İşçiye işe giriş koşulu olarak imzalatılan boş senedin teminat niteliğinde olduğu, bu senede dayalı kötüniyetli icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığı ve kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulüne ilişkin istinaf kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Çalışan, işe başlarken işverenine teminat olarak boş imzaladığı ve iş ilişkisinin sona ermesinden sonra işveren tarafından doldurularak hakkında icra takibi başlatılan senede ilişkin borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açmış, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin çalışan lehine verdiği borçsuzluk tespiti ve kötü niyet tazminatı kararları, işverenin temyiz talebine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasıyla kesinleşmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/6464 E.  ,  2025/8580 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/437 E., 2025/1316 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/423 E., 2023/495 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin bünyesinde 05.06.2013-29.04.2022 tarihleri arasında çalıştığını, davalı Şirketin işe başlatma koşulu olarak davacıya boş senet imzalattığını, 29.04.2022 tarihinde iş sözleşmesi sonlandırılan müvekkilinin, iş ilişkisi sırasında doğan alacakları için 08.06.2022 tarihinde dava açtığını, bu davanın akabinde davalı yanın müvekkili işe girmeden önce zorla imzalamak zorunda bırakıldığı boş senedi doldurup 24.06.2022 tarihinde icra takibi başlattığını, bu senedin teminat senedi hükmünde olduğunu, Şirket kayıtları ve defterleri incelendiğinde müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespit edileceğini, davalının haksız takipte bulunarak kötü niyetli davrandığını ileri sürerek müvekkilinin borcunun olmadığının tespitine ve davalı Şirket aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde uzun senelerdir çalıştığını, çalıştığı süre zarfında ekonomik sıkıntı yaşayan davacıya destek olunduğunu, davacının 2019 yılında yine ekonomik anlamda dara düştüğünü ve müvekkili Şirketten 29.05.2019 tarihli dilekçe ile borç para talep ettiğini, davacının ilerleyen süreçlerde müvekkilden tekrardan borç para istedığini ve müvekkilinin de davacıya borç verdiğini, karşılığında davaya konu senet düzenlendiğini, davacının çalışmış olduğu süre zarfı boyunca müvekkiline kısmen ödeme yaptığını, ödenmeyen bakiye tutar üzerinden İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2022/8463 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiş ancak kötüniyet tazminatına karar verilmesi yönündeki istem reddedilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiği yönündeki istem haklı bulunarak kabul edilmiş, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesinde belirttiği sebepleri ve ayrıca kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin ve verilen bu karar sonucunda hesaplanan yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalıya icra takibine konulan senet nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama gideri hususlarındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.