Tapu iptali ve tescil davasında, orman kadastro sınırlarının uygulanması ve taşınmazın orman niteliği tespiti üzerine Yargıtayın bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılamanın incelenmesi.
Özet: Davacı Orman İdaresinin, davalıya ait taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin ret kararının Yargıtay tarafından, orman kadastrosu sınır hattının belirlenmesinde yapılan bilirkişi uygulamasının benzer davalardaki uygulamalarla uyumsuz olması ve ilgili mevzuat hükümlerine göre arazinin gerçek durumuna en uygun verilerin esas alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin yeniden davanın reddine karar vermesi üzerine davacı tarafından tekrar temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/1886 E.  ,  2025/6555 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/530 E., 2024/37 Karar
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı ... İdaresi; davalı adına tapuda kayıtlı olan ... Beldesi 40... parsel sayılı taşınmazın yörede 1938 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun ) gereğince yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığını, 1950 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile muhafaza ormanı statüsüne alınması nedeniyle 1744, 28 96... sayılı Kanunlarla değişik 2. madde ve 2/B madde uygulamalarına da konu edilmediğini ileri sürerek, davalı adına olan tapunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescili, davalının elatmasının önlenmesi istemi ile dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarihli ve 2012/1974 Esas, 2012/9707 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarihli ve 2012/1974 Esas, 2012/9707 Karar sayılı kararında özetle; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, tüm dosya kapsamından, yörede henüz 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman İdaresinin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 02... tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) Göre Orman Kadastrosu Ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı,sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan 38... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı (Dairenin 2008/1800 Esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı (Dairenin 2008/17581 Esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı (Dairenin 2008/13365 Esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı (Dairenin 2009/2683 Esas) sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattı ile temyize konu dosyada yapılan bilirkişi uygulaması sonucu oluşturulan hattın uyumlu olmadığı, Orman İdaresi kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak dava açtığı, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar birlikte değerlendirildiğinde orman kadastrosuna esas alınan hava fotoğrafları ile memleket haritaları ile desteklenen orman kadastro tutanaklarındaki anlatımlara değer verilerek uyuşmazlığın çözülmesinin gerektiği, tutanaktaki anlatımlardan orman sınır hattının kişilere ait tarım alanları ile ormanın o günkü doğal sınırlarının esas alınarak orman sınır hatlarının belirlendiği, bu sınırın belirlenmesinde en doğru yol göstericinin ise yine o tarihteki hava fotoğrafına yansıyan orman ve tarım alanlarının görüntüleri olduğu, bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, dosya yeniden aynı bilirkişilere verilerek kendilerinden evvelce yaptıkları araştırma ve uygulamaya göre taşınmazın hava fotoğrafına yansıyan görüntülerinin açıklattırılması, bu belgelerde taşınmazın koyu renkli orman alanında kaldığının belirlenmesi halinde davacı ... İdaresinin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, bu şekilde orman olduğu belirlenen taşınmazın, 1958 yılında orman olduğu göz önünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y.1025) tapuya tescil edildiği, ancak; 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun)
46/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Y.'nın 1026 (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Kanununun 1023 (T.M.Y. 931 - İsviçre M.Y. 974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı gözönünde bulundurularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarihli ve 2014/5309 Esas, 2014/8248 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarihli ve 2014/5309 Esas, 2014/8248 Karar sayılı kararında özetle; "Tüm dosya kapsamından yörede henüz 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman İdaresinin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Kanun'a Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği, buna göre çekişmeli parselin ifrazen geldisi olan 59 sayılı asıl parselin tamamının 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince tapuya tescil edilen ... Devlet Ormanı kadastrosu içinde bulunduğu, 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve dava konusu parselle aynı konumda bulunan daha önce dairede temyiz incelemesi yapılan Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/583 Esas, 2006/362 Karar Sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2003/581 Esas, 2004/361 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/578 Esas, 2006/360 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2005/74 Esas, 2008/263 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 35... , 2003/873 Esas, 2008/412 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/814 Esas, 2009/8 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... , 2003/580 Esas, 2009/7 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... ve 2007/428 Esas, 2009279 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... sayılı parseller ve Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/589 Esas, 2008/408 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/592 Esas, 2009/410 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2003/591 Esas, 2008/409 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... ve 