Farklı kadastro çalışmaları sonucunda 60 ve 61 numaralı parsellerin orman vasfı ve mülkiyetine ilişkin yargıtay içtihadı.
Özet: Bu hukuki metin, orman idaresi ve hazine tarafından, kadastro sırasında şahıslar adına tarla olarak tespit edilmiş iki parselin devlet ormanı veya hazine arazisi olduğu iddiasıyla açılan davada, davalıların murislerinden intikal eden taşınmazların orman niteliğinde olmadığını savunmasına ilişkindir; ilk derece mahkemesinin 2008 tarihli orman kadastrosunu ikinci kadastro kabul ederek davanın reddi yönündeki kararı, Yargıtay tarafından, 1949da kesinleşen bir orman tahdidinin bulunması, orman ve genel arazi kadastrolarının hukuken farklı nitelik taşıması, genel kadastro sonrası yapılan orman kadastrosunun "ikinci kadastro" olarak kabul edilemeyeceği, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği ve yeterli keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaması gibi gerekçelerle bozulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2023/4285 E.  ,  2025/6723 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Serik Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2017/11 E., 2023/11 K.
DAVACI : Orman İdaresi vekilleri Avukat Ceren Yentür, Avukat Özlem Şalgam Karakoca
ASLİ MÜDAHİL : Hazine vekili Avukat Gülcan Özdemir
DAVALILAR : Yusuf Küçük vd.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Orman İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında bulunan 60 ve 61 parsel sayılı sırasıyla 163.375,00 m² ve 15.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Ocak 1949 tarihli ve 15 ve Mayıs 1953 tarihli ve 28 sıra nolu tapu kayıtları nedeniyle tarla niteliği ile ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... (...) köyünde orman kadastrosunun 19.08.2008 tarihinde ilan edildiğini, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların Devlet Ormanı olduğunu, halen de orman niteliğinde bulunduklarını, orman bütünlüğü içinde olduklarını belirterek, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi istemiyle her bir parsel hakkında ayrı dava açmıştır.
3. Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar duruşmadaki beyanlarında özetle; dava konusu parsellerin yıllardan beri kullandıkları taşınmazlar olduğunu, murislerinden kendilerine intikal ettiğini, taşınmazların orman ile bir ilgisinin bulunmadığnı beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.09.2014 tarihli ve 2015/16783 Esas, 2017/4850 Karar sayılı kararıyla; yörede genel arazi kadastrosunun 1954 yılında yapılıp kesinleştiği, 19.08.2008 tarihinde ilân edilen orman kadastrosunun ikinci kadastro olduğu gerekçesiyle Orman İdaresi ve Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Orman İdaresi ve asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2015/16783 Esas, 2017/4850 Karar sayılı ilamıyla; "Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 19.08.2008 tarihinde ilân edilerek eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamış ise de dosyada bulunan orman rejimi dışına çıkarma haritası ile çalışma tutanaklarından; çekişmeli 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün 1949 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içinde oldukları, 19.08.2008 tarihinde ilânı yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında ise bir kesiminin Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu gibi orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu işlemleri, tâbi oldukları kanun, hukukî konuları ve doğurdukları sonuç itibariyle birbirinden farklı olduğundan, genel kadastrodan sonra yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulaması da 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddesi anlamında 2. kadastro olarak kabul edilemez. 3402 sayılı Kanun'un 22. maddenin beşinci fıkrasında “Tahditleri yapılarak kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıt ve belgeler tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır” hükmü bulunmaktadır. 3402 sayılı Kanunun yürürlüğü tarihinden önce genel kadastrosu yapılan yerlerde, tahditleri yapılmayan ormanlarda ve yine bu yasanın yürürlüğünden sonra aynı Kanun'un 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan çalışma sonucu tescili yapılan ormanlarda ne gibi işlem yapılacağı konusunda Kadastro Kanununda hüküm bulunmadığından, bu tür ormanlar hakkında özel kanun olan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun uygulanması gerekir. Anılan Kanun'un 22.05.1987 tarihli ve 3373 sayılı Kanunla değişik 7. maddesinde “Devlet ormanlarının, hükmü şahsiyete haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” hükmü bulunmakta olup, kanun maddesinde daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan taşınmaz ayrımının yapılmadığı görülmektedir. 