Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde görülen alacak davasında, Forex yatırımcısının yanıltma, SPK mevzuatı ihlali ve işlem manipülasyonu iddialarıyla kaldıraçlı işlemlerden kaynaklanan zararının tazmini talebi.
Özet: Davacı, forex piyasasında davalı firma aracılığıyla yaptığı yatırımlarda yaklaşık 312.000 ABD Doları zarar ettiğini ileri sürerek, davalının kendisini yüksek kazanç vaadiyle yanılttığını, bilgisizliğinden faydalanarak baskı kurduğunu, kaldıraç ve teminat seviyelerinde müdahalede bulunarak SPK mevzuatına aykırı işlemler yaptığını, işlem manipülasyonları ile zarara uğrattığını iddia ederek depozito bedelinin tahsilini talep etmiş; davalı ise davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin usulüne uygun olduğunu, davacının riskli işlemleri bilerek kendi rızasıyla gerçekleştirdiğini ve iddialar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesi üzerine davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/504 Esas 2025/1287 Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/504
KARAR NO : 2025/1287
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.01.2023
NUMARASI : 2022/845 Esas 2023/87 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 23/12/2020
KARAR TARİHİ : 13/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin forex piyasasında yatırım yaptığını düşünerek 2019 yılından itibaren davalı firmaya
farklı tarihlerde ve miktarlarda ödemeler yaptığını, müvekkilin forex piyasası ile ilgili deneyimi
bulunmadığını, davalı firmanın, müvekkilin bilgisiz ve tecrübesizliğinden yararlanarak, sürekli
telefonla aramak suretiyle müvekkilin üzerinde baskı kurduğunu, işlemlerde ...
güvencesinin bulunduğu, kendilerinin işlemlerini yönlendirecekleri, yüksek kazanç
sağlayacakları, kendilerine para yatırması halinde sadece al-sat tabir edilen işlemlerle kâr
edeceği ifade edilerek, müvekkilin yüksek kazanç sağlanacağı vaadiyle yanıltıldığını, davalı
firmanın, kaldıraç değişikliklerinde teminat seviyelerinde müvekkilin bilgisi ve muvafakatı
olmadan devam eden işlemlerde değişikliğe gittiğini, SPK Mevzuatında da yer aldığı üzere
işlemler sonlandırıldıktan sonra kaldıraç değişikliği yapılacağını, yine Sermaye Piyasası
Kurulu'nun, riskleri ve mağduriyetleri önlemek amacıyla 50.000,00 TL limit zorunluluğu
getirmiş olup müvekkilin hesabında 50.000 TL olmadığı halde riskli işlemlere davalı firmanın
izin verdiğini. müvekkilin işlemlerinde SPK mevzuatları ve ilkeleri dışında teminatları düşük
olduğu halde sürekli işlem açıp kapattırdıklarını, mevzuat gereği, tarafları temsile yetkili
kişilere, bunların temsil yetkilerine ve temsilcinin veya temsil yetkisinin sınırlarının
değiştirilmesine ilişkin bilgiler Çerçeve Sözleşmede yer alması gerekirken, davalı şirket
tarafından düzenlenen Çerçeve Sözleşmede böyle bir düzenlemenin mevcut olmadığını,
sözleşmenin sayfalarının tamamının müvekkile verilmediğini, uygunluk ve yerindelik
testlerinin yapılmadığını, firmanın müvekkille ortak meta programı kullandığı için kendilerinin
de bizzat programa dahil olduklarını ve sistem üzerinde işlemleri engellemeler donmalar ve
arka plan hileleriyle de slipajlar ekonomik takvim verilerinde dünyada gelişen önemli olaylarda
piyasa fiyatlandığı için saliselerle olan yani milisaniyelerle bu işlemlerin programda ping
yoluyla yavaşlatılarak müvekkili zararla sonuçlanıncaya kadar işlemlere müdahale ettiklerini,
davalı firmanın müvekkilin yatırmış olduğu tüm depozitonun ... bünyesinde olduğunu
ve işlemlerin tamamının ...'a bildirdikleri güvencesinin apaçık ihlali olduğunu, Takas
