Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı; muvazaalı alt işveren ilişkisi tespiti sonrası işe başlatılmayan işçinin kıdem, ihbar ve yıllık izin alacakları davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu yargıtay incelemesi, asıl işveren-alt işveren ilişkisi kapsamında çalışan bir işçinin, haksız fesih sonrası işe iade kararına rağmen işe başlatılmaması üzerine açtığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı davasında, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin, taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve işçinin talep ettiği alacaklara hak kazandığı yönündeki kararlarını temyiz eden davalının husumet, zamanaşımı, hukuki yarar ve muvazaa iddialarını değerlendirerek, alt mahkemelerin muvazaaya ilişkin tespiti ile işçilik alacaklarının hesaplanmasında usul ve yasaya uygunluk bulunduğu kararını gözden geçirmektedir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1712 E., 2025/1328 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavşanlı İş MahkemesiSAYISI : 2021/890 E., 2023/599 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... İşletmelerine bağlı ... Linyitleri İşletmesi Müdürlüğünün lavvar tesislerinde tamirci olarak çalıştığını, davacı tarafından Tavşanlı İş Mahkemesinin 2017/125 Esas sayılı dosyasında asıl işveren işçisi olduğu tespit edilerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklı fark alacaklarının hüküm altına alındığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin 22.12.2019 tarihinde haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiğini, açtığı işe iade davası neticesinde davalı Kuruma iadesine karar verildiğini, işe başlamak için davalıya başvurmasına karşın işe başlatılmayarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin ödendiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının Kurumları işçisi olmadığını ve ücretlerini Kurumlarının ödemediğini, müvekkili Kurumun ihale makamı olduğunu, işveren sıfatını haiz olmadığını, davacı ile müvekkili Kurum arasında herhangi bir bağ veya sözleşme olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Fer'î Müdâhil ... vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurumun muvazaa bulunmadığı ve belirsiz alacak davası açılamayacağına ilişkin açıklamalarına katıldıklarını, bu açıklamalar doğrultusunda davanın reddini talep ettiklerini, yargılama sonunda müvekkili Şirket ile Kurum arasında imzalanan 13.03.2015 tarihli sözleşmenin muvazaalı olduğuna dair kanaat oluşursa dahi davacıya ödenecek bedelden müvekkili Şirketin sorumlu olmaması gerektiğini savunarak davaya fer'î müdâhil olarak katılmayı talep etmek suretiyle açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, Mahkemenin 2021/551 Esas sayılı dosyası ile davacının davalı Kurumdaki işine iadesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının 12.10.2021 tarihinde işe başlatma başvurusunda bulunduğu, başvurunun davalıya elektronik tebligat yolu ile gönderildiği, davacının süresi içerisinde işe başlatılmadığı bu doğrultuda kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının bakiye 57 günlük yıllık ücretli izin alacağı olduğu belirtilerek bilirkişi raporunun 1. seçeneği doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşen Mahkeme kararları ve Yargıtay ilâmları dikkate alındığında yapılan işin muvazaalı olduğu kabulünün yerinde olduğu, