasına rağmen sabaha kadar doğum salonunda bekleten doğum odası görevlilerinde ve nöbetçi doktorda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 2020/ 87... /276 Karar sayılı kararıyla davalı doktorun kusurlu olmadığının dosya kapsamında anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2021 tarihli ve 2021/2435 Esas, 2021/2440 Karar sayılı kararıyla dava dışı bebeğin ölümünde davalı doktorun tıbbi kusurunun bulunmadığına dair yerel mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu, istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 06.02.2024 tarihli ve 2021/259 24... /1125 Karar sayılı ilamıyla, Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haiz olduğu, Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece bozma ilamına uyularak 07.01.2025 tarihli duruşma ara kararında davacı tarafa 3359 sayılı Kanunun geçici 13. maddesi gereği aynı Yasanın ek 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurmak için 2 aylık süre verildiği, davacı tarafın 29.04.2025 tarihli duruşmadaki beyanında ceza mahkemesinde davalının beraat etmesi nedeniyle başvuruda bulunulmadığını bildirdiği bu durumda davanın HMK 114/2. maddesi gereği dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine, davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın vekalet ücreti yönünden hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca usulden değil esastan red kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı doktorun kusurlu eylemi nedeniyle davacı idare tarafından hak sahiplerine ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı idarenin Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuruda bulunması için süre verildiği, davacı tarafından verilen süre içerisinde davalının ceza mahkemesinde beraat etmesi nedeniyle başvurunun yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. maddenin 2. fıkrasının son cümlesi olan "... Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez." ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2023/ 29... /112 Karar sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Şu durumda İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda açıklanan iptal hükmü uyarınca davanın usulden reddedildiği durumlarda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VII.KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.