2003/823 Esas, 2008/411 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... sayılı parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle mahkemelerince 40... , 38... , 40... , 35... (998,97 m²’lik kısmının), 40... , 38... , 38... , 40... , 39... , 40... , 39... , 39... ve 38... sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği ve verilen bu hükümlerin dairenin sırasıyla, 2008/17581 Esas, 2009/3985 Karar, 2008/18007 Esas, 2009/3986 K, 2008/17582 Esas, 2009/3987 Karar, 2009/1828 Esas, 4239 Karar, 2009/5281 Esas, 8607 Karar, 2009/12440 Esas, 14622 Karar, 2009/12442 Esas, 2009/14624 Karar, 2010/8423 Esas, 2010/12306 Karar, 2009/5280 Esas, 2009/8608 Karar, 2009/5278 Esas, 2009/8609 Karar, 2009/5277 Esas, 2009/8610 Karar ve 2009/7723 Esas, 2009/11398 Karar sayılı kararları ile onandığı, çekişmeli taşınmazın ifrazen geldisi olan 59 sayılı ana parselin tamamının orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Karar1025) tapuya tescil edildiği, ancak, 766 sayılı Kanun'un 46/2 ve 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddelerindeki hükme göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Kanunu'un 1026. (İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medenî Kanununun 1023. (T.M.K. 931, İsviçre M.K. 974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı ve 40... , 2,,7, 9, 11, 38... , 4, 6, 7, 35... (998,97 m²’lik kısmının) ve 39... , 2, 3 sayılı parsellerin orman olarak tesciline ilişkin kararları onanan dosyalarda memleket haritasındaki görünümün aplikasyon ile uyumlu olduğu, parsellerin orman olarak tescili kararlarının onanması ile kesinleştiği ve bunun sonucunda da orman tahdit hattının da dosyalardaki orman aplikasyon hattının doğru olduğu yönünde kesinleştiği anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmaza yönelik Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/9138 Esas, 2022/3583 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/9138 Esas, 2022/3583 Karar sayılı kararında özetle; "İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar, uyulmasına karar verilen bozma ilamından sonra, 2016 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 10/11. maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmaları uyarınca taşınmazın orman sayılmayan alanlarda kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğunun söylenemeyeceği, Orman İdaresinin cevabi yazısından yörede 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10. fıkrası gereği aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarının yapıldığı, ancak dava konusu parselin yargılama süreci devam ettiğinden bu çalışmada dava konusu parsele ilişkin sınıflandırma yapılmadığının bildirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ise 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10 numaralı bendi uyarınca yapılan ve 2016 yılında kesinleşen düzeltme çalışmalarında hatalı aplikasyon hattının iptal edilerek, sınırın olması gerektiği gibi 1938 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdit hattına çekildiği, dava konusu taşınmazın düzeltme işlemi neticesinde orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığının rapor edildiğinin anlaşıldığı, ancak yörede yapıldığı tespit edilen düzeltme çalışmalarına ilişkin evraklar eksiksiz olarak dosya kapsamına getirilmediğinden hükme esas alınan raporların içeriğinin denetlenemediği, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince 26.04.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un diğer işlemler başlıklı 11. maddesinin 10 numaralı bendinde ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kadastro Dairesi Başkanlığının "ormanların kadastrosu ve tescili" konulu ... numaralı genelge hükümlerine göre çalışmalar yapılıp yapılmadığı, çalışma yapılmış ise kesinleşip kesinleşmediğinin Orman İdaresinden sorularak, yine çalışma yapılmış ise çekişmeli taşınmazın ne gibi işlem gördüğünün araştırılarak, buna ilişkin bütün yazı, belge, tutanak, rapor, harita ve askı ilânlarının temin edilerek dosya arasına alınması, bundan sonra dava dosyasının, raporları hükme dayanak yapılan bilirkişilere verilerek; 1938 yılında kesinleşmiş orman tahdidi, 1980 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde ve yapılmışsa 6292 sayılı Kanun'un 11/10. maddesine göre belirlenen orman ve 2/B haritası ile kadastro paftası ölçekleri bilgisayar ortamında aynı ölçeğe çevrildikten sonra (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) birbiri üzerine aplike edilerek değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 6 ya da 7 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların orman tahdidi, aplikasyon ve 2. madde ve yapılmışsa 6292 saylılı Kanun'un 11/10 maddesince belirlenen hatta göre konumu, her bir uygulamadaki orman ve 2/B sınırı ayrı renkli kalemlerle gösterecekleri ayrıca uygulamalar arasında uyumsuzluk bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise uyumsuzluğun neden kaynaklandığı, aplikasyonun düzeltilme sebebini ayrıntılı olarak açıklar müşterek imzalı, açıklamalı krokili ek rapor alınıp, kesinleşmiş orman sınırları içindeki yerin düzeltme işlemi ile orman sınırları dışına çıkarılamayacağı ve dava konusu taşınmazın evveliyatı da nazara alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan ek bilirkişi raporu uyarınca dava konusu 40... parsel nolu taşınmazın aplikasyon haritasında görüldüğü şekilde orman sınırları içinde olmadığı, 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan tahditte ve aplikasyon hatasının düzeltildiği 6292 sayılı Kanun uygulaması sonucu hazırlanan orman kadastro haritasında orman sınırları dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi ile yıkım istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) “usuli kazanılmış hak'' kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hak kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur.
