Davacı muhasebecinin sigortasız hizmet tespiti davasında, iş ilişkisi yerine gönül ilişkisi ve kötü niyet savunmasıyla yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Bu hizmet tespiti davasında davacı, davalı şirkette muhasebeci olarak sigortasız çalıştığı dönemin tespitini talep etmiş, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davayı kabul ederek 435 günlük sigortasız çalışma süresinin tespitine karar verirken; davalı vekili, taraflar arasında iş ilişkisi değil, şirketin sahibi ile davacının gönül ilişkisi bulunduğunu, yapılan ödemelerin bu ilişkiden kaynaklanan karşılıksız kazandırmalar olduğunu, davacının kötü niyetle hareket ettiğini, tanık beyanlarındaki çelişkilere dayalı hükmün hatalı olduğunu ve bir muhasebecinin primlerinin ödenmediğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/6546 E.  ,  2025/11579 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2353 E., 2025/61 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/277 E., 2023/179 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait işyerinde muhasebeci olarak 01.01.2018-15.03.2019 tarihleri arasında; aralıksız, kesintisiz ve tam zamanlı olarak çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili; davacı ile davalı arasında 01.01.2018 başlangıç tarihli 15.03.2019 bitiş tarihli iş sözleşmesi akdetmiş olduklarına ilişkin iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili; davacının .... Tic. Ltd. Şti. adına ... sicil sayısında işlem gören duvar kaplama faaliyeti işyerinde 01.01.2018-15.03.2019 tarihinde çalışması bulunduğuna dair bir belgeye rastlanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacı ... ve ... kızı, 12.11.1979 doğumlu, ... TC kimlik numaralı ...'un bir hizmet akdine bağlı olarak davalı ... Tic. Ltd. Şti.nin .... sicil numaralı işyerinde; 01.01.2018-15.03.2019 tarihleri arasında 435 gün sigortasız olarak çalıştırıldığı ve davacının bu sürede kesintisiz olarak çalıştığı anlaşıldığından 435 günlük sürenin 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası gereğince sigortalılık süresi olarak tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; öncelikle Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, kararın hatalı olduğunu, bilirkişinin değerlendirmelerini tanık beyanları uyarınca yaptığını, sırf tanık beyanları ile kanaate varmasının doğru olmadığını, zira tanık beyanları arasında büyük çelişkiler bulunduğunu, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin sıradan bir arkadaşlık ilişkisi olmadığını, gönül ilişkisi olduğunu, davacı ile davalı şirket sahibi arasında gönül ilişkisinin devam ettiği süreçte davalı evli olduğundan eşi tarafından davacıya yapılan ödemelerin fark edilmemesi amacıyla yapılan ödemelere SGK primi, maaş farkı, vergi ödemesi gibi açıklamalar yazdığını ve şirket banka hesabından ödemeler yaparak davacıya maddi destekte bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklı davacının hesabına gönderilen meblağların karşılıksız kazandırma niteliğinde olduğunu, ancak mahkemece taraflar arasındaki gönül ilişkisi göz ardı edilerek kanaat oluşturulduğunu, davacı ile davalı şirket sahibi arasındaki ilişkinin iş ilişkisi değil, gönül ilişkisi olduğunu ve bu nedenle davalı ile ara sıra iş yerine gidip geldiğini, davacının, davalının evli olması nedeniyle aralarındaki ilişkinin çalışanlar tarafından anlaşılmaması için iş yerinde çalışan diğer kişilere "muhasebeci olarak çalışıyorum" dediğini, bu ilişki nedeniyle ara sıra iş yerine uğrayan davacının, daha sonra bu ilişkinin bitmesi ve davalının eşi ile aralarında ceza davasının görülmesine kadar giden olumsuz süreçte davalıdan tabiri caizse daha fazla ne kadar koparabilirim maksadıyla işbu davayı ikame ettiğini, kendisinin iş yerinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, davalı şirket nezdinde çalışan her işçinin sigortasının