3402 sayılı Kadastro Kanununun ek 5 ve geçici 8. maddelerine göre tespit edilen taşınmazın Hazine adına tescili talebiyle açılan tapu iptali davasında zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı.
Özet: Bu hukuki metin, Hazine tarafından 3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışması sırasında davalılar adına tespit edilen bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili talebiyle açılan davayı konu almakta olup; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalıların taşınmaz üzerinde zilyetlik yoluyla mülkiyet edinme koşullarını (özellikle murislerinin vefatı sonrası kesintisiz kullanımın sağlanmadığı ve ekonomik amaca uygun kullanımın olmadığı gerekçeleriyle) karşılayamadığına karar vererek davayı kabul etmiş ve taşınmazın Hazine adına tesciline hükmetmiş; davalılar ise kararların eksik inceleme neticesinde verildiğini ve kendi lehlerine kesintisiz zilyetlik koşullarının oluştuğunu iddia ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/961 E., 2024/1389 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/774 E., 2024/287 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili Turhal ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan taşınmaz mallara 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ek 5. ve geçici 8. maddeleri gereğince tahdit ve tespit çalışmaları yapıldığını, ... ili Turhal ilçesi ... köyü köyiçi mevkii 1 10... parsel nolu 865,77 m² yüzölçümlü taşınmazın komisyon tarafından davalılar adına tespit edildiğini, ... köyü tapulama işlemlerinin 1970'li yıllarda yapıldığını, 3402 sayılı Kanun'un ek 8. madde uygulaması yapılan alanların bu kanun kapsamında "orman sayılan yerlerden" olduğu gerekçesiyle tapulama dışında bırakıldığını, kadastro tutanaklarının iktisabında belirtildiğini ve bu hususun muhtar ve bilirkişilerce de doğrulandığını, 3402 sayılı Kanun'un ek 5 ve geçici 8. maddeleri ile uygulama genelgesinde sadece "kadastrosu yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde bir hükmün bulunduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazın kadastro tespiti yapılırken öncesinde orman sınırında olması sebebiyle tespit dışında bırakıldığını, yapılan tespite itiraz etme gereğinin hasıl olduğunu belirterek, söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan keşif sonucunda sunulan bilirkişi raporlarından ve yerel bilirkişi anlatımlarından anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmazın mera niteliği taşımadığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, yine yerel bilirkişi anlatımları ile sabit olduğu üzere davalılar murisi ...’ın ölümünden sonra dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kullanılmadığı, nüfus kaydına göre murisin 15.09.2013 tarihinde vefat ettiği, bu haliyle zilyetliklerinin tespit gününe kadar devam etmediği konusunda kuşku bulunmayan davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 110 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında dava konusu 1 10... parsel numaralı, 865,77 m² yüzölçümlü taşınmazın belgesizden tutanakta arsa niteliğiyle davalı adına tespit edilmiş olduğu ve tespitin 18.02.2016 tarihinde kesinleştiği, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alının jeodezi bilirkişi raporu ile ziraat bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın ekonomik amaca uygun olarak kullanılmadığı, buna göre davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde; hükmün eksik inceleme neticesinde tesis edildiğini ve davacının iddiasını ispat edemediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası toplanan delillerle haklılıkları sübut bulmasına rağmen davanın kabul edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin dedesi ... tarafından ilk olarak kullanılmaya başlandığını, 31.12.1979 yılında vefat etmesi üzerine müvekkillerinin babası ... tarafından kullanılmaya devam ettiğini ve 2012 yılında ...'ın vefat etmesi üzerine müvekkillerden ... tarafından kullanıldığını, bu hususun son (ikinci) Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra yapılan keşif sırasında beyanda bulunan mahalli bilirkişiler tarafından da ifade edildiğini, müvekkillerinin aranan 20 yıl kesintisiz zilyetlik şartını sağlamak bir kenara 70-80 yıldır taşınmazı kesintisiz zilyet olarak iktisap ettiklerinin ispat olunduğunu, son yıllarda COVİD nedeniyle müvekkillerinin var olan sağlık sorunları ile mücadele ettiğini ve işbu araziyi etkin kullanamadıklarını, fakat zaten davalı ...'ın ziraat mühendisi olduğunu ve arazinin bakımı ile ilgilendiğini, üzerindeki taş yapının ömrünü doldurması sebebi ile yenisini yapmak gayesiyle ihya etmediğini, ancak 2021 yılındaki keşif fotoğraflarında da görüldüğü üzere, arazi terk edilmediğini, müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1965 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda dava konusu taşınmaz tespit harici bırakılmış, 2015 yılında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında 2015 yılı içinde yapılıp kesinleşen orman kadastro işlemleri sonucunda orman sınırları dışında kaldığından ve ... ile ...'ın, murislerinden itibaren eklemeli zilyetlikle nizasız fasılasız dava konusu taşınmaza malik sıfatı ile zilyet olduklarından bahisle taşınmazın adlarına tespiti yapılmış ve kadastro tutanağının 18.02.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmaz davalılar adına tescil edilmiş, eldeki dava 10.09.2020 tarihinde süresi içinde açılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından, kurum yazı cevaplarından, mahalli bilirkişi beyanları ve tanık beyanlarından, dava konusu taşınmazın orman ve mera olmadığı, taşınmazın köy içi meskun sahasında bulunduğu anlaşılmıştır. Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın davalılara babası ...'dan miras yolu ile intikal ettiği, ...'a da babası ...'dan intikal ettiği, ...'ın hayvancılık yapmak suretiyle taşınmazı kullandığı, ahır ve samanlık yaptığı, akabinde davalıların babası ...'ın da aynı şekilde kullanmayı sürdürdüğü, davalıların murisi ...'ın vefat ettiği 2013 yılına kadar bu taşınmazı kullandığı, murisin vefatından sonra davalıların dava konusu taşınmazı kullanmaları için komşularına icara verdikleri gözetildiğinde, davalıların taşınmazın kullanımını iradi olarak terk ettiklerinin düşünülemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.