Belediyenin, şirket tarafından hafriyat ve yol ile kullanılamaz hale getirilen taşınmazı için tazminat ve tapu tescili talep ettiği davada, tarafların mülkiyet ve sorumluluk iddiaları inceleniyor.
Özet: Bir belediye, kendisine ait olan ve jeolojik sakıncalı alan statüsündeki bir parselin, bir şirket tarafından izinsiz kazılarak ve yol geçirilerek kullanılamaz hale getirildiğini ileri sürerek, taşınmazın eski haline getirilmesinin çok maliyetli olması nedeniyle bedelinin ödenmesini ve tapusunun şirkete devredilmesini talep ederken; davalı şirket ise iddiaları reddederek, söz konusu parsele herhangi bir müdahalesinin olmadığını, belediyenin taşınmazı hukuken muteber olmayan yollarla edindiğini, bu nedenle tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, kendi maden haklarının 1959a dayandığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur.

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/353-2023/1086İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2018/457 E- 2019/637 Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Belediye adına kayıtlı İzmir ili ... ilçesi ... mahallesi, 6762 parselde kayıtlı 140,00 m²'lik taşınmazın İzmir ... Fabrikası ... AŞ tarafından kullanılamaz hale getirildiğini ve taşınmaz üzerinden yol geçirildiğinin tespit edildiğini, imar durumuna göre dava konusu taşınmazın "jeolojik sakıncalı alanlar " gösteriminde kaldığını, 1/25000 ölçekli ... Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planına göre Jeolojik Sakıncalı Alanlar gösterimine ilişkin plan notunda yer alan ilgili idarece onaylı jeolojik vc jeoteknik etüt raporları sonucunda jeolojik sakıncalı alan olarak tespit edilen kesin yapı yasağı getirilmiş alanlar olduğunu, dolayısıyla parsele inşaat izni verilemediğini, 03.01.1992 tapu tescil kaydı ile Belediyeye ait taşınmazın davalı tarafından kullanım hakkı muvafakati alınmaksızın kazı sahası içerisine alındığını ve üzerinden yol geçirilip el atılarak kullanıldığı ve bu durumun ...Müdürlüğü tarafından tespit edildiğini, ayrı bölgede Belediyeleri gibi taşınmaz sahibi olan pek çok kişi tarafından davalı şirket aleyhine açılan tazminat davalarına ilişkin kararların mcvcut olduğunu, davalı yanın kazıları sonrasında doğal karakteri korunacak alanda yer alan taşınmazın jeolojik yapısının bozulmuş ve heyelan sebebi ile jeolojik sakıncalı alan haline gelen taşınmaz sahiplerinin mülkiyet haklarını kullanamadıklarını, doğal bir olaya dayanmayan taşınmazların yok oluşuna neden olan davalının tazminat yükümlülüğünün açık olduğundan ... ... 6762 parselde kayıtlı 140,00 m²'lik İzmir ... Fabrikası ... AŞ tarafından hafriyat yapılmak ve yol geçirilmek suretiyle kullanılamaz hale gelen taşınmazın eski hale dönüştürülmesinin çok zor ve zemin bedelinin üzerinde bir bedele mal olacağından taşınmazın bedeli olarak fazlaya îlişikin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin taraflarına ödenmesini ve ödeme sonrasında dava konusu taşınmazın belediye adına tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; tapu kayıtları incelendiğinde anılan taşınmazın o zamanki adıyla ... Belediyesine 1971 yılında ifraz işlemi ile intikal ettiğinin anlaşıldığını, esasen olayın o zamanki ... Belediyesi'nin bu bölgede 775 Sayılı Gccekondu Kanunu kapsamında oluşturmak islediği gecekondu önleme bölgesi işlemi ile ilintili olduğunu, ... Belediyesi'nin talep ettiği gecekondu önleme bölgesi için 119.000 m² tahsisine karar verilmişse de her nasıl olmuşsa bu karara aykırı şekilde ve 4370 Parsel numaralı 567.000 m² büyüklüğünde bir parselin tahsis olunduğunu, daha sonra bu parselin 4760 (413.100 m²) ve 4761 (153,900 m²) parseller olarak ifraz edildiğini, daha sonra 4761 parsel numaralı taşınmazın 1264 ayrı parsel olarak ifraz edildiğini ve bu parsellerin büyük bölümünün bedel karşılığı vatamdaşlara satıldığını, dava konusu