İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, e-ticaret platformundaki satışlardan kaynaklanan ödenmeyen alacaklar ile haksız kara listeye alınma iddialarına ilişkin ticari dava.
Özet: Bir e-ticaret platformunda satış yapan davacı, platform işleticisinin satışlardan doğan 313.710,23 TL tutarındaki alacağını haksız yere ödemediğini ve kendisini keyfi olarak kara listeye aldığını iddia ederek bu meblağın faiziyle tahsilini talep etmiş; davalı platform ise tüketici cayma hakları gereği yapılan iadeler nedeniyle davacının kendilerine borçlu olduğunu ve davacının alacak iddialarını belgelendiremediğini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2023/707 EsasKARAR NO : 2025/1015DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 30/10/2023KARAR TARİHİ : 30/12/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA/Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeye istinaden, müvekkili “...” isimli internet sitesinde 28.09.2020 tarihinde aktif olarak satış yapmaya başladığını,... yıllarına ait bazı satışlar sonrası, davalı tarafından müvekkiline yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, söz konusu satışlar ve ödemelere ilişkin müvekkili tarafından defaatle şirkete ulaşıldığını fakat açıklayıcı cevap alınmadığını, davalı hukuki dayanaktan yoksun, tamamen keyfi hareketle söz konusu ödemeleri yapmadığını, ...A.Ş. tarafından 21.12.2020 tarihinde müvekkili “...” isimli internet sitesinde kara listeye aldığını, kara listeye alma işlemi de tamamen keyfi olarak yapıldığını ve müvekkiline hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, müvekkili kara listeye alındığını site üzerinden satış yapamadığında anladığını, müvekkili bu süreçte ilgili şirkete yazılı başvuruda bulunduğunu ancak hiçbir gerekçe belirtilmediğini, müvekkili “...” üzerinden yaptığı ve davalıya faturasını kestiği satışlar neticesinde müvekkilce yapılan hesaba göre 313.710,23TL alacağının ödenmediğini, müvekkili davalı şirket ile 26.10.2023 tarihinde yaptığı yazışmayla cari hesap ekstresi talep ettiğini ve gönderilen cari hesap ekstresine göre 313.710,23TL alacağı bulunduğunu, müvekkili “...” sitesi üzerinden girmiş olduğu ekranında davacıya yapılacak ödemenin 280.485,00TL olduğunun göründüğünü, alacak miktarının mahkemenin nezdinde hesaplanması gerektiğini belirterek, Bilirkişi marifetiyle tam ve doğru şekilde hesaplanmasını takiben harç tamamlanması suretiyle artırılmak üzere şimdilik 10.000,00TL (Fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak) alacağın, bilirkişi raporu ve yapılacak tahkikat sonrası belirlenecek hak ediş tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.SAVUNMA/Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş'nin ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, Mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satışının gerçekleştirildiğini, böylece üçüncü kişi tacirlere de www. ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, müvekkili şirket, sürdürmekte olduğu elektronik ticaret faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalışmakta ve “...” adı verilen birçok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan “... hükümleri gereği AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, Müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği Müşterilere teslim edilmek üzere kargo ile gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) “Mesafeli Sözleşmeler” başlıklı 48. Maddesinin 4. fıkrasında; “Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir..." şeklinde yer alan düzenlemesi gereğince, üye satıcılardan ürün satın almış olan ve fakat 6502 sayılı TKHK'un 48/4 kapsamında “cayma hakkı”nı kullanan tüketicilere bedel iadeleri (ödemeler Müvekkili şirket aracılığı ile yapıldığından) müvekkili şirket tarafından tüketicilere/müşterilere iade edildiğini, söz konusu ürün bedeli üye satıcıya gönderilmiş ise üye satıcıdan yapılan iade müvekkili şirket tarafından geri alındığını, davacı ile davalı arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” imzalandığını, müvekkili şirket sözleşme gereği ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davacı, müvekkili şirkete ait olan ... internet sitesi üzerinden satışlar gerçekleştirdiğini, davacıya, müvekkili şirkete borçlu olduğunun bildirildiğini, davacı tarafından borçlu olduğu kendisine bildirilesine rağmen söz konusu cari hesap alacağına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığını, aksine hiçbir bilgi ve belge sunulmaksızın “birtakım” alacakları olduğunu iddia etmekte ancak bu alacaklara ilişkin herhangi bir dayanak belgede sunmadığını, davacı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri karao ve sair bedellere iliskin tonlam 313.710,23-TL hesabına kaydedildiğini her ne kadar davacı tarafından böyle bir borcu olmadığı hatta müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddia edilse de davacının müvekkili şirkete borcu bulunduğu hususu ticari defter, muhasebe kayıtları, cari hesap dökümü ve ticari belgelerin incelenmesi ile sabit hale geleceğini beyan ederek; Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE/Dava, Alacak davasıdır.Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi kapsamında taraflar arasında kurulan cari hesap ilişkisinden kaynaklı davacının kısmi alacak istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.Mahkememizin 24/05/2024 tarihli ara kararı ile mali müşavir olarak seçilen bilirkişi ...'a mahkememiz dosyası tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 04/11/2024 tarihli raporunda özetle: "Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Tarafların ibraz olunan e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, tarafların 2020-2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, Davalının ticari defterlerine göre 30.10.2023 dava tarihi itibariyle 285.335,62TL davacıya kayden borçlu göründüğü, tacirin kendi ticari defterlerindeki aleyhe olan kayıtların her zaman delil ittihaz olunacağı karinesi de nazara alındığında davalının borçsuzluk savunmasının kendi ticari defterleri yönünden ispata muhtaç olduğu ve ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin “..." başlıklı 12. Maddesinin “SATICI, işbu sözleşmeden doğabilecek ihtilaflarda...'in kendi veri tabanında, sunucularda tuttuğu elektronik ve sistem kayıtlarının, ticari kayıtlarının, defter kayıtlarının, mikro film mikro fiş ve bilgisayar kayıtlarının muteber bağlayıcı, kesin ve münhasır delil teşkil edeceğini...'i yemin teklifinden ber'i kıldığını ve bu maddenin HMK 193. madde anlamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder” hükmü çerçevesinde de davalının ticari defterlerine itibar edilmesi durumunda da davacının 285.335,62TL davalıdan alacaklı olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Keyfiyeti, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifi 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 ve 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükümlerine dayalı olarak tamamen ve münhasıran muhterem Mahkemeye ait olmak kaydı ile sayın yargı makamının tetkik ve takdirlerine arz ederim." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.Taraflar arasında imzalanan .... Satıcı Üyelik Sözleşmesi mevcut olup, sözleşmeden doğan ihtilaflar halinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının HMK 193.maddesi uyarınca kesin delil sayılacağı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda sözleşme hükümleri uyarınca, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalı şirketin davacıya dava tarihi itibarıyla 285.335,62 TL, cari hesap borcu bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen üyelik sözleşmesinin "...Geçerliliği" başlıklı 12. Maddesi ile taraflar sözleşmelerin tatbikinden doğabilecek ihtilafların hallinde Davalı'nın ticari defter ve kayıtlarının 6100 sayılı Kanun'un 193/1. maddesi gereğince kesin delil teşkil edeceğini ve bunun delil sözleşmesi olduğunu taraflar kabul etmişlerdir. Kaldı ki, HMK 193 hükmü hiçbir şüpheye vermeyecek şekilde "Bir davanın tarafları, dava açılmadan önce veya sonra, bir hususun yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında bir sözleşme yaparlarsa, buna münhasır delil sözleşmesi denir. Yani bu hâlde, o husus yalnız delil sözleşmesi ile kabul edilmiş olan delil ile ispat edilebilir; başka bir delil ile ispat edilemez." hükmü düzenlenmiştir. Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden (veya delillerden) başka delil kabul olunmaz. Buna göre taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar, yani taraflar, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c. 3, s. 2881 vd.)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E. ,... K. Sayılı İlamı uyarınca; "...Delil sözleşmesinin geçerli olması, sözleşme hürriyetinin doğal bir sonucudur. Genel hükümler uyarınca yapılacak bazı sözleşmelerde, yanlara bazı kanıtlarla yazılı biçimde ispat hakkının sınırlı olarak tanınması hâlinde, bu sınırlar dışında delil gösterilmesi olanaksızdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesinde sözleşme özgürlüğü esası benimsendiğine göre, bu esaslar uyarınca düzenlenecek sözleşmenin ispat biçimi de belirlenebilir ve sınırlanabilir olmalıdır...." demektedir. İlgili hükümden açıkça görüleceği üzere taraflar bu hususta münhasır ve kesin delil anlaşması yapmış oldukları gibi, işbu hususa koşulsuz şartsız şekilde ve basiretli birer tacir olarak muvafakat etmişlerdir. Yargıtay kararları kapsamında da içtihat edilmiş olduğu üzere münhasır delil sözleşmesi ispata muhtaç hususlar bakımından delil niteliğinde dikkate alınabilecek yegane ispat araçları mahiyetindedir. Hal böyle iken Taraflar arasındaki bu delil anlaşması kapsamında; tarafların 2020 - 2023 yılı ticari defterlerinin sahipleri lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defterlerine göre 30.10.2023 dava tarihi itibariyle 285.335,62TL tutarında davacıya borçlu göründüğü, bir diğer deyişle davacının, davalıdan 285.335,62 TL alacaklı göründüğü, davalının borçsuzluk savunmasının kendi ticari defterleri yönünden ispata muhtaç olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin “...” başlıklı 12. Maddesinin HMK 193. madde anlamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanan Üyelik Sözleşmesi'nin "Hak ve Yükümlülükler" başlıklı 4.21 maddesinde "....o ay içinde satışa konu olan malın bedeli üzerinden komisyon faturası düzenler ve hak edilen tutar mahsup edildikten sonra kalan tutar Satıcı'ya ödenir" denilmekle, anılan madde gereği son satışın 2020 yılı Aralık ayında yapıldığı defter ve kayıtlardan anlaşılan davacının hak edişlerinin ödenmesi gereken en son tarihin 31/12/2020 olduğu bu nedenle tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın kabulü ile 285.335,62-TL'nin 31/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın KABULÜ ile 285.335,62-TL'nin 31/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 19.491,28-TL karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile noksan 19.221,43-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.653,70-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yatırılan 3.695,00-TL yargılama gideri ile 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı ve 4.702,05-TL ıslah harcı toplamı 8.936,75-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,5-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,6-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/12/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır