Erzurumda genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında Hazine ve şahısların mera ve diğer taşınmazlardaki mülkiyet uyuşmazlığının eksik inceleme nedeniyle bozulması.
Özet: Genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddi, bazı parsellerin mera olarak tescili, bazılarının tespit gibi tescili ve bazılarının kadastro tespitinin iptaliyle şahıs veya hazine adına tesciline dair kararının, davacı vereselerinin 1951 tarihli mesaha tashihi davası ve 2022 tarihli yeni hudut talebi gibi hususlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı, dosyanın karmaşık ve uzun süreli yargılama geçmişine rağmen yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1987/71 E., 2022/6 K.KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı/ davalı Hazine vekili ve ilgili kişi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 1963 yılında yapılan kadastro sırasında, Erzurum ili Hınıs ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 595, 596, 597, 598, 5 99... parsel sayılı sırasıyla 168.250, 00... , 221.900, 00... , 275.625, 00... , 133.500, 00... , 937.500, 00... ve 46.000, 00... yüzölçümündeki taşınmazlardan 595 parsel sayılı taşınmaz ..., 596 parsel sayılı taşınmaz ..., 597 parsel sayılı taşınmaz ..., 598 parsel sayılı taşınmaz önce Hazine, itiraz üzerine komisyon kararıyla ... adına tespit edilmiş; 599 parsel sayılı taşınmaz ise mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. 600 parsel sayılı taşınmaz önce mera vasfıyla sınırlandırılmış iken, 02.12.1973 tarihli şerh ile malik hanesinin üstü çizilerek davalı olduğundan bahisle boş bırakılmış, taşınmazlar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma işlemi ile sırasıyla 1 28... , 23, 22, 1 29... , 13... parsel numaralarını almışlardır. Davacı ... vereseleri vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 08.06.1951 tarihli dava dilekçesinde; hudutlarını belirttiği taşınmazların yüzölçümlerinin tespiti ile hakiki yüzölçümlerinin tapuya yazılması istemiyle dava açmış, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi üzerine dosya re'sen Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.Asli müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu müdahale dilekçesi ile; Toprak Tevzi Komisyonu tarafından köye ayrılan meralarda davacıların hak iddia ettiklerini öne sürerek, davaya katılmıştır. Davacı Hazine vekili Hınıs Tapulama Mahkemesine ayrı ayrı sunduğu dava dilekçeleri ile; 595, 5 96... parsel sayılı taşınmazların miktar fazlasının Hazine adına tescilini talep etmiş; Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dilekçe ile de davaya müdahale talep etmiştir.Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas ve 1991/129 Karar sayılı, davanın kabulü ile 595, 5 96... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline dair kararı Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Ağustos 1951 tarih ve 8 numaralı kaydın kapsamının 5 93... parsel sayılı taşınmazlar olduğunun belirlendiği ve halen Erzurum Kadastro Mahkemesinin 1987/71 Esas sayılı dosyasında davanın devam ettiği bu durumda Mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Erzurum Kadastro Mahkemesine gönderilmesine ve 1987/71 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “5 99... parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğunun, diğer çekişmeli taşınmazlarda ...'in fiili hakimiyetinin bulunmadığı, ... ve kardeşlerinin kullanımında olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, 599 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılarak mera özel siciline kaydına, 600 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile mera özel siciline kaydına, 595, 5 96... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 598 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı/davalı Hazine vekili ve ilgili kişi ... tarafından temyiz edilmiştir. Eldeki dava, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olup, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca, genel Mahkemeden aktarılan davalarda kadastro hakimi, re'sen araştırma yapmak suretiyle ve gerçek hukuki durumu tespit ederek taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince az yukarıda izah edilen gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayanmaktadır. Şöyle ki; davacı ... vereseleri vekili Avukat ..., 08.06.1951 havale tarihli dava dilekçesinde hudutları yazılı 2 parça taşınmaz yönünden genel mahkemede mesaha tashihi