7326 sayılı kanun ile yapılandırılan prim borçlarına SGK tarafından icra yoluyla satılan taşınmazın ihale bedelinin mahsup tarihi ve peşin ödeme avantajını etkileyen kurum uygulamasının incelenmesi.
Özet: Davacı şirket ve yetkilisi, SGKya olan prim borçlarını 7326 sayılı Kanun ile yapılandırdıktan sonra, şahıslarına ait olup SGK tarafından haczedilerek ihale yoluyla satılan bir taşınmazdan elde edilen 195.000 TLlik ihale bedelinin, birinci sıradaki vergi dairesi alacağı ödendikten sonra, yapılandırılan borcun peşin ödeme tutarından mahsup edilmesini talep etmiştir; ancak SGK, bu tutarın tahsilat tarihindeki borç durumuna göre faiziyle birlikte mahsup edilmesi gerektiğini iddia ederek talebi reddetmiş, böylece taraflar arasında kalan borç miktarı konusunda bir ihtilaf ortaya çıkmıştır.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3030 E., 2025/231 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş MahkemesiSAYISI : 2022/45 E., 2024/175 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin .... sicil numaralı iş yeri dosyalarından davalı SGK Başkanlığına prim borçlarının bulunduğunu, prim borçlarından da diğer davacı ...'in şirketin yetkilisi olması nedeniyle şahsen sorumlu tutulduğunu ve davacının hakkında icra takibi yapıldığını, her iki müvekkilinin 7326 sayılı Kanun gereği yasal süresi içinde davalı Kuruma başvurarak, bu borcu yapılandırdıklarını, yapılandırılan borcun peşin ödendiğinde 221.600,00-TL olarak davalı Kurum tarafından hesaplandığını ve yasa gereği, borcun 30.11.2021 tarihine kadar peşin ödenmesi gerektiğini, davacı müvekkili ...’e ait Denizli ili ... ilçesi ... mahallesi ... mevkisi 177 ada ve 1 parselde kayıtlı bulunan 3 00... yüzölçümlü, 2 katlı betonarme bina niteliğindeki taşınmazın ½ hissesinin, 28.06.2020 tarihinde, davalı Kurum tarafından, SGK Başkanlığının 81555977-206.16.04.02-E.5429169 sayılı ve 09.04.2019 tarihli, 2019/106 satış dosyasından ihale edildiğini, bu ihaleye ... isimli kişinin katıldığını ve bu kişi tarafından ihale dosyasına 28.06.2019 tarihinde teminat ve 08.07.2019 tarihinde de kalan ihale bedeli olmak üzere toplam 195.000,00-TL yatırıldığını, ihale ile ilgili olarak, Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/327 Esas sayılı dosyasında, 06.07.2020 tarihinde, ihalenin feshi talepli dava açıldığını, ihalesi yapılan gayrimenkulün tapu kaydı üzerinde 1. sırada ... Vergi Dairesinin haczinin bulunduğunu, yani davalı SGK Başkanlığının müvekkilinin gayrimenkulünü ihale etse dahi bu ihaleden dolayı satış aşamasında 2. sırada olduğundan dolayı tahsilat yapma şansının bulunmadığını, ihalenin feshi davasından davacı tarafın 23.11.2021 tarihinde davadan feragat ettiğini, bu sebeple, Mahkemenin 2020/327 Esas ve 2021/915 Karar sayılı, 23.11.2021 tarihli ilamıyla davanın reddedildiğini, bu kararın 04.12.2021 tarihinde istinaf edilmemekle kesinleştiğini, ihale kesinleşmeden davalı SGK Başkanlığının bu ihale bedelini tevziye tabi tutması veya borca mahsuben tahsilat yapabilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki gayrimenkulün üzerinde 1. sıra alacaklısı ... Vergi Dairesinin bulunduğunu, yani davalı, gayrimenkulün satışını yapsa dahi öncelikle ihalenin kesinleşmesi, bundan sonra da ihale bedelinin derece kararı yapılarak paylaştırılması gerektiğini, davalının yatırılan 195.000,00-TL ihale bedelini alma, kullanma veya borçtan mahsup etme hakkı ve yetkisinin bulunmadığını, müvekkillerinin ihalenin feshi talepli davanın reddine ilişkin Mahkeme kararı sonrası ... Vergi Dairesine 7326 sayılı Kanun gereği yasal süresi içinde başvuruda bulunduğundan ve vergi dairesine olan şirket borçlarını da yapılandırdığından peşin ödeme kapsamında 01.11.2021 tarihinde borcu ödediğini ve vergi dairesinden borcun bittiğine dair yazı aldığını, ayrıca aynı tarih itibariyle 1. sıra alacaklısı olan vergi dairesine gayrimenkul üzerindeki haczi de fek ettirerek, haciz fek yazısını da Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne 19.11.2021 tarihinde verdiğini, davalı SGK'nın ihale bedelini tahsil etme hakkının ancak müvekkillerinin 1. sıra alacaklısı olan vergi dairesinin alacağını ödeme tarihi olan 01... tarihinde doğduğunu, bu nedenle müvekkilinin 24... tarihinde