Özel Parselasyonla Yola Ayrılan Taşınmaz Payının Tapu İptali ve Terkini Davasında Kamusal Niteliği, İcra Yoluyla Edinimin Geçerliliği ile Hukuki Yarar Tartışması.
Özet: Taraflar arasındaki tapu iptali ve yola terkin davasında, bir taşınmazın 1971 tarihli özel parselasyon planıyla yol olarak ayrılan kısımlarının davalıya icra yoluyla satılmasına rağmen fiilen kamu hizmetinde kullanılan yol niteliği kazandığı ve bu alanların tapudan terkin edilmesi gerekip gerekmediği tartışılmış; ilk derece mahkemesi taşınmazın kamu hizmetine tahsisli yol alanı olduğunu ve davalının mülkiyet hakkını kullanamayacağını belirterek davanın kabulüne karar vermişken, bölge adliye mahkemesi hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırarak davayı usulden reddetmiş, bu ret kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/4937 E.  ,  2025/6541 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1099 E., 2023/1688 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/543 E., 2022/213 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve yola terkin istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili tarafından vekalet ücretine; davalı ... tarafından ise esasa yönelik olarak istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden taraftan ... vekili ile Belediye yanında davaya fer'i müdahil olan ... ve arkadaşları vekilinin katılımıyla duruşmaya başlanarak kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 23.10.2025 tarihinde dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, İstanbul ili Üsküdar ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 9 37... parsel sayılı 36.644,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildikten sonra; tapuda yapılan intikaller ve kayden pay satışları ve cebri icra yoluyla yapılan satışlar neticesinde tapuda yazılı paylar oranında dava dışı kişiler adına; davacı belediyenin davasına konu 5732/36608 payı ise davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda 1971 yılında o zamanki maliki olan ... tarafından özel parselasyon yaptırılmak ve bu özel parselasyon planının 29 Haziran 1972 tarihli ve 16712 sayılı ... Noterliğince onaylandığını, bu özel parselasyon planına göre dava konusu taşınmazın 146 adet özel parsele ayrılıp bu parseller arasında yol vasfı ile bırakılan alanlar olduğunu, özel 146 adet parselin toplam alanının 30.910, 66... olup, parselin bakiye 5733,34 metrekaresinin ise yola gittiğini, yola giden bu yerin 1971 tarihinden beridir de yol olarak kullanıldığını, yola giden bu yerlerin parselasyonu yapan arsa sahibi üzerinde kaldığını, ancak işbu parsel içi yolların satıcının mülkü olmaya devam etmek üzere değil, yol olarak tapudan terkin edilmek üzere ayrıldığını; ancak parsel içi yollara isabet eden arsa paylarının önce kayden ...’a satıldığını; sonrasında ise icra kanalıyla davalı ...’e satılarak onun adına kayden tescil edildiğini; ne var ki davalıya ait payların gerek ...’a, gerekse ...’e satıldığı esnada fiilen yol olarak kullanıldığını, dolayısıyla dava konusu payın yola ayrıldığı tarihten itibaren kamusal mülk haline geldiğinden bu tarihten itibaren yapılan tapudan devir ve ihale yoluyla edinimlerinin hükümsüz ve geçersiz olduğunu ileri sürerek, dava konusu payların 2981 sayılı İmar Affı Kanunu’nun 10/b/2; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 35... sayılı Boğaziçi Kanunu’nun geçici 6, 7 ve 8. maddeleri gereğince tapudan yol olarak terkini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "...Dosya içindeki tüm kayıt ve belgelerden, yapılan keşif sonrası tespitlerden dava konusu taşınmazın öncesinde tek bir kişi adına kayıtlı olduğu, sonrasında ise 1972 tarihinde noterlikte yapılan işlemle taşınmaz hisselerinin bir bütün halinde satışa arzı için özel parsellere ve yerleşim birimi oluşturulması adına yollara ayrıldığı, tapu kütüğüne göre tapu maliki ...'ın üzerindeki hisseleri ipka ederek başkalarına hisse devri yaptığı, parselde imar uygulamasının mevcut olmadığı dolayısıyla da İmar Kanunu 18. madde hükümlerine göre yol için düzenleme ortaklık payının da kesilmemiş olduğu, meskun mahalle çevrilen taşınmazın konutlar inşa edilerek yapılaştığı ve bu yapılaşma gereği kamu hizmetinin sağlanması adına parsel içi yolların meydana geldiği, davalının sonradan hisse sahibi olduğu kısmın, özel parselasyon sonrası fiili taksimle beraber satışı yapılan özel parsellerden arta kalan ve fiili olarak kamu hizmetine tahsis edilen yol alanına denk geldiği, davalının fiilen zilyetliğinde bulunan mülkiyet hakkını kullanabileceği şeklinde tasarruf alanının mevcut olmadığı, böylece ilgili hissenin 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve Kamulaştırma Kanunu 35. maddesi gereği terkini için bedel hükmedilemeyecek alanda kaldığı, her ne kadar icra kanallı satış yoluyla elde edilse de yasal olarak edinimi mümkün olmayan bir tapu hissesi olması sebebiyle bedelsiz resen tapudan terkin edilmesi gereken yol vasfında olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 9 37... parsel üzerindeki davalı hissesinin davacı ... lehine tapu kaydının iptal edilerek yol olarak terkinine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının Davacı idare vekili tarafından vekalet ücretine; davalı ... tarafından ise esasa yönelik olarak istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...Her ne kadar davacı idare vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazda yol olarak kullanılan kısımların davalı ... tarafından satın alındığı anlaşılan paya isabet ettiğinden bahisle yol olarak tapudan terkinine karar verilmesini talep etmiş ise de; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir." hükmü ve devam maddeleri doğrultusunda 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu md.7/b ve 5393 sayılı Belediye Kanunu md.18/c maddesi uyarınca imar planı yapma yetkisi bulunan davalı idarenin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu halde davanın dava şartı olmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değilse de anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden ...'ndan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.