Davacı idarenin, mirasçıları bulunmadığı için Hazineye intikal eden taşınmaz üzerinde, Kamulaştırma Kanunu m.30 usulüne uyulmadan açtığı irtifak hakkı bedel tespiti ve tescil davasının usul eksikliği nedeniyle reddi.
Özet: Bir kamu idaresi tarafından, mirasçıları Devlet Hazinesi olarak tespit edilen ve kamu malı niteliği kazanan taşınmaz üzerinde irtifak hakkı kamulaştırması ve tescili talebiyle açılan dava, ilk derece mahkemesi ve istinaf tarafından reddedilmiştir; zira mahkemeler, başka bir kamu idaresine ait taşınmazın kamulaştırılması için 2942 sayılı Kanunun 30. maddesinde düzenlenen özel devir usulünün izlenmesi gerekirken, doğrudan bedel tespiti ve tescil davası açılmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, davacı idare ise tapuda uzun süre kayıtlı maliklerin vefat etmesine rağmen hazinenin tescilini yapmamasını davanın açılmasına sebep göstererek yargılama giderlerinden hazinenin sorumlu tutulması gerektiğini savunmuştur.
5. Hukuk Dairesi         2024/9227 E.  ,  2025/8608 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2938 Esas, 2024/1020 Karar
DAVA TARİHİ : 07.11.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/507 Esas, 2020/406 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili,... ilçesi, .... Mahallesi 1 41... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu kayıt maliklerinin ölü olduğunu, ölen kişilerle nasıl uzlaşılmaya çalışıldığının anlaşılamadığını, maliklerin yasal mirasçılarının Hazine olması nedeniyle mirasın Hazineye geçtiğini, kamu mallarının kamulaştırılmasının mümkün olmadığını, dava konusu yerlerin Hazineye ait olduğu belli olduğundan davacının dava açmakta hukuki yarar ve menfaati bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalıların dava açılmadan önce vefat ettiğini ve veraset ilâmlarına göre miraslarının Devlet Hazinesine kaldığı, bunun üzerine Hazinenin davaya dahil edildiği, 2942 sayılı Kanun'un 30 ncu maddesi uyarınca bir idareye ait taşınmaz malın diğer idarece kamulaştırılmasının mümkün olmadığı, ancak devrinin mümkün olduğu ve bunun da usulünün yine 30 ncu maddede düzenlendiğini, 2942 sayılı Kanun'un 10 ncu madde uyarınca bedel tespiti ve tescil davası açılabilmesi için öncelikle maddede belirtilen usulün uygulanması gerektiği; ancak davalı gerçek kişiler davadan önce vefat ettiği hâlde, uyulması gereken usul uygulanmadan doğrudan dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarihte güncel tapu kaydına göre taşınmazın davalı olarak görülen ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, ... ve ...'nun vefat etmiş olması sebebiyle yerel mahkemeden mirasçılık belgesini temin edebilmek üzere yetki ve süre talep edildiğini, taraflarına verilen yetki ve süre içerisinde alınan mirasçılık belgesine göre davalıların her ikisinin de mirasçısının bulunmadığının anlaşıldığını, bu sebeple miraslarının Devlet Hazinesine aidiyetine karar verildiğini, davalarının 2942 sayılı Kanun'un 30 ncu maddesinde düzenlenmiş yöntem uygulanmaksızın dava açılmış olması sebebiyle reddedildiğini, Mahkemece verilmiş kararın hem usul ekonomisine, hem de yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla birlikte yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden de davalı Hazinenin sorumlu tutulması gerektiğini, çünkü tapuda hak sahibi olarak görülen maliklerden birinin 1977 diğerinin ise 1994 yılında vefat ettiğini, bu sebeple Hazinenin yaklaşık 30 yıldır hak sahibi olduğu taşınmazı kendi adına tescil ettirmeyerek bu davanın açılmasına sebep olduğunu, müvekkili kurumun tapu kaydına güvenerek işlem yaptığını, davanın açılmasından dolayı müvekkil kuruma yöneltilebilecek en ufak bir kusurun söz konusu olmadığını, ancak Mahkemece müvekkil kurum aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiğini ve müvekkil kurumun yaptığı yargılama giderlerinin de kendi üzerinde bırakıldığını bu hususu kabul etmediklerini belirterek Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve müvekkili idare lehine düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 30 ncu maddesindeki düzenlemenin dava ön şartı olduğu, kamulaştırılmasına karar verilen yer başka bir idareye ait ise yerin değeri belirlenerek idareye başvurulması gerektiği, Kandıra Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen mirasçılık belgelerine göre her ne kadar davalılar ... ve ... malik olarak görünmekte ise de davalıların 1994 tarihinde ölmüş olmaları sebebiyle intikal yapılmasa da taşınmazın Hazineye ait olduğu, Hazineye ait olan taşınmaz hakkında öncelikle görülmesi gereken sorunun "devir" meselesi olduğu, kamulaştırma yapacak idare bedeli belirledikten sonra yerin sahibi idareye başvurup devredip devredemeyeceği hususunda yazılı olarak başvurması ve mal sahibi idare devretmez ise veya 60 günde cevap vermezse Danıştay'a başvurması gerektiği, işbu dosyada bu prosedürün uygulanmadığı, öncelikle yazılı olarak idareye başvurup devir meselesinin halledilmesi gerektiği, daha sonra bedel konusunda anlaşılamadığında bedel tespiti davasının her zaman açılabileceği veya devam edebileceği, Mahkemece 2942 sayılı Kanun'un 30 ncu maddesinde düzenlenen özel dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, yine Mahkeme tarafından Hazine davaya dahil edilip yargılamaya devam olunmuş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/2 nci ve 115/2 nci maddeleri gereği reddine karar verilmiş ise de davalılar ... ve ... dava tarihi itibarıyla ölü olup 6100 sayılı Kanun'un 114/1 inci maddesinin (d) bendine göre taraf ehliyetleri bulunmamakla bu davalılar yönünden 6100 sayılı Kanun'un 114/1 inci maddesinin (d) ve 115/2 nci maddelerine göre davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte ise de sonuç itibarıyla davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle bu hususun eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Her ne kadar ölü kişiye karşı dava açıldığından bahisle 6100 sayılı Kanun uyarınca davanın reddi gerektiği belirtilmişse de 2942 sayılı Kanun'un 14/5 maddesi uyarınca bu gerekçenin yerinde olmadığı anlaşılmış olup aynı Kanun'un 30 uncu maddesi gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.