Mülkiyet sınırlarının tespiti istemli davada, taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescilli olması ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı, noter sözleşmesiyle edindiği taşınmazın ifrazı sonucu oluşan bir parselin kendi mülkiyetinde kaldığının tespiti talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi önceki bir kararı kesin hüküm kabul ederek davayı reddetmiştir. İstinaf mahkemesi bu kararı kaldırarak, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olması ve zilyetliğin tespiti için korunmaya değer hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay, istinaf mahkemesinin hukuki yarar yokluğundan usulden red kararını hukuka uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1208 E., 2025/918 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/155 E., 2024/49 K.Taraflar arasında görülen mülkiyet (tespit istemli) davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDavacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili Milas ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazı ve bu parselin ifrazından oluşan taşınmazlara ilişkin hakları noter sözleşmesi ile satın aldığını, bu taşınmazlara yönelik davaları ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin devam ettirildiğini, Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/263 Esas ve 2016/749 Karar sayılı kararı ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 73 parselin adına tesciline karar verildiğini ancak ifraz ile oluşan 74 parselin 1 01... parsel kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmediğini belirterek, noter sözleşmesi ile satın alınan 1 01... parsel sayılı taşınmazın sınırlarının, 1 01... parsel sayılı taşınmazı da kapsamına aldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/263 Esas ve 2016/749 Karar sayılı kararına göre, 1 01... parsel numaralı taşınmazın (A) kısmının kıyı kenar çizgisi olarak (24.620,80 m²), (B) kısmının davacı ... adına (337.089,41 m²) ve (C) kısmının ise orman vasfına haiz olduğu (753.913,89 m²) tespit edilerek tapuya kaydedilmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu karar neticesinde 1 01... parsel numaralı taşınmazın ifraz ile 73... numaralı parsel halini aldığı 73 parselin davacı adına, 74 parselin orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğu, 2013/263 Esas ve 2016/749 Karar sayılı kararının kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kesinleşen Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/263 Esas ve 2016/749 Karar sayılı dosyası kapsamında 1 01... parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu 1 01... parselin oluştuğu, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğu, davacının söz konusu taşınmazın 1 01... parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalıp kalmadığının tespitini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de kararın somut olaya uygun olmadığı, mülkiyeti hükmen Hazineye ait taşınmazda davacı tarafın taşınmazın satın almış olduğu 1 01... parsel sayılı taşınmazın kapsamında kaldığından zilyetliğin tespiti hususunda da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 ve devamı maddelerinde tapu siciline şerh verilmesi gereken kişisel hakların sınırlı olarak sayıldığı, taşınmaz üzerinde zilyetlik tespiti ve beyanlar hanesine şerh verilebilmesi için kanunda açık bir düzenleme bulunması gerektiği, diğer durumlarda zilyetlik tespiti ve zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün bulunmadığı, eda davası yönünden ise taşınmazın hükmen orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğinden, eldeki davanın tespite yönelik olduğu, tespit davasının açılmasında korunmaya değer güncel bir hukuki yarar olması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.