Kadastro uygulamasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında, davacıların 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesine dayalı taleplerinin, yapılan kadastro tespitinin niteliği yönünden değerlendirilmesi.
Özet: Davacılar, Yozgatta kendilerine ait eski 1092 parselin 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda yanlış tescil edildiğini, cevizlik, bağ evi, ev ve deponun bulunduğu ekili alanlarının davalı adına kaydedilip yerine değersiz arazilerin verildiğini ileri sürerek tapu iptali ve kadim sınırların tespitiyle kendi adlarına tescilini talep etmiştir; davalılar, kadastroda hata olmadığını, davacıların sınır ihlali yaptığını ve zamanaşımı itirazında bulunurken, ilk derece mahkemesi dava konusu parselin iddia edilenin aksine 22/2-a kadastrosuyla değil, 2015 yılında zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edildiğini belirlemiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/1549 E.  ,  2025/6315 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/30 E., 2025/52 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/97 E., 2023/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Yozgat ili Aydıncık ilçesi ... mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, davacılar adına kayıtlı bulunan eski 1092 parsel sayılı 4.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 22... parsel numarasıyla ve 4.614,65 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1093 parsel sayılı 3.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 22... parsel numarasıyla ve 3.471,96 metrekare yüzölçümlü olarak; 1 22... parsel sayılı taşınmaz ise 615,70 metrekare yüzölçümlü olarak davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Yozgat ili Aydıncık ilçesi ... mahallesinde bulunan 1092 parsel sayılı taşınmazın davacılara ait olduğunu, 2014 yılında davacıların Ankara ilinde bulundukları sırada 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastro çalışmalarının yapıldığını, kadastro çalışmaları neticesinde 1092 parsel sayılı taşınmazın 1 22... , 24... parsellere ayrıldığını, 24 sayılı parselin resmiyette davacılar adına tescil edildiğini, müvekkillerine ait olan 1.500 m²lik taşınmazın davalı ... adına kayıtlı 1 22... parsel sayılı taşınmaz içine dahil edildiğini, müvekkillerine ait olan 800 m² taşınmazın tamamı ile 1 22... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapulandığını, 50-60 yıllık ceviz ağaçlarının bulunduğu bahçenin alt kısmının tapu haricinde bırakıldığını, fiilen kullanmadıkları değersiz, ekilip biçilmeyen çalılık, ormanlık vari, dik yer ile başka komşularına ait olan üzüm bağının bir kısmının müvekkiline ait olan 1 22... parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini, komşular arasında husumet çıktığını, davalı ... ile davacıların evvelinden beri kullandıkları taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini, tapu dışı bırakılan bahçenin alt kısmındaki cevizlik kısmının da halen davacılar tarafından kullanılmakta olduğunu, bahçenin tüm çevresinin tel çit ile çevrili olduğunu, bahçenin evvelinde taş içinde iken murisler ve davacılar tarafından temizlenerek 50-60 sene önce ceviz, kiraz ağaçları dikildiğini, bağ evi yapıldığını, taşınmalarda tarım faaliyetlerinin halen devam ettiğini, taşınmazda davacı ...'e ait ev ve deponun, ...'e ait bağ evinin bulunduğunu haneler için elektrik bağlantılarının bulunduğunu, taşınmazda su kuyusunun bulunduğunu ileri sürerek 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro tespit çalışması sonucu yapılan tapulamanın iptali, kadim taşınmaz sınırının tespiti ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıların davaya konu ettiği taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında bir yanlışlık yapılmışsa bu yanlışlığa kendisinin sebebiyet vermediğini, davacıların iddia etmiş oldukları çit çekili taşınmazın kendilerine ait olmadığını, davacılar ve murislerinin taşınmaza çit çekerken kendisine ait olan taşınmazın bir kısmına da çit çektiklerini, aleyhe olan hususları kabul etmediğini, zamanaşımı definde bulunduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; ... İl Müdürlüğünce yapılan dava konusu parsele ilişkin idari tahkikat da 22/2-a çalışmaları neticesinde tescil harici alanın sınırlarında davacıların iddia etmiş oldukları gibi bir değişikliğin