Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçunda sanığın yokluğunda yapılan HAGB tebligatının usulsüzlüğü nedeniyle kararın kesinleşmediğine ve denetim süresinin başlamadığına hükmederek yerel mahkeme kararını bozdu.
Özet: Yargıtay, hakaret suçundan verilen mahkumiyet sonrası hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığa tebliğinde, Tebligat Kanununun muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi durumuna ilişkin 20. maddesindeki şartlara uyulmadığı, tebligatı alan kişinin sanıkla yakınlığının belirtilmemesi ve nüfus kayıtlarında böyle bir yakının bulunmamasının tebligatı usulsüz kıldığı, dolayısıyla HAGBnin kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddi kararını bozmuştur.
4. Ceza Dairesi         2023/13923 E.  ,  2025/18017 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2451 E., 2022/2238 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığa tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tebligat Kanunu'nun "Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi" başlıklı 20. maddesi; "13, 14, 16, 17... inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17... inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre, muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi hâlinde tebliğ evrakı, aynı Kanun'un 13 (hükmü şahısların memur ve müstahdemlerine), 14 (askeri şahıslara), 16 (aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye), 17 (belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icra edenlere) ve 18. maddesinde belirtilen (otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde) muhatap adına tebligatı kabul etmeye yetkili olan kişilere imza karşılığında tebliğ memuru tarafından teslim edilecektir. Tebliğ memuru, muhatabın geçici olarak başka yere gittiği hususunda bilgi veren kişiye ne zaman döneceğini de sormalıdır. Tebligat Kanunu'nun 20. maddesinin uygulanabilmesi için tebliğ evrakında belirtilen adreste bir kişinin bulunması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olayda sanığın yokluğunda verilen Genç Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2019 tarih ve 2019/71 Esas, 2019/118 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanık ile aynı konutta ikamet ettiğini belirten ... isimli kişiye tebliğ edilmiş ise de, yapılan tebligatta sanığın adreste bulunmama sebebinin, ne zaman döneceğinin, tebliğ edilen kişinin sanık ile yakınlığının belirtilmemiş olması ve sanığın nüfus kayıt örneği incelendiğinde ... isimli bir yakınının da bulunmadığının anlaşılması karşısında; yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yöntemince kesinleşmediğinin ve denetim süresinin başlamadığının, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği gözetilmeden, açıklanma koşulları oluşmadığı halde 30.05.2019 tarihli hükmün açıklanmasına dair yazılı şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, başkaca yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Genç Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.11.2025 tarihinde karar verildi.