Banka tarafından borçlunun şirket hisselerine haciz konulmasına dayanarak doğrudan iflası talep edilen davalı şirketin, banka ile doğrudan alacaklı-borçlu ilişkisi olmadığından iflas talebinin reddi.
Özet: Bir bankanın, borçlusunun tek hissedarı olduğu şirketin hisselerine ve hissedarın şirketten alacaklarına haciz koyarak İİK 177 kapsamında şirketin doğrudan iflasını talep ettiği davada, mahkeme, şirketin icra takibinde borçlu olmadığını ve banka ile şirket arasında doğrudan bir alacaklı-borçlu ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla hisse haczinin veya haciz ihbarnamesinin üçüncü taraf şirketi bankanın iflasını isteyebileceği bir borçlu haline getirmediğini belirterek, bankanın iflas talebi için gerekli doğrudan alacaklı sıfatını taşımadığına karar vermiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/953
KARAR NO : 2026/84
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 14/10/2025
KARAR TARİHİ : 21/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İflas (İİK 177) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----(----) isimli şahıs müvekkili bankanın borçlusu olduğunu,--- aleyhine ---- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü -----sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, bu icra takipleri kesinleştiğini, ic-ine 18.09.2025 Tarihli müdürlük kararı ile alacakları için haciz kararı verildiğini, işbu haciz kararı ---- Ticaret Odasına bildirilerek şirket tesciline işlenmiş ve aynı şekilde kanun gereğince davalı iflası istenen--- şirkete de 08.10.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, sonuç olarak yapılan bu işlemle beraber davalı iflası istenen şirketin bütün hisselerine ---- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyası alacağımız için haciz konulduğunu, müvekkili banka yapılan bu hisse haczi ile beraber şirketten kar payı ve şirketin sahibinin alacaklı olduğu tüm kalemler için alacak sahibi olduğunu, bu anlamda müvekkilinin tüm hisselere haciz konulması ile beraber iflası istenen davalı şirketten alacaklı olduğunu, bu haliyle müvekkili alacaklı olarak İİK m 177 ve İİK m 179 hükümleri doğrultusunda iflas isteyebilecek kişilerden olduğunu belirterek davanın kabulü ile----- Şirketi'nin iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE :
Dava İİK.nun 177/1,2 maddelerine dayalı iflas istemlidir.
Davacı dava dışı ---- karşı banka kredi alçağı sebebiyle icra takibi yaptığını bu takipte borçlunun tek hissedarı olduğu davalı ----- olan hisselerine haciz konduğunu, bu haciz işlemiş ile borçlunun şirketten olan tüm alacaklarına da alacak sahibi olduğunu, davalı şirketin ödemelerini tatil eylediğini ileri sürerek iflasını talep etmiştir.---- Banka Alacakları İcra müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası incelendiğinde bankanın borçlu ----- aleyhine 15/08/2025 tarihli takip talebi ile 28.117,04 TL alacak üzerinden takibe geçtiği görülmüştür. Takipte davalı şirketin borçlu olmadığı , üçüncü kişi olduğu, borçlunun davalı şirketin hissedarı olduğu açıktır.2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;
1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;
2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;
3-308 inci maddede ki hal varsa;
4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.
Davacı, İİK 177. maddesi uyarınca, davalının doğrudan iflasını talep edebilmesi için yasada belirtildiği şekilde iflasa tabi olan davalıdan hem alacaklı olduğunu hem de İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir. Ayrıca alacaklı her alacak için değil sadece para ve teminat alacakları için borçlunun iflasını isteyebilir. Nitekim para ve teminat borçlarından başka (mal teslimi borcu gibi) borçlar hakkında verilmiş ilamların da icrası alacaklıya iflas isteme hakkı vermez----İİK.nun 177. Maddesine göre alacaklı tarafından doğrudan iflas davasında davacı(alacaklı) alacaklısı olduğu borçlunun iflasını talep edebilir. Somut olayda davalı, dava dilekçesinde dayanak gösterilen takipteki borçludan farklı ayrı bir tüzelkişiliğe sahip hak sujesidir ve davacı bankanın davalı şirketten bir para alacağı yoktur. Takip borçlusunun davalıda mevcut olan alacağına İİK.nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilmiş olması davacı bankayı davalının alacaklısı haline getirmez. Haciz ihbarnamesi sadece davacıya, borçlu yerine kendisine ödeme yapılmasını isteme hakkı verir ki bu da ancak borçlunun haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi nezdinde bir alacağı var ise geçerlidir. Haciz ihbarnamesine itiraz etmemek üçüncü kişiyi iflası istenebilir bir borçlu yapmayacaktır. (Nitekim benzer şekilde, mahkememizde görülen başka bir davada, şahsi hak sahipliğinin davacıya iflas talep edebilen alacaklı sıfatını kazandırmadığına dair kararımız da-----sayılı ilamı ile incelemeden geçerek kesinleşmiştir.)
Özetle, somut olayda davacı bankanın davalı şirket ile aralarında akdi bir ilişki olmadığı, taraflar arasında alacaklı – borçlu ilişkisinin olmadığı, davalının takip borçlusunun hissedarı olduğu şirket olarak davacı bankanın doğrudan alacaklısı olmadığı ve davacı tarafından davalı şirketin ödemelerini tatil eylediğinin ileri sürülerek iflasının istenemeyeceği, davacının bu davada aktif husumetinin olmadığı anlaşılmış davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.