Serikte 1956dan beri süren, eski tapular, orman kadastrosu ve 2/b uygulamasına ilişkin Hazine, Orman İdaresi ve zilyetler arasındaki kadastro ve mülkiyet tescil uyuşmazlığı.
Özet: Antalya Serikte yer alan büyük arazilerin ilk tapu kaydına rağmen orman olduğu iddiası, 2/B uygulamaları ve taşınmazların çok sayıda parsele ayrılmasıyla oluşan karmaşık mülkiyet uyuşmazlığında, çeşitli mahkeme süreçleri ve Yargıtayın davaların birleştirilerek bütünsel değerlendirilmesi gerektiği yönündeki bozma kararının ardından, ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi raporuna göre orman niteliğindeki kısımların Hazine adına, orman dışı kalan bölümlerin ise zilyetleri adına tesciline hükmedilmiş; Yargıtay, bozmaya uyularak verilen bu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, bu aşamada kazanılmış hak durumu oluştuğunu belirterek onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2023/1983 E.  ,  2025/6560 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Serik Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2001/15 E., 2016/14 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ile davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön önceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1956 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanun'u hükümlerine göre yapılan kadastro sırasında Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 51 ada 1 parsel sayılı 142.859,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz T.Sani 1299 tarihli 23 ve 24 numaralı tapu kayıtları nedeniyle ... ve 324 arkadaşı adına; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 71 ada 1 parsel sayılı 190.060,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise T. Sani 1299 tarihli 23 ve 24 numaralı tapu kayıtları nedeniyle ... ve arkadaşları adına tespit edilmiş, Orman Yönetiminin parselin orman olduğu konusundaki itirazı kadastro komisyonunun 04.07.1956 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine Orman İdaresi tarafından 13.04.1961 tarihinde, taşınmazların kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/166 Esas sayılı dosyasında dava açılmıştır.
Dava sırasında 1986 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2/B madde uygulamasında dava konusu taşınmazların orman olan bölümleri orman rejimi dışına çıkartılınca Hazine, parselin Hazine adına tescili istemi ile davaya katılmış; yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlüğe girmesi üzerine dava, görev yönünden Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Yargılama sırasında 1988 yılında taşınmazın bulunduğu yörede 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkında Kanun (2981 sayılı Kanun) gereğince yeniden kadastro yapılmış ve kadastro sırasında 51 ada 1 numaralı parsel 128 ada 1 ila 101, 129 ada 2 ila 80, 130 ada 50 ila 60 ada ve parsel numaraları verilerek toplam 189 parsele; 71 ada 1 numaralı parsel ise 175 ada 1 ila 117, 174 ada 1 ve 2 parsel numaraları verilerek toplam 119 parsele bölünmüş ve zilyetleri tutanakların iktisap sütununda gösterilerek, asıl parseller Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/166 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle, malik haneleri boş bırakılarak tespit tutanakları düzenlenip mahkemeye gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; fiili zilyet olan gerçek kişilerin zilyetliğe dayanarak taşınmazların adlarına tescili istemiyle açtıkları dava ile asıl dava ile birleştirilmiş, daha sonra dava dosyaları tefrik edilerek her ifraz parseli için bir dava dosyası düzenlenerek mahkemenin yeni esas numarasına kaydedilip o dosya üzerinde asıl dosyanın tarafları göz önünde bulundurulmadan, sadece 2981 sayılı Kanin uygulaması sonucu zilyet gösterilen kişi ya da kişiler ile Hazine arasında dava görülüp sonuçlandırılmış; İlk Derece Mahkemesince, Orman İdaresinin 1961 yılında 51 ada 1 ve 71 ada 1 parseller hakkında açtığı asıl davalar hakkında hüküm kurulmadan karar verilmiş; verilen kararlar, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamlarında özetle; "ifraz edilen tüm parsellere ait dava dosyaları birleştirildikten sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle kararların bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamlarına uyularak ve birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; 01.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda yeşil renk ile taralı bölümlerin kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı belirtilerek bu bölümlerin orman vasfıyla Hazine adına tesciline; tahdit dışında kalan bölümlerin ise tespit edilen zilyetleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede, 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp 1948 yılında kesinleşen orman tahdidi ve yargılama sırasında 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un hükümlerine göre yapılıp 15.09.1989 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması mevcuttur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı ... Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ... Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.