söz konusunun olmadığını, davanın kanuni süreler içinde açılmadığından zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacıların taşınmazla ilgili vergi kayıtlarını ibraz etmelerinin gerektiğini, davacılar davalarını eklemeli zilyetlik sürelerine dayandırmakta ise önceki zilyetlerden kendilerine kadar olan geçişleri somut belgelerle ispatlamalarının gerektiğini, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz olduğunu, aleyhe olun hususları kabul etmediklerini ve davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''davaya konu 1 22... parsel sayılı taşınmazın Yozgat Kadastro Müdürlüğünce 2015 yılında senetsiz yerlerden zilyetliğe dayalı olarak yapılan çalışmalarda davalı ve hissedarları adına sonradan tahdit ve tespitinin yapıldığı, 2015 yılında ilk tesis kadastrosunun yapıldığı, dava konusu taşınmazda 22/2-a kadastrosunun yapılmadığı, bu hususun kadastro müdürlüğünün 23.01.2023 tarihli cevabi yazısı ile de sabit olduğu, davacının davasını uygulama kadastrosuna dayandırdığı, dava konusu taşınmazlardan (23/A) harfi ile gösterilen 1.134,51 metrekarelik kısmın eski 1093 parsel içerisinde tespit edilmiş iken uygulama kadastrosu sonucunda 1 22... parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilmiş olduğu, (23/A) ile gösterilen kısmın gayri sabit hudutlu yerlerden olduğu, uygulama kadastrosu sırasında ilk tesis kadastrosunca belirlenen sınırları aynen aldığı, fiili kullanım durumuna sınırlandırma ve tespit yapılmadığı, ilk tesis kadastrosunca yapılan alım hatasının düzeltilmediği, eski sınırın aynen alındığı, davaya konu taşınmaz yönünden yapılan uygulama kadastrosu sırasında ilk tesis kadastrosu ile tespit edilen sınırların aynen korunduğu, fiili kullanım ile tesis kadastrosunda belirlenen pafta birbirine uymamakta ise de davaya konu taşınmazın kadastro tutanağının 1980 yılında kesinleştiği hak düşürücü sürenin dolduğu'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''1972 yılı hava fotoğrafında ve 1973 yılı ortofotoda 1 22... , 24... parsel sınırlarının belli olmadığının belirtilmesine göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı'' belirtilerek, davacılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararını tüm yönleri ile temyiz ettiklerini, ilk tesis kadastrosu ile dayanak tapu kaydının 4.400,00 metrekare iken 22/2-a uygulaması ile bu miktarın 4.614,65 metrekareye çıkartıldığını, ilk tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosu arasındaki metrekare farklarında çelişki bulunduğunu, çelişkinin neden kaynaklanmış olduğunun bilirkişi raporu ile belirlenmediğini, bu çelişki nedeni ile dava konusu parsellerdeki net sınırların 19 78... yılı kadastro uygulamalarında farklı olduğunu, hava fotoğraflarında da görüldüğünü, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün yanlış olduğunu, iddialarının bilirkişi raporu, talepler, ilk tesis kadastrosu, hava fotoğrafları, keşifteki gözlemler, dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğunu, dava konusu 35 parselle ilgili yenileme kadastrosu ile davalı adına tescil edilmesinin Kadastro Kanunu'na aykırı olduğunu, bu parselin fiili kullanıcı olarak davacılar adına tescil edilmesi gerekirken, davalı adına tescil edilmesinin yanlış olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, dava konusu 1 22... sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusun iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ve dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. Dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (23/A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın 06.10.2015 tarihli kadastro tespiti çalışmalarında ... ve müşterekleri adına tespit edildiği, bu tespitin 05.12.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, davacılar vekilinin 26.06.2020 tarihli harçlandırdığı dava dilekçesi ve 05.04.2022 tarihli beyan dilekçesi ile, dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde mülkiyete yönelik açılan tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, dolayısıyla bu parsele yönelik davanın uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olmadığı gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları ile toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (23/A) harfi ile gösterilen bölüme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.