Düzce Akçakocada 1948 orman kadastrosu dışında kalan taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescili talepli tapu iptali davasında alt mahkeme kararlarının usul ve kanuna aykırılığına dair temyiz incelemesi.
Özet: Hazine tarafından orman niteliğiyle tescili talep edilen bir taşınmaz hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve ret kararı sonrasında bölge adliye mahkemesince çelişkili raporlar ve 1948 orman kadastrosu dışındaki alanın hukuki niteliği nedeniyle bozularak yeniden yargılamaya gönderilen dava, yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen ve taşınmazın bir kısmının orman olarak tesciline karar veren hükmün bölge adliye mahkemesince hukuka uygun bulunarak onanmasıyla sonuçlanmıştır; ancak Yargıtay, davacı Hazinenin temyiz başvurusu üzerine yaptığı incelemede, söz konusu taşınmazın 1948deki orman kadastrosu çalışmalarıyla ilişkili hukuki durumu dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesinin onama kararını usul ve kanuna aykırı bulmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2023/1418 E.  ,  2025/6231 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1464 E., 2022/1445 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/280 E., 2022/306 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Düzce ili Akçakoca ilçesi ... köyü 1 13... parsel sayılı taşınmazın orman sınırları dışında bulunmasına rağmen orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine; Düzce ili Akçakoca ilçesi ... köyü 1 11... parsel sayılı taşınmazın 05.03.2018 havale tarihli kadastro bilirkişisi ...'in raporunda (A) harfi ile gösterilen 11.522, 68... lik kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen toplam 3.733, 74... lik kısmına yönelik davasının ise reddine, davalılardan ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı içtihadı doğrultusunda dava konusu taşınmazın, 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında kalan yer olduğu, bu haliyle artık orman sayılmayan yer olup imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabilecek yerlerden olduğu ancak dava konusu taşınmazın eylemli durumu, bitki örtüsü itibariyle ziraat bilirkişi raporu ile orman bilirkişi kurul raporu çelişkili olduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekili ve davalılardan ... ile ...'ın istinaf başvurularının kabulüne, HMK’nin 353/(1)-a.6 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Düzce ili Akçakoca ilçesi ... köyü 1 13... parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi ... ile ziraat mühendisi ...'ın ortak imzaladıkları 16.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda (A-2) harfi ile gösterilen 11.510,78 m² lik kısmının tapu kaydının iptali ile dava konusu Düzce ili Akçakoca ilçesi ... köyü 1 13... parsel sayılı taşınmazdan ayrılmasına, ayrılan kısma aynı adanın takip eden en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davalılardan ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu belirtilerek, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı Hazine vekili tarafından taşınmazın (A1) ve (B) harfli bölümlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı içtihadı doğrultusunda; dava konusu taşınmazın, 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında kalan yer olduğu, bu haliyle artık orman sayılmayan yer olup imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabilecek yerlerden olduğunun kabulü gereğine değinen Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda karar verilmiş ise de; verilen karar usul ve kanuna aykırıdır.
Dava dosyasının incelenmesinde, yöredeki orman kadastrosu'nun 1948 yılında yapıldığı, yapılan orman kadastrosuna ilişkin 04.06.1948 tarihli Bolu ilinin Akçakoca ilçesine bağlı ... köyünün ..., ..., ... tarlası ve ... Mahallesi civar ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbatada "Bu köy hududu dahilinde bulunan Devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlarla irtibat ve iltisakı bulunması dolayısıyla mesaha-i sathiyesi henüz tespit edilememiş, köy arazi camiası içinde bulunup da Devlet lehine tahdit edilen ve krokide yerleri gösterilen ormanların mesaha-i sathiyesi 188 hektar bulunduğu arazi camiasının vüsatı ise mülasık köylerin arazi camiası ile birleşmiş bulunması dolayısıyla bu cihetinde henüz tespit edilmesine imkan bulunmadığı" ifadesine yer verildiği, yine 05.06.1948 tarihli Bolu ilinin Akçakoca ilçesine bağlı ... köyü ve mahalleleri civar Devlet ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbata hulasasında "Köy hududu dahilinde bulunan Devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlara irtibat ve iltisakı bulunması hasebiyle vüsatı henüz tespit edilememiş, yalnız köy arazi camiası içinde kalıp da Devlet namına tahdit edilen orman parçalarının vüsatı 188 hektardan ibaret olduğu" ifadesine yer verildiği, orman kadastro evrakının ve haritasının tetkikinde söz konusu çalışmalarda yalnızca eylemli durumu orman olan taşınmazlar ile ormana bitişik olan taşınmazların hukuki durumlarının tayin ve tespit edildiği ve köy hududu dahilinde bulunan bir kısım ormanın ise incelemeye tabii tutulmadığı anlaşılmış olup, yörede yapılan bu orman kadastrosunun da seri bazda yapıldığı tespit edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın, bahsedilen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında bırakıldığı, bilahare 1975 yılında aplikasyon ve 2. madde çalışmaları yapıldığı, dava konusu taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro sırasında senetsizden davalı adına tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu ve böylece 13.07.1945 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) uyarınca dava konusu taşınmazın devletleştirmeye tabi olduğu anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen ilk kararı kaldıran Bölge Adliye Mahkemesi kararında emsal olarak gösterilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı kararı incelendiğinde, mezkur davaya konu taşınmazın ilk kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca kadastroya tabi tutulduğu, yörede 1948 tarihinde seri bazda orman kadastro çalışmaları yapıldığı, bilahare 1988 tarihinde de aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları ile evvelce orman sınırları dışarısında kalmış ormanların kadastrosunun yapıldığı ve taşınmazın her iki orman kadastrosu çalışmasında da orman sınırları dışarısında bırakıldığı anlaşılmış olup, gerek taşınmazın ilk kadastro sırasında orman olarak tespit harici bırakılması ve bilahare 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca kadastroya tabii tutulması gerekse 1948 yılında yapılan seri bazdaki orman kadastrosundan sonra 1988 yılında orman kadastrosuna tabi tutulması hususları birlikte değerlendirildiğinde temyize konu taşınmaz ile aynı hukuki durumda bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile muhtelif dairelerin yerleşmiş uygulamalarına göre Hazine tarafından bir taşınmazın kamu malı olduğu iddiasıyla her zaman dava açılabileceğinin kabul edildiği kuşkusuzdur.
Davacı Hazine vekili tarafından aynı taleple açılan ve İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilen emsal dava dosyalarında, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bir kısmı Dairemizce (2021/10470, 10940, 10426, 10469 Esas sayılı dosyalar) onandığı gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/8-49 Esas, 2025/487 Karar, 2024/8-790 Esas, 2025/486 Karar ve 2024/8-758 Esas, 2025/485 Karar sayılı kararları da Dairemiz uygulaması doğrultusundadır.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz hakkında Hazinece orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (A1) harfli bölümünün 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği gözetilerek (A1) ve (A2) harfli bölümler yönünden davanın kabulüne, mezkur raporda 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilen (B) harfli bölüm yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.