Köy tüzel kişiliğinin Hazine adına kayıtlı taşınmazın kadimden beri kullanımına dayanarak tapu iptali ve tescili talebiyle açtığı davada, aralıksız kullanım şartı ve 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin değerlendirildiği temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, köy tüzel kişiliğinin Hazine adına kayıtlı bir taşınmazın, kadimden beri köyün kullanımında olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ve kendi adına tescilini talep ettiği bir dava süreci yer almaktadır; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, taşınmazın aralıksız kullanım şartının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddederken, davacı vekili temyiz dilekçesinde, yargılama sırasında taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen değişikliğin ve hukuki nedenlerin kararda değerlendirilmemesi sebebiyle kararların bozulmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1567 E., 2024/1302 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/142 E., 2023/179 K.Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karabük ili Ovacık ilçesi ... köyünde bulunan 1 72... parsel sayılı taşınmazın tapu sicilinde Hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın gerek mevki gerekse geçmişten bu yana kullanım tarzı itibarıyla köyün ve köylünün kullanımında bulunduğunu beyan ederek, Hazine adına olan tapu kaydının iptal edilerek ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; eskiden beri köy ve köylünün kullanımında olduğu iddiasının tutanak tarihinde görevli köy derneğince seçilmiş muhtar tarafından ve bilirkişilerce bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, dolayısıyla taşınmazın kadimden beri köy ve köylünün kullanımında olmadığının aşikar olduğunu ileri sürere, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "1970'li yıllardan sonra davaya konu yerin yol olarak fiilen kullanılmadığı, tesis kadastrosunun 22.06.2010 tarihinde yapıldığı görülmekle kullanımın aralıksız olarak devam etmediği, yer altından geçen su arkının kullanımının ise tek başına davaya konu yerin tamamının zilyetliğinin köye ait olduğunu ispatlayamayacağı, aralıksız kullanım şartının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı ... Tüzel Kişiliği vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın alanının davanın açıldığı tarihte (ilk tesis kadastrosu sonrası oluşan alanı):1.888,91 metrekare iken yargılama sırasında davaya konu taşınmazın doğu yönünde bitişiğinde bulunan ve ilk tesis kadastrosu sırasında köy halkından müteveffa ... adına tescillenen taşınmazın (172/2 parsel) bir kısmının yargılama sırasında müteveffanın mirasçılarının beyanı üzerine davaya konu taşınmazla birleştirilmesiyle taşınmazın alanının yargılama sırasında 2.679,97 metrekare olmduğunu, keşifte de bu durum üzerinden değerlendirme yapıldığını, ilk tesis kadastrosu öncesi hukuki nedenine bağlı olmayan eski 1 72... parsel sayılı taşınmazın aynı hukuki gerekçeye bağlı olarak karar altına alınmasının, hüküm kurma tekniği bakımından hatalı olduğunu, gerekçeli kararda bu yöne hiçbir şekilde değinilmediğini dava konusu taşınmazın zemin yapısı ile etrafında yer alan taşınmazların zemin yapısının aynı olduğundan bahisle Hazine adına tescilini haklı kılan bir durumun olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kesinleşen kadastro tespitine itiraz ile taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.2010 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Karabük ili Ovacık ilçesi ... köyü 1 72... parsel sayılı 1.888,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, 20.05.2010-21.06.2010 tarihleri arasında askı ilanının yapıldığı, itiraz edilmeksizin kesinleşmekle tespit gibi 22.06.2010 tarihinde tescil edilmiştir. 1 72... ve 2 no.lu parsellerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41. maddesi gereği sınırlarına ve yüzölçümlerine yönelik yapılan düzeltme işleminde dava konusu taşınmazın yüzölçümü 2.679,97 metrekare olarak düzeltilmiştir. Davacı köy tüzel kişiliğinin kadastro öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.