Davacılar tarafından kadastroda mera olarak belirlenen arazinin zilyetlik ve tarımsal kullanım gerekçesiyle şahıs adına tescili talebine Hazinenin temyiz itirazı.
Özet: Kadastro sırasında mera olarak tespit edilen bir parselin, davacılar tarafından uzun süreli ve nizasız eklemeli zilyetlikle tarım arazisi olarak kullanıldığı iddiasıyla tescili talep edilen davada, hem ilk derece hem de bölge adliye mahkemesi, yapılan keşifler, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla davacıların 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunu ve taşınmazın mera vasfında kullanılmadığını tespit ederek davayı kabul etmiş, bu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/1678 E.  ,  2025/6314 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/304 E., 2024/514 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2008/1702 E., 2020/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Hakkari ili Yüksekova ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 19... parsel sayılı ve 2.355,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili Yüksekova ilçesi ... köyü 1 19... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davacılar adına tespit edilmesi gerekirken mera olarak tespit edildiğini, taşınmazın davacılara taksim sonucunda kaldığını, davacılar ile murislerinin eklemeli zilyetlikle nizasız ve fasılasız 80-90 yıldır ellerinde bulundurduğunu, davalı arazinin kadimden beri tarla olarak kullanıldığını, ilk malikinden itibaren sürekli olarak tarım arazisi olarak kullanıldığını, davacıların mağduriyetine yol açtığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''1963 yılında yapılan 53 numaralı toprak tevzi komisyonu çalışmalarından önce davacılar ve asli müdahiller ile evveli zilyetleri tarafından malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, taşınmazın hiçbir dönemde köy orta malı, mera, çayır veya yaylak olarak kullanılmadığı, her zaman şahıs arazisi olarak tarla niteliğinde kullanıldığı, belirtmelik tutanağında davalı taşınmazın kaçak, yitik veya gaip kimselerden kaldığı hususunda bir beyana yer verilmediği, davalı Hazine'nin dava konusu taşınmazın zilyetliğinde olduğunu ispatlar nitelikte 53 numaralı toprak tevzi komisyonu çalışmalarına dayanak belirtmelik ve tablendigatif tutanakları haricinde bir delil sunamadığı, davacıların evveli zilyetleri ile birlikte davaya konu taşınmaz üzerinde 1963 tarihinde yapılan toprak tevzi çalışmaları öncesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehlerine olacak şekilde ispatladığı'' gerekçeleriyle davacılar ... (ölü), ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile asli müdahiller ..., ... ve ...'in davalarının kabulüne, davacı ...'ın davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''keşfin usulüne uygun icra edildiği, teknik ve zirai bilirkişi raporunun mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ve dosya münderecatı ile uyumlu, aydınlatıcı ve denetime elverişli olduğu, hava fotoğraflarıyla da davacılar ve asli müdahillerin malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla dava konusu yerde zilyetliğinin olduğunun, taşınmazın mera, köy orta malı, çayır veya yaylak olarak hiç bir dönemde kullanılmadıkları, dava konusu taşınmazın 1963 yılında toprak tevzi çalışmaları sonucunda 53 numaralı toprak tevzi komisyonunca mera olarak tespiti yapılmış ise de, hudutları itibariyle geniş alanı kapsadığı, dosya içinde hava fotoğrafları, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından 1963 yılına kadar zilyetlik koşullarının davacılar ve asli müdahiller lehine oluştuğu'' belirtilerek, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunu, dava konusu taşınmazda mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve yaşayan tüm tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile üç ziraat mühendisi ve bir fen bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyeti eşliğinde yeniden keşif yapılmasını, keşif sırasında davacı dayanağı tapu kaydı ile asli müdahillerin dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca yöntemine uygun bir şekilde mahalli bilirkişi ve fen bilirkişisi aracılığı ile yerine uygulanması gerektiğini, dava konusu taşınmazın mera olarak kullanıldığını, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilinin mümkün olmadığını, taşınmaz üzerinde şimdiye kadar Hazine dışında hiç kimsenin zilyet ve tasarrufunun söz konusu olmadığını, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliği ve zilyetliğin dava tarihine kadar terk edilmeden sürdüğünü ve kanunun zilyetlikle kazanım için aradığı diğer şartları ispat etmeleri gerektiğini, davada iyiniyetli kazanımdan bahsedilemeyeceğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu mera olup olmadığı, mera olmaması halinde taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince (III) numaralı bentte yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu da benzer gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın 1963 tarihli toprak tevzi çalışmalarında ... köyü merası olarak 39 tahrir numaralı mera vergi kaydı ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, 19 36... tarihli ve 39 tahrir numaralı kaydın mera niteliği ile 50 hektar miktarında ... köyü defterinde kayıtlı bulunduğu, her ne kadar keşif sırasında vergi kaydı dava konusu taşınmaza uygulanmaya çalışılmış ise de; 1935-1937 tarihli kayıt olması, en yaşlı mahalli bilirkişinin 1935 doğumlu olup sınırları tam olarak bilemediği, dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 46 numaralı toprak tevzi komisyon parseli kapsamında kaldığının belirtildiği, 1963 tarihli toprak tevzi çalışmalarında 46 parselin 39 numaralı vergi kaydı ile mera olduğunun belirlendiği, yine Dairemizce onanarak kesinleşen dava konusu taşınmazın kuzeydoğusunda yer alan 1 18... numaralı parselin de mera olarak özel siciline kaydedilerek kesinleştiği ve komşu mera parseli ile ayırıcı unsurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 46/1 ve 14. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.