Bank'a müvekkilin yatırmış olduğu depozitoları ve işlemlerinin kısmen bildirildiğini, davalı
firma yetkililerinin müşteri ilişkisi kurulurken çıkar çatışmasının ne olduğunu ve sonuçlarını
müvekkile açıklamadan onun işlem yapmasına müsaade ettiklerini, Al-Sat işlemleri ile alakalı
olarak da müvekkilini yönlendirerek açıkça onun zarar etmesine sebebiyet vermek suretiyle
firmanın kar elde etmesini sağlamış olduğunu, müvekkilin, davalının bahsedilen hizmet kusuru
ve muhtemel kastı sebebiyle toplamda 312.000,00 ABD Doları civarında zarar ettiğini iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin davalı firmaya yatırdığı depozito
bedelinin şimdilik 500 ABD doları kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı taraf ile mevzuata uygun ve SPK tarafından belirlenen asgari hususlar dâhilinde çerçeve sözleşme akdedildiğini, davacı tarafın gerçekleştirdiği işlemler sonucu uğradığını belirttiği zarar ile iddiaları arasında dahi hiçbir şekilde illiyet bağı olmamasına rağmen müvekkil şirketi sorumlu tutmaya çalışmasının kabul edilemeyeceğini, kaldıraçlı işlemin hesapta bulunan ve işlemin güvencesini teşkil eden teminata dayanarak döviz, kıymetli madenler veya SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraç oranı sınırı içinde pozisyon elde ederek elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformda alımı olduğunu, davacı tarafından gerçekleştirilen kaldıraçlı işlemlerin ifade edildiği gibi riski büyük olup, yatırılan tutarın büyük kısmı hatta tamamının kaybedilmesinin ihtimal dâhilinde olduğunu, davacının kendisinin gerçekleştirdiği, bilgisi dâhilinde olan işlemlerden doğan zararını tazmin etmek için müvekkil aracı kurumdan talepte bulunmasının yersiz ve kötüniyetli olduğunu, davacının sözleşmesinin usulüne uygun şekilde akdedildiğini, formu sözleşme imzasından önce okuduğunu imzaladığını, davacının her an online olarak işlemlerini izleyebildiği gibi, kendisine günlük ve aylık bildirimlerin de düzenli bir şekilde yapıldığını, davacının işlemleri sırasında yönlendirildiğine ilişkin iddiaların ve uygunluk testine ilişkin iddialarının, kaldıraç değişikliklerinde teminat seviyelerinde davacının bilgisi ve muvafakati olmadan devam eden işlemlerde değişikliğe gidilmiş olduğu ve hesabında 50.000,00TL olmadığı halde mevzuata aykırı olarak işlemlere devam etmesine izin verildiği iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, çıkar çatışmasının davacıya anlatılmadığı ve ...'ta olan teminatlarının gününde bildirilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, log gönderim kayıtlarında, ses kayıtlarında ve ilgili belgelerde bu hususların belirtildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile davalının davacıya "döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçlı kaldıraçlı alım satımı, alım satıma aracılık ve işlem yapma imkanı tanınacak ve hususlara ilişkin her tür hizmeti" vermeyi üstlendiği, ancak dosya kapsamına göre davacının al - sat işlemlerini bizzat kendisinin yaptığı, davalının bu işlemlere direkt bir etkisinin bulunmadığı, bu sebeple herhangi bir temsilci kullanılmadığı, akdedilen tüm sözleşmelerin davacı tarafça imzalandığı, davalı tarafça davacıya genel olarak forex piyasası yatırım araçları eğilimleri, piyasa beklentileri ve piyasayı etkileyebilecek gelişmeler hakkında bilgilerin verildiği, ancak bu bilgilerin yatırım danışmanlığı kapsamında olmadığının görüşme öncesinde davacıya bildirildiği, son zamanlarda yapılan görüşmelerde davacının işlem yapamamaktan şikayet ettiği ancak bilgisi ve rızası dışında yapılmış bir işlemden bahsedilmediği, nitekim dava dilekçesinde de, açıkça