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerini değiştiren 3373 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra bu kanun hükümlerine göre çıkarılan ve 02.09.1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin kapsamı başlıklı 2.; Orman Kadastro Komisyonlarının Görevi başlıklı 8. maddelerinde hangi taşınmazların orman kadastrosunun yapılacağının gösterildiği, Tapu ve Kadastro Dairelerinden İstenecek Bilgi ve Belgeler başlıklı 18. maddesinde “orman kadastrosu yapılacak yerlerin daha önce tapulaması yapılmış ise, kadastro pafta örnekleri ile tapu kayıt örneklerinin tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden getirileceği”, Devlet Ormanları Olarak Sınırlandırılacak Yerler başlıklı 23. maddesinde tapulu - tapusuz ya da daha önce arazi kadastrosu yapılan yer ayrımı yapılmaksızın 6831 sayılı Kanunda tanımı yapılan yerlerin ve 4785 sayılı Kanun gereğince devletleştirilmiş veya devletleştirmeye tâbi ormanlar ile Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilâmı bulunan yerlerin orman kadastrosunun yapılacağı ve aynı Yönetmeliğin Orman Olarak Sınırlandırılan Tapulu Yerlerin Orman İşletme Müdürlüğüne Bildirilmesi başlıklı 29. maddesinde “Orman Kadastro Komisyonlarının, orman olarak sınırlandırılan tapulu yerleri, harita, liste ve tutanaklarını Orman İşletme Müdürlüklerine göndereceği ve müdürlük tarafından kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan hukuken geçersiz hale gelmiş tapuların kısmen veya tamamen iptali için gerekli işlemlerin yapılacağı” ve 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile ve yine 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanunla değiştirilen 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi ile daha önce orman kadastrosu yapılan ancak herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan ormanların dahi orman kadastrosunun yapılabileceği" öngörülmüştür. Böylece daha önce orman kadastrosu yapılan yerlerde dahi orman kadastrosu yapılmasının ikinci kadastro olmayacağı kanunla de hüküm altına alınmıştır. 15.07.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 02.09.1986 tarihli Yönetmeliği Yürürlükten Kaldıran Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 2, 10, 21, 26, 27 ve 32. madde hükümleri de birlikte değerlendiğinde, daha önce orman kadastrosu yapılan yerlerde veya daha önce genel arazi kadastrosu yapılan yerlerde, sonradan orman kadastrosunun yapılmasının kanunî olduğu, dayanılan kanun kuralları ve hukukî sonuçları farklı olduğundan orman ve arazi kadastrosunun birbirine karşı ikinci kadastro olmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. 3116 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.06.1937 ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 08.09.1956 tarihinden bu yana Orman Genel Müdürlüğünün uygulamaları da bu doğrultudadır.
Hal böyle olunca; somut uyuşmazlıkta ikinci kadastro sözkonusu olmadığından işin esasına girilmeli, eldeki dava 19.08.2008 tarihinde ilânı yapılan sınırlaması yapılmamış yerlerdeki orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulamasının askı ilân süresi içinde açıldığından anılan işlemlere itiraz yönünden kadastro mahkemesinin, tapu iptali tescil istekleri yönünden ise dava ve katılma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 1 ila 8. maddeleri uyarınca genel hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gözetilmeli, iddialar ve savunma çerçevesinde tüm deliller toplanmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın orman kadastrosuna itiraza ilişkin olduğu, bozma ilamı doğrultusunda orman kadastrosuna, aplikasyona ve 2/B'ye itiraza ilişkin gerekli tüm bilgi ve belgeler toplanılarak keşfe çıkıldığı, keşif neticesinde hazırlanan 26.08.2022 ve 05.01.2023 havale tarihli bilirkişi raporlarının tek başına hüküm kurmaya elverişli olmasa da aynı bilirkişiler tarafından hazırlanan her iki bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde hukuki denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu raporlar doğrultusunda (5/I) harfi ile gösterilen taşınmazın orman niteliğini kaybetmediği halde 2/B bloğu içinde kaldığı, (5/I) harfi ile gösterilen yer dışındaki orman ve 2/B alanlarının birbiriyle çakıştığının açıkça anlaşıldığı, bu nedenlerle (5/I) harfi ile gösterilen 74,09 metrekare miktarındaki yerin ... Orman Bölge Müdürlüğünün 5 nolu Orman Kadastro Komisyonunca orman sınırı dışına çıkartılmasına ilişkin 2/B madde uygulamasının iptaliyle orman sınırları içerisine alınmasına karar verildiği gerekçeleriyle, dava konusu Yeşilyurt Mahallesi 107 ada 1 parsel (eski 60) sayılı taşınmaza yönelik davanın reddine, Yeşilyurt Mahallesi 116 ada 5 parsel (eski 61) sayılı taşınmaza yönelik davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 26.08.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda (5/I) harfi ile gösterilen 74,09 metrekare miktarındaki yerin orman sınırları içerisine alınmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince iki kez aynı bilirkişilerle keşfe gidilerek raporların alındığını, bu raporların tek başına hüküm kurmaya elverişli olmasa da birlikte değerlendirilmesi sonucu hukuki denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden ve 2/B çalışmasına ilişkin itirazlar tam olarak değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu karar verildiğini, bu nedenle davanın reddine dair kararın usul, kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bir kısmının orman sayılmayan alan olduğu tespit edilmişse de dava konusu taşınmaz bir bütün arz etmekte olup tamamının orman niteliğinde olduğunu, öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması toprağın orman olan niteliğini değiştirmediğini, tapulama harici bırakılmış olan bu taşınmazın bir bütünlük arz ettiğinden, tamamen “Orman” vasfında ve bu niteliği ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, temyiz edenin sıfatı ve temyiz nedenleri dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Orman İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.