Kolektör çalışmasıyla yer altı kablolarına verilen hasardan kaynaklanan sorumluluk davasında, yüklenici firma ve idare kusurunun davacıya bildirim ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece kararının bozulması.
Özet: Davacı şirketin yer altı kablolarında, davalı kurumun yüklenici firması tarafından yapılan kazı çalışması sırasında meydana gelen hasarın tazmini talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davalı kurumu sorumlu bularak davanın kısmen kabulüne karar vermiş; ancak Yargıtay, davalı kurumun kazı öncesinde davacıya yaptığı bildirim ve bu bildirimin tarafların kusur durumlarına etkisinin bilirkişi raporunda yeterince değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
4. Hukuk Dairesi         2024/14371 E.  ,  2025/13378 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 20219/335 E. 2021/932 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kurum tarafından 07.05.2013 tarihinde Kadıköy/İstanbul adresinde yapılan kolektör çalışması esnasında davacı şirkete ait yer altı kablolarına hasar verildiğini, 4.238,60 TL hasar miktarı olduğu ve bu miktarın davacı kurum tarafından giderildiğini, davalının verdiğini bu zarar dolayısıyı ile satılamayan enerji bedeli olarakda zarar doğduğunu, davalı aleyhine icra takibine başlandığı ancak davalının itiraz ettiği ve takibin durduğunu, davalının Borçlar Kanunun 66. maddesi uyarınca çalıştırdığı personelin verdiği zarardan sorumlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile alacağın tahsiline, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, alacağa olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerde davalı idare değil yüklenici firma çalışanları tarafından kazı çalışması yapıldığını, firmanın 3. şahıslara verdiği zarardan sorumlu olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, bağımlılık ilişkisi bulunmadığını, Borçlar Kanunun 66. Maddesi uyarınca denetim ve gözetim yetkileri olmadığını, müteahhit firmanın denetim ve gözetim yetkisi bulunduğunu, işin yapılması esnasında yüklenici firma elemanlarını davalının seçme yetkisi olmadığını, idarenin sadece işin teknik şartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleme yetkisi bulunduğunu, faiz talebini kabul etmediklerini, talep edilen bedelin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/1474 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararıyla; davacının İstanbul Anadolu 21. İcra müdürlüğüne ait 2013/21004 E sayılı dosyası ile davalı aleyhine 4.238,60 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve husumet yönünden ret kararı verilmesini talep ettiği, dosya içindeki sözleşmenin 21. maddesi uyarınca davalı idarenin üçüncü şahıslara karşı sorumluluğunun devam ettiğinin anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporu ile davalının 4.238,60 TL zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü' nün 2013/21004 Esas sayılı dosyada yapmış olduğu itirazının 4.238,60 TL asıl alacak ve 107,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.346,50 TL alacak yönünden iptaline, takibin kabul edilen 4.238,60 TL asıl alacak ve 107,90 TL işlemiş faiz ve yalnızca asıl alacak 4.238,60 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık ve kademeli % 11,75 oranında avans faizi işletilerek devamına, icra inkar tazminatı ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 24.01.2019 tarihli ve 2016/15464 Esas, 2019/333 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece, davalı idarenin, yüklenicisinin çalışması esnasında davacı şirketin yer altı kablosuna vermiş olduğu hasar ve zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
03.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı yüklenici firmanın davalı ile sözleşme akdettikten sonra kazı çalışmalarına başlamadan önce, söz konusu bölge ve yerdeki alt yapıyı ve nereden hangi boru, hat veya kabloların geçtiğini tespit etmesi ve onlara zarar vermeden kazı çalışmalarını yürütmesi gerektiği, bu nedenle somut olayda haksız fiilin unsurlarının gerçekleştiği yönünde mütalaada bulunulmuştur.
Fiziken dava dilekçesi ekinde yer alan ve Uyap sistemine de dava dilekçesi eki olarak taratılarak kaydedilen, davalı İSKİ tarafından davacı şirkete hitaben yazılmış 25.04.2013 tarihli yazıda; yüklenici şirket tarafından Kadıköy ilçesinde yatay delgi boru itme işinin yapılacağı belirtilerek söz konusu caddelerde, davacı şirkete ait alt yapıları gösteren planların gönderilmesi, kazı çalışmaları sırasında alt yapılara hasar verilmemesi için teknik eleman görevlendirilmesi ve alt yapı tesislerinin çakışması durumunda deplase işlerinin yapılması için gerekli işlemlerin başlatılması istenilmiştir. Ancak anılan bu yazının davacı şirkete tebliğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan yukarıda belirtilen bilirkişi raporunda, bu yazı ile ilgili bir değerlendirme yapılmamış, tarafların kusur durumlarına etkisi tartışılmamıştır.
Şu halde; mahkemece yapılacak iş, 25.04.2013 tarihli yazının davacıya ne zaman tebliğ edildiği ve olay tarihi gözetilerek yazıda belirtilen hususlarda önlem alması için yeterli zaman tanınıp tanınmadığını araştırmak, gerek bu hususta gerekse davacının altyapı tesislerinin zararın oluşumuna katkısı olup olmadığı hususunda, tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırmak ve sonucuna göre karar vermektir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın, haksız fiile dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, İİK.'nun 67 ve devamı maddelerine dayandığı, bozma kararı sonrasında 10.12.2019 tarihli oturumda 24.04.2013 tarihli yazının hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin beyanlarını sunması için süre verildiği ancak aleyhe hususların ihtar edilmediği anlaşılarak 24.11.2020 tarihli oturumda bu husus tekrar karara bağlanarak bu sefer aleyhe hususlar ihtar olunduğu, davalı vekili tarafından belge ve bilgi sunulmadığı, bozma ilamı gereği kusura ilişkin rapor alındığı, sözleşme hükümleri gereğince ortaya çıkan hasar zarar ve ziyanın yüklenici firma tarafından karşılanacağı, gereken tüm işler ile işlemlerin derhal yapılacağı aksi takdirde her türlü maddi, manevi, hukuki ve cezai sorumlulukların yükleniciye ait olduğunun düzenlendiği, ancak bu düzenlemenin taraflar arasındaki iç ilişki ile ilgili olduğu davalının ise TBK 66 maddesindeki kurtuluş beyyinelerini ispatlayamadığı bu nedenle davalının da sorumlu olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün 2013/21004 Esas sayılı takibine yapılan itirazın 4.238,60 TL asıl alacak, 107,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.346,50 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zarardan sorumlu olmadıklarını, davalı idare açısından husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, çalışanlar üzerinde denetim yetkileri ve kusurları olmadığını, yasal faize karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız fiile dayalı olarak yapılan İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğüne ait 2013/21004 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dosyaya alınan bilirkişi raporu uyarınca davacının uğradığı zararda davalının kusurlu olduğu, 25.04.2013 tarihli yazının davacıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığının anlaşılmış olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.