Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde yabancı davacının teminat muafiyetinin araştırılmaması nedeniyle hakem heyeti kararının bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik tazminatı talep eden yabancı uyruklu davacının, davalı sigorta şirketine karşı açtığı davada, uyuşmazlık ve itiraz hakem heyetlerinin teminat gösterme yükümlülüğü konusundaki kararlarının hatalı olduğunu belirtir; karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki bir kazada yaralanan davacının yabancı olması nedeniyle davalı tarafından teminat göstermesi gerektiği savunulmuş, ancak mahkeme, hakem heyetlerinin Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 48. maddesi ve 1954 Lahey Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemeler kapsamında mütekabiliyet ilkesi doğrultusunda teminat muafiyeti olup olmadığını araştırmadan karar verdiğini vurgulayarak, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini işaret etmektedir.

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2024/396 D.İş 2024/397 KSİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİSAYISI: 2024/İHK-21215SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİSAYISI: K-2024/60372 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki elektrikli bisikletin karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yabancı olması nedeniyle teminat göstermesi gerektiğini, başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hükme esas alınmaya yeterli olmadığını, tarafların kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya sunulan uzman mütalasında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna dair rapor düzenlendiğini, söz konusu kusurun görmezden gelinmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.MÖHUK’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı ... Cumhuriyeti vatandaşı olup hakem heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.2.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.VI. KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.