davası açmış; 22.05.2022 tarihli dilekçe ile, yine 2 parça taşınmazın hudutlarının değiştiğini ileri sürerek, yeni hudutlara göre taşınmazın mesaha tashihini talep etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince, kadastro tutanağı düzenlenmesi üzerine dosyanın Hınıs Tapulama Mahkemesine gönderildiği, Hınıs Tapulama Mahkemesi hakiminin davaya bakmaktan istinkafı üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, Erzurum Tapulama Mahkemesinin merci tayin edildiği ve Erzurum Tapulama Mahkemesinde dosyanın 1967/39 Esas numarasını aldığı ve Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas, 1991/129 Karar sayılı dosyasında davacı Hazinenin davasının kabulü ile 595, 5 96... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline karar verildiği, aynı zamanda yine Hınıs Tapulama Mahkemesinin 17.01.1977 tarihli ve 1977/1 müt. sayılı kararı ile Yargıtay ilgili dairesinden merci tayini talep edildiği ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesince Erzurum Tapulama Mahkemesinin merci olarak tayin edildiği, Erzurum Kadastro Mahkemesinde dosyanın 1987/71 Esas numarasını aldığı ve bu sırada Yargıtay 17. Hukuk Dairesince, Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas ve 1991/129 Karar sayılı kararının "Erzurum Kadastro Mahkemesine yetkisizlik kararı verilmesi ve Erzurum Kadastro Mahkemesinin 1987/71 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi" gereğine değinilerek bozulduğu ve neticeden dosyalar birleştirilmek suretiyle eldeki dosyada yargılama yapıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki; gerek 1967/39 Esas ve 1976/27 Karar sayılı ilamdan, gerek eldeki dosyaya ait tensip zaptından, gerekse dosya içerisindeki bir kısım müzekkerelerden 1967/39 Esas sayılı dosya ile birlikte 1967/40 Esas sayılı dosyanın da Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ancak, eldeki dosyada sadece 1967/40 Esas sayılı dosya hakkında inceleme tutanağı düzenlenmekle yetinildiği, dava dosyasının dosya içerisine alınmadığı ve akıbeti üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 1948/305 Esas ve 1949/271 Karar sayılı dosyası ile ... vereseleri ... oğlu ... ve arkadaşları aleyhine elatmanın önlenmesi davası açıldığı ve İlk Derece Mahkemesince verilen 29.12.1949 tarihli "davacılara ait tapunun taşınmaza uyması nedeniyle davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine " dair kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulduğu, ancak bozma sonrasında dosyanın hangi esasa kaydedildiği, karara çıkıp çıkmadığı, karar verilmiş ise kesinleşip kesinleşmediği de araştırılmamıştır. Öte yandan; dava, re'sen araştırma ilkesine tabi olduğundan Kadastro Mahkemesince kapsam tayin edilmesi ve 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca askı ilanı yapılması gerekmektedir. Kaldı ki; İlk Derece Mahkemesince dava konusu olduğu kabul edilen 5 98... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak asıllarının dosya içerisinde yer almadığı ve 598 (yeni 1 29... ) parsel sayılı taşınmazın tapuda dava dışı ... adına, 599 (yeni 1 29... ) parsel sayılı taşınmazın ise mera vasfıyla özel sicilde kayıtlı olduğu anlaşılmaktaysa da tapu kayıtlarının nasıl oluştuğu üzerinde durulmadığı gibi ... ya da mirasçıları da davaya dahil edilmemiştir. Kadastro Mahkemesince yapılan keşifte, ...'in davacı olduğundan bahsedilmiş ise de dosyada ...'in ... vereseleri vekili olarak ibraz ettiği dava dilekçesi dışında kendi adına asaleten ibraz ettiği dava veya müdahale dilekçesi ya da kendisince usule uygun açılmış bir dava da görülememiş olup, ...'in neden davacı olarak kabul edildiği anlaşılamamıştır. Kadastro Mahkemesince davacı ... vereselerinin dayandığı ve yine kadastro tespiti sırasında uygulandığı belirtilen tapuların gitti kayıtlarından olan 09.10.1952 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sebebinde belirtilen Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/73 Esas ve 1952/99 Karar sayılı tashih ilamı ve yine 10.09.1956 tarihli ve 62 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sebebinde belirtilen 12.08.1953 tarihli ve 1949/150 Esas, 1953/90 Karar sayılı taksim ilamı ile tavzih ilamları dosyaya getirtilmediği gibi mahallinde yapılan keşifte, dayanak tapu uygulaması da yapılmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; öncelikle ... vereseleri vekilince Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz edilen 22.09.1952 tarihli dilekçede yazılı