davalı Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yazılı müracaatta bulunarak, ihale bedeli olan 195.000,00-TL'nin peşin ödeme kapsamında 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığı borçtan mahsup edilmesini ve geriye kalan 26.600,00-TL'yi de ödeyeceklerini bildirdiğini, davalı Kurum'un icra servisinin bu konuda genel müdürlükten görüş almaları gerektiğini belirttiğini ve müvekkilinin talebini genel müdürlüğe gönderdiğini, buna karşılık olarak, davalı Kurumun Asım Temel isimli genel müdürlük yetkilisinin, 25.11.2021 tarihli ve 35698626 sayılı yazıyla, müvekkillerinin yatırılan teminatın ve paranın peşin ödeme kapsamında borçtan mahsup edilmesi yönündeki talebini reddettiğini, buna gerekçe olarak, paranın tahsilat tarihi itibariyle düşülmesi gerektiğini, tahsilat tarihinde yapılandırma olmadığından tahsilatın borcun faizine ve ana paraya bölüştürülerek tahsilat yapılması gerektiğini belirttiğini, bu yazı sonrası müvekkilinin gayrimenkul satışından gelen para borcundan mahsup edildiğinde ise geriye kalan borcunun 150.853,00-TL olarak tespit edildiğini, bu arada müvekkillerinin 30.11.2021 tarihi itibariyle peşin ödemeden geriye kalan 26.600,00-TL'yi de davalı Kurumun banka hesabına nakden ödediklerini, müvekkillerinin davalının haksız uygulamaları sonucu peşin ödeme hakkını yitirdiklerini, yapılandırma haklarını kaybetmemek için dava haklarını saklı tutarak davalı Kuruma 30.11.2021 tarihli ve 36007704 sayılı dilekçeyle, peşin ödemeyi tamamlayamayacaklarından geriye kalan 150.853,00-TL'yi de taksitle ödemeye yönelik talepte bulunduklarını, açıklanan nedenlerle haksız uygulama sonucu davalı Kurumun müvekkillerine 150.853,00-TL borç çıkartmasının hatalı bir uygulama olduğunu, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan olaylarda, davalının Kurum hesabına teminat olarak yatan paraları yattığı tarih itibariyle borçtan mahsup etmesinin hukuken mümkün olmadığını, ancak ihalenin kesinleşmesi ve 1. sıra alacaklısının alacağının ödenmesiyle bunun mümkün olduğunu, yani Kasım 2021 tarihinden önceki tarihli tahsilat yapılamayacağını beyanla müvekkillerinin yapılandırma kapsamında borcunun kalmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacıların Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün .... sicil numaralı dosyalarında işlem gören iş yerlerinin 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmesi sebebiyle davacıların davalı Kuruma bu kapsamda 30.11.2021 tarihi itibarıyla borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olarak açılmış olmasının ve Mahkeme tarafından da hukuki nitelendirmenin aynı şekilde yapılmış olmasının hatalı olduğunu, davaya konu işlemin Kurum işlemi olduğunun, bu bakımdan Mahkeme tarafından borçlu olup olunmadığından önce Kurum işleminin yerinde olup olmadığının tartışılması gerektiğini, bu sebeple menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın kabulüne yönelik kararının dosyanın eksik inceleme ve delillerin yanılgılı değerlendirme neticesinde verilmiş olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yapılandırma kapsamında borcun kalmadığının tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanun'la yapılan bu değişiklik aynı Kanun'un 8. maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun'la aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanun'un yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun'un getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise 6183 sayılı Kanun'un zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesinde ise zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.3.Eldeki dosyada davacının, üç ayrı iş yerine ait prim borçlarından dolayı kurum tarafından takip yapıldığı, takip sonucu gayrimenkullerin haczedilerek paraya çevrildiği, ilk sıradaki vergi alacaklarının yapılandırılması sebebiyle satış bedeli üzerinde Kurum alacağının kesinleştiği, bunun sonucunda artık bu miktar Kuruma ödenmesi gereken bir miktar haline geldiğinden davacının bu para üzerinde herhangi bir tasarrufunun bulunamayacağı, dolayısıyla başka bir müessese olan yapılandırma aşamasında bu miktarın peşin olarak kabulünün mümkün olmadığı açık olup Kurum işlemi yerinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.