taşınmazın da yine anılan 4761 sayılı parselin 1264 adet parsele ifrazı esnasında ... Belediyesi'ne ayrılan bir parsel olduğunu, davacı İdarenin kayıtlarda malik olarak yer aldığını bu taşınmazı bedelsiz şekilde tahsis ile elde ettiğini, bu taşınmaz için bedel ödemeyen davalı idarenin, öte yandan geri kalan parselleri vatandaşlara bedel karşılığı sattığını, usulsüz ve yasaya aykırı şekilde oluşan bu parsellerin çifte tapulama gibi problemler oluşturmasından dolayı 2000 yılına dek vatandaşların ve de davalı idarenin tapuları üzerinde kısıtlayıcı şerhlerin mevcut olduğunu, dava konusu 6762 parselde bulunan taşınmazın davacı iddialarının aksine müvekkili şirket tarafından kazı sahası içerisine dahil edilmediğini veya üzerinden yol geçirilmediğini, dava konusu taşinmaz üzerinde müvekkili şirketin hiçbir müdahalesinin olmadığını. Davacının bu yöndeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davacı şirketin esasa ilişkin geçerli bir hakkı mevcut olmadığını, olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının her ne kadar tapu kütüğünde malik olarak görünse de, bunu sağlayan işlemin hukuken muteber ve geçerli olmadığından, davacının kazanılmış bir mülkiyet ve buna bağlı olarak tazminat talep etme hakkı olmadığını, müvekkilinin bu sahalarda maden hakkına dayalı olarak çalıştığını, Anılan maden hakkının 1959 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesine dayalı olduğunu, bu hakkın 1970 yılında tapu siciline tescil edilerek aynı bir hak niteliğini kazandığını, bu tescil gerçekleştirildiğinde (dava konusu edilen taşınmaz da dahil olmak üzere) çevredeki bütün taşınmazların kamu mülkiyetin olduğunu, daha sonra, aynı hak üe yükümlü çekişme konusu taşınmaz, hakkında hiçbir idari karar olmadan ve tamamen hukuka aykırı şekilde ... dahil edildiğini ve tahsis yoluyla satış yapılarak davacı adına tapu 1971 yılında tescil edildiğini, maden işletme hakkının, sahibine, maden cevherinin aranması, çıkarılması, çıkarılan cevherler üzerinde münhasıran mülkiyet kazanılması, yerin altında vc üstünde gereken tesisatın kurulması" yetkilerini veren bir hak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu İzmir ili ... ilçesi ... mah. 6652 parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... ... A.Ş. tarafından güvenlik teli ile çevrilen hafriyat sahası dışında, güvenlik telinin yaklaşık 150 metre batısında doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı, söz konusu parselde davalı şirket tarafından fiili el atmanın bulunmadığı gibi zarar da verilmediğinin 12.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığının nasıl belirlendiğinin raporda açıklanmadığını, muhtemelen çit dışında kalmış olması sebebi ile bu tespite yer verilmiş ise de mevcut parselde yapılaşma hakkı olmadığı ve jeolojik sakıncalı alanda kaldığı düşünüldüğünde eksik inceleme ile varılan bir tespit olduğunu, ... tarafından jeolojik yapısı bozulan alanın bir bütün olarak kabul edilmesi ve dava konusu parselin ... Kazı Çiti içindeki parselden ayrı tutulmaması gerektiğini, çevresel dengeyi bozan ve tüm doğal yapıyı yok eden davalı yanın fiili eylemi sebebi ile kusursuz sorumluluğu bulunduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazına davalının haksız olarak el attığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamına alınmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğünce 12.06.2006 tarihinde onaylanan "... (İzmir) 3 Ayrı Yerleşimin İmar Planına Esas Jeolojik Etüt Raporu"na göre yerleşime uygun olmayan alan sınırlarında kaldığı için hukuki el atma kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, taşınmazın konut veya ticari kullanıma alınmasının jeolojik yapısı nedeniyle mümkün olmadığının, kısıtlılık halinin imar planındaki özgülenme durumundan kaynaklanmadığının anlaşılmış olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.