somut bir işlem ya da işlemlerden kaynaklanan zarardan bahsedilmediği, yapılan bilirkişi incelemesinde davalının eylemi sebebiyle davacının zarara uğradığına yönelik bir tespitin bulunmadığı, tüm dosya kapsamına göre davacının davalıdan kaynaklanan ispatlanmış bir zararının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davadaki taleplerinin haklılığının ispatlandığını, uygunluk testi olmayan forex işlemlerinin idari kararlarla tazmininin Avrupa'da yasa gereği olduğunu, davalının şeffaf ve dürüst davranmadığını, davalı firmadan ... işlemlerinin yasal olarak bildirilip bildirilmediği ile ilgili taleplerinin yerine getirilmediğini, davalı şirket ile ilgili emsal kararlar olup ...'a bildirilmediğinin açık ve net olduğunu, dava konusu olayla ilgili emsal kararların gözetilmediğini, risk formundaki bilgilerin gizlendiğini, davalının ağır kusurlu olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, kaldıraç olaylarının düşürülmesi nedeniyle zarar oluştuğunu, davalı tarafından mevzuat dışı uygulamalar yapıldığını, davacı lehine olan bilirkişi raporunun esas alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davalının dürüstlük kuralına da aykırı davrandığını yanıltıcı reklam yaptığını da bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, taraflar arasında düzenlenen Kaldıraçlı Alım Satım Sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
... Yatırım Menkul Değerler A.Ş. kayıtları, taraflar arasında düzenlenen kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi ve ekleri, lag-log kayıtları, hesap ekstresi ve dekontları, ... kayıtları, SPK kayıtları, 28/11/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur.
28/11/2022 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davacı ile davalı arasında 28.11.2014 tarihinde
kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi’nin imzalandığı,
dosyaya sunulan 17 sayfalık kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve
sözleşmesi ve ekindeki, 3 sayfalık internet üzerinden yapılacak işlemler
sözleşmesi, 1 sayfalık kaldıraçlı varlık alım satım işlemleri risk bildirim
formu, 2 sayfalık müşteri tanıma ve mali bilgiler formu belgelerinin
hepsinde davacının ıslak imzası ve tarihin olduğu, sözleşme sayfalarında bir
eksiklik olmadığı, sözleşme ekinde davacıya imzalatılan risk bildirim formunun yine davacıya
özel hazırlanmadığı standart ve matbu bir form olduğu, bu formun en alt
kısmında son paragrafta “Yukarıda yer alan Kaldıraçlı Varlık Alım Satım İşlemleri Risk
Bildirim Formunu, Kaldıraçlı Varlık Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesini
imzalamadan önce okudum, anladım ve bundan sonra sözleşmeyi imzalayarak Formun
bir örneğini elden aldım.” şeklinde matbu bir yazı olduğu, ancak tüketicinin
kendi el yazısı ile yazılmış bir beyanı olmadığının tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir nüshasının davacıya elden
verildiğine ya da verilmediğine, kargo ile gönderildiği ya da gönderilmediğine dair herhangi somut bir bilgi belge olmadığı için bu konunun
değerlendirilmesinin yapılmadığı,
uygunluk ve yerindelik testi ile ilgili; davacı ile sözleşme imzalandığında uygunluk
ve yerindelik testi uygulaması zorunlu olmayıp, yeni müşteriler için 01.07.2014
tarihi itibariyle değil, SPK’dan yeni düzenlemeler çerçevesinde izinlerin yenilendiği tarih
itibarıyla başlanması gerektiği, dosyadaki faaliyet izni belgesine göre de davacını
SPK dan 26.01.2016 da yeni faaliyet iznini aldığı, ancak bu tarihten
sonra davacı ile ilgili uygunluk ve yerindelik testi yapıldığına dair bir belgede
dosyada mevcut olmadığı,
