İmar planıyla kamuya ayrılıp uzun süre kamulaştırılmayan taşınmazda fiili el atma olmasa dahi hukuki el atma ve tazminat.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, imar planında kamu hizmet alanı olarak belirlenen taşınmaza idarece uzun yıllar boyunca kamulaştırma yapılmayarak fiili el atma olmasa dahi mülkiyet hakkına müdahale edildiği ve kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği yönündeki ilk derece mahkemesi kararını onamış, davacılar ve davalı idarenin istinaf başvurularını esastan reddederek, idarenin kamuya ayrılan ancak süresinde kamulaştırılmayan taşınmaz üzerindeki pasifliğinin mülkiyet hakkını kısıtlayıcı bir eylem olduğunu kabul etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2024/10966 E.  ,  2025/8657 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/771 Esas, 2024/2047 Karar
DAVA TARİHİ : 03.01.2023
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/2 Esas, 2024/8 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 267 46... parsel sayılı taşınmaza imar planında belediye hizmet alanı, yol ve yeşil alan olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkilinin kamulaştırma programlarında yer aldığını, müvekkili tarafından taşınmaza fiilen el atılmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, dava konusu taşınmaza uzak mesafede bulunduğunu, dosyaya sundukları emsallerin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkilinin kamulaştırma programlarında yer aldığını, müvekkili tarafından taşınmaza fiilen el atılmadığını, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, dava konusu taşınmaza uzak bir bölgede yer aldığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasındaki düzenleme uyarınca mahkeme harcının maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1 inci maddede hukuki el atma düzenlendiğinden ve bu kapsamda hukuken el atılan dava konusu taşınmaza ilişkin tespit edilen tazminat bedeli yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre davacı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de davalı idarece bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden eleştirilmekle yetinildiği, davacılar murisinin hissedarı olduğu dava konusu taşınmaza fiilen el atılmamış ise de 1993 yılında kesinleşen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kamu hizmetine özgülendiğinden Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1/6 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benzer konudaki 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-662 Esas, 2010/651 Karar sayılı kararı gözetildiğinde uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu, kamuya özgülenen taşınmaza fiilen el atılmamış olsa da 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir şekilde kısıtlanması nedeniyle mahkemenin dava konusu taşınmaz için kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğine ilişkin kabulünün yerinde görüldüğü, dava konusu taşınmaza yakın komşu olup benzer özellikteki 267 41... parsel sayılı taşınmaz için İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/206 Esas sayılı dosyası ile açılan kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davasında 15.06.2016 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 1.079,00 TL/m² birim değerinin kanun yolu denetiminden geçerek uygun bulunduğu, işbu metrekare birim fiyatı eldeki dava tarihine endekslendiğinde 9.069,00 TL/m² çıkması karşısında hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 03.01.2023 değerlendirme tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması sonucu biçilen metrekare birim fiyatının yerinde olduğu, belirtilen nedenlerle hükme esas alınan bilirkişi raporunun yasal niteliklere haiz ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4 üncü madde uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi 267 46... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. 6100 sayılı Kanun ile düzenlenen istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
4. Eldeki dosya kapsamına göre davalı idare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik açıkça bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetildiğinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi mümkün bulunmadığı ve bu durum Bölge Adliye Mahkemesi kararında da açıkça ifade edildiği gibi temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda dahi Yargıtay'ın bu temyiz sebebini incelemesi de mümkün bulunmamaktadır.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.