hudutların, hangi kadastral parsele uyduğunun tespit edilerek dava konusu taşınmazların belirlenmesi, ondan sonra Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 1948/305 Esas ve 1949/271 Karar sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak; eldeki davaya konu taşınmazlar ile hukuki ya da fiili irtibatının bulunup bulunmadığı, karar verilmiş ise verilen hükmün kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı, karar verilmemiş ise dosyaların birleştirilme hususu değerlendirilmeli, Hınıs Tapulama Mahkemesinin 1972/44 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği anlaşılan 1967/40 Esas sayılı dosyanın dosya içerisine alınması ve neticeten İlk Derece Mahkemesince eldeki davaya konu olduğu tespit edilen taşınmazların kadastro tutanak asıllarının dosyaya getirtilerek 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca askı ilanının yapılması, askı ilan süresi dolduktan sonra yapılacak yargılamada taraf teşkili sağlanmalı ve özellikle eldeki dosyada İlk Derece Mahkemesince kadastro tespitinin iptali ile ... adına tesciline karar verilen 598 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğunun anlaşılması halinde tapu maliki ...'in öldüğü anlaşılmakla, mirasçılarının davaya dahil edilerek savunma imkanı tanınmalı, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar ve davacı ... vereselerinin dayandığı tapu kaydının oluşum belgeleri ile birlikte tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli; revizyon görüp görmediği açık ve kesin olarak belirlenmeli; sonrasında mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen hem komşu köy hem de aynı köyden şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri, aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları ile ziraat mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında, davacı dayanağı tapu kaydının, ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli; yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle taraf dayanağı kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Keşif icrası sırasında dinlenecek mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri taraf tanıklarından tapu kaydının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarda ve miktarda değişiklik varsa bu değişikliğin nedeni, hudutların arz ettikleri özelliklerle taşınmazları kimin hangi tarihten bu yana ne sıfatla tasarruf ettiği, tapu kayıt malikleri arasındaki akdi veya ırsi ilişkinin ne olduğu, tapu kaydında pay sahibi olan diğer kişilerin kimler olduğu, tapu kayıt malikleri arasında paylaşım bulunup bulunmadığı, paylaşma yapılmış ise dava konusu taşınmazın davacının babasına tapu kaydındaki payı karşılığı verilip verilmediği hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Taraf dayanağı tapu kaydının revizyon gördüğü parsel ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulaması tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıkların kaydın uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; beraberinde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kaydın hudutları ile kapsamını belirtir keşfi takibe imkan verir gerekçeli kroki ve rapor alınmalı, taşınmazların tapu kapsamında olmadığının tespiti halinde, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığı üzerinde durulmalı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığının tespiti halinde de taşınmazların öncesinin ne olduğu, üzerlerindeki zilyetliğin ilk olarak ne zaman başladığı, kimden kime kaldıkları, taşınmazların kim tarafından ve ne zamandan beri kullanıldıkları, mütegayyip eşhastan intikal eden yerlerden olup olmadıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; alınan beyanla komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların önceki ve mevcut niteliklerini, taşınmazların öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, meradan açılıp açılmadıkları, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerlerindeki bitki örtüsünü, taşınmazlar öncesi itibariyle imar ve ihyaya konu edilecek yerlerden ise imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tespit tarihinden öncesine ait hava fotoğrafı bulunması halinde hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmeleri istenilmeli ve taşınmazların tespitten önceki niteliklerinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor alınmalı; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda 3402 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.