Somut olaya gelince, İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarihli ve 2012/1974 Esas, 2012/9707 Karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarihli ve 2014/5309 Esas, 2014/8248 Karar ve Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/9138 Esas, 2022/3583 Karar sayılı karalarında açıkça değinildiği üzere, 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve dava konusu parselle aynı konumda bulunan daha önce Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi yapılan Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/583 Esas, 2006/362 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2003/581 Esas, 2004/361 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/578 Esas, 2006/360 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2005/74 Esas, 2008/263 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 35... , 2003/873 Esas, 2008/412 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/814 Esas, 2009/8 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... , 2003/580 Esas, 2009/7 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... ve 2007/428 Esas, 2009/279 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... sayılı parseller ve Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/589 Esas, 2008/408 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 38... , 2003/592 Esas, 2009/410 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... , 2003/591 Esas, 2008/409 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 39... ve 2003/823 Esas, 2008/411 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 40... sayılı parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle mahkemelerince 40... , 38... , 40... , 35... (998,97 m²’lik kısmının), 40... , 38... , 38... , 40... , 39... , 40... , 39... , 39... ve 38... sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği ve verilen bu hükümlerin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince sırasıyla, 2008/17581 Esas, 2009/3985 Karar, 2008/18007 Esas, 2009/3986 Karar, 2008/17582 Esas, 2009/3987 Karar, 2009/1828 Esas, 2009/4239 Karar, 2009/5281 Esas, 2009/8607 Karar, 2009/12440 Esas, 2009/14622 Karar, 2009/12442 Esas, 2009/14624 Karar, 2010/8423 Esas, 2010/12306 Karar, 2009/5280 Esas, 2009/8608 Karar, 2009/5278 Esas, 2009/8609 Karar, 2009/5277 Esas, 2009/8610 Karar ve 2009/7723 Esas, 2009/11398 Karar sayılı kararları ile onandığı, çekişmeli taşınmazın ifrazen geldisi olan 59 sayılı ana parselin tamamının orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.K.1025) tapuya tescil edildiği, ancak, 766 sayılı Kanun'un 46/2 ve 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddelerindeki hükme göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, Türk Medeni Kanunu'nun 1026. (İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medenî Kanununun 1023. (T.M.K. 931, İsviçre M.K. 974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı ve 40... , 2, 7, 9, 11, 38... , 4, 6, 7, 35... (998,97 m²’lik kısmının) ve 39... , 2, 3 sayılı parsellerin orman olarak tesciline ilişkin kararları onanan dosyalarda memleket haritasındaki görünümün aplikasyon ile uyumlu olduğu, parsellerin orman olarak tescili kararlarının onanması ile kesinleştiği ve bunun sonucunda da orman tahdit hattının da, dosyalardaki orman aplikasyon hattının doğru olduğu yönünde kesinleştiği, diğer yandan her ne kadar İlk Derece mahkemesince 2016 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 6292 sayılı Kanun'un 10/11. maddesi uyarınca yapılan düzeltme çalışmaları uyarınca taşınmazın orman sayılmayan alanlarda kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de düzeltme işlemi kesinleşen tahdide aykırı olamayacağı, başka bir anlatımla, kesinleşen tahdit hukukî yollar hariç hiçbir merci ve makam tarafından değiştirilemeyeceğinden, tapu kaydının iptali yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.