yapıldığını, yalnızca davacının böyle bir dava ikame etmiş olmasının kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, davacının iş yerinde muhasebeci olarak çalıştığını iddia ettiğini, daha önceki beyanlarında da ifade ettikleri üzere bir iş yerinde muhasebeci olarak çalışan birinin SGK primlerinin ödenmediğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğnu, iş yerlerinde bu primlerin yatırılmasından sorumlu olan kişilerin zaten muhasebeciler olduğunu, sırf bu durumun bile davacının kötü niyetle hareket ettiğini, iş yerinde herhangi bir çalışması olmadığını ortaya koyduğunu, davacının, davalı şirkette 2018 yılının Ocak ayı ile 15.03.2019 tarihleri arasında çalışmasının olduğu yönündeki haksız beyanlarını yazılı bir belge ile ispatlayamadığı gibi, tanık beyanları arasındaki çelişkinin de davacının meramını açıklar vaziyette olmadığını, herhangi bir yazılı belge olmadan sırf çelişkili tanık beyanlarının hüküm kurmaya yeterli şekilde olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporuna esas tanık beyanları incelendiğinde; kimi tanıkların davacıyı tanımadıkları, kimi tanıkların ise davacının belirsiz saatlerde düzensiz olarak işverenin arkadaşı sıfatıyla iş yerine geldiğini belirttiklerini, kimi tanıklar ise davacının sürekli ve kesintisiz bir şekilde iş yerinde çalışmış olduğunu belirtseler de bu tanıkların ifadeleri incelendiğinde tanıklık yaptıkları çalışmalara dair görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, bilirkişi raporunda ayrıca banka hesap dökümünün esas alındığı belirtilmişse de bankaya davacı adına yatırılan tutarların davacının iş yerinde fiilen çalıştığını göstermediğini, haliyle çelişkili tanık ifadeleri de fiili çalışmayı kanıtlamayan banka hesap dökümü esas alınarak oluşturulan bilirkişi raporuna ve iş bu bilirkişi raporuna istinaden mahkemece verilen kabul kararına katılmanın kesinlikle mümkün olmadığını, Kurum kayıtlarının güvenilir kayıtlar olması ve kurumca söz konusu resmi kayıtlar esas alınarak işlem yapıldığından davacının kötüniyetli olarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka ve kanuna tamamen aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3.Dosyanın incelenmesinde; davacının talebine konu dönemde herhangi bir sigortalılık kaydının mevcut olmadığı 15.02.2016 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, davalı şirketin duvar kaplama mahiyetinde 23.12.2017 tarihinden itibaren Kanun kapsamında olduğu, davalı firma tarafından davacının banka hesabına ilki 30.05.2018 olmak üzere-08.04.2019 tarihine kadar düzenli ödemelerin yapıldığı, Mahkemece dinlenen kamu ve bordro tanıklarının ifadelerinde genel olarak davacının muhasebe elemanı olarak çalıştığının belirtildiği anlaşılmakla, Mahkemece davacı yanın talebi gibi davanın kabulüne karar verilmişse de, verilen kararın eksik incelemeye dayalıdır.
Dosya içeriğine göre Mahkemece dinlenen tanık anlatımlarında, davacının 01.01.2018 tarihinde çalışmaya başladığına yönelik olarak net bir beyanın bulunmadığı, dinlenen bordro tanıklarından ...'un, davacının çalışma süresinin başlangıcına ilişkin olarak 2017 yılı Mayıs ayında işe başladığını belirttiği, nitekim davalıya ait iş yerinin de 2017 Aralık'ta Kanun kapsamına alındığının anlaşılmasına göre, davacı yanın talebi birlikte değerlendirildiğinde, davacının 2017 yılında çalışmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Dosyada yer alan banka kayıtlarına göre de; 30.05.2018 tarihi itibariyle davacı adına davalıya ait iş yerinden yapılan düzenli ödemelerin olduğunun anlaşılmasına göre, davacının 2018 Mayıs ayında çalışmaya başladığı açık olup Mahkemece davacının hesabına yapılan ilk ödeme tarihi hizmet başlangıcı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken yetersiz tanık beyanlarına itibarla yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.