yetersiz teminatla işlem yaptırıldığı ile ilgili; III-37.1.b sayılı Tebliğ’in yayımı tarihinden önce açık pozisyonu olmayan yatırımcıların yeni pozisyon açabilmeleri için 50.000TL ve üstü tutarda başlangıç teminatı bulundurması gerektiği, açık
pozisyonu olan müşteriler için mevcut pozisyonların hedge’lenmesi ihtiyacı
dikkate alınarak 50.000TL sınırı aranmayacağı, yine, III-37.1.b sayılı Tebliğ
değişikliği tarihinde açık pozisyonu olan müşteriler 50.000TL teminat
bulundurma zorunluluğu olmaksızın yeni pozisyon açabileceği, yani söz konusu teminat olayı mevcut müşterilerin açık pozisyonları için
geçerli olmayıp, davacının bu tarihte zaten mevcut bir müşteri ve açık
pozisyonda olduğunun sabit olduğu, slipaj, ping vb sistemlerle işlemlerin dondurulduğu ile ilgili; davacının
dilekçesinde belirtmiş olduğu bu işlemlerin yapıldığını gösteren ekran görüntüleri vb
tespitlerin olmadığı sabit olup, söz konusu işlemlerin davalı tarafından yapılıp
yapılmadığı değerlendirilmesi mümkün olmadığı, çıkar çatışması ile ilgili; davacı tarafından imzalanan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi’ nin, Emirlere İlişkin Hükümler başlıklı 5. maddesinin 5. fıkrasında; “Bir piyasa yapıcısı olarak faaliyet göstermekte olan aracı kurum,
müşteri tarafından iletilen Emirler’in doğrudan karşı tarafı konumundadır ve işbu madde
hükmüne uygun olarak müşteri tarafından verilen emirler bizzat aracı kurum tarafından
gerçekleştirileceği, dolayısıyla müşteri ile aracı kurum arasında bir çıkar çatışması
mevcut olup, emirler’in gerçekleştirilmesi esnasında müşteri’nin kâra geçtiği durumlarda aracı kurum’un zarar etmesi veya tersi söz konusu olacaktır.”
şeklinde, aracı kurum ile müşteri arasında çıkar çatışması olduğu açıkça belirtildiği, ancak sözleşmede yazılı bu unsurun davacıya açık ve net olarak anlatıldığı ya
da anlatılmadığı konusunda bir değerlendirme yapma imkânı olmadığı, davacının zarar talebi ile ilgili 312.000 USD zarar ettiğini ancak şimdilik 500 USD talep ettiğini belirtmekle birlikte, davacının istemini daha somut bilgilerle şu kadar zarar edilmiştir şeklinde sunması halinde bu kayıtlarla ilgili
inceleme ve değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir.
Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de; dosyada mevcut ses kayıtlarına ilişkin CD dökümlerinden dava konusu işlemlerin bir kısmının davacının kendi yaptığı işlemler, bir kısmının ise davalı tarafından yönlendirilmesi neticesinde yapılan işlemler olduğu anlaşılmaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi ilk derece mahkemesince de tarafların bu yöndeki delilleri toplanmadan ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece tarafların yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz ve beyanları da dikkate alınarak, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile gerekirse davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacının dava konusu edilen dönemde kendi yaptığı işlemler ile davalı personelince ikna edildiği işlemlerin ayrıştırılarak hangi işlemlerin hangi tarihte yapıldığı ve söz konusu işlemler nedeniyle davacı zararı oluşup oluşmadığının araştırılarak ve ilk raporda tespit edilen hususlar ile bu hususların zarara neden olup olmadığı, varsa tutarları yönünden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan belirtilen delilin toplanmadan karar verilmesi hüküm ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara Batı 1. Tüketici Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih 2022/845 Esas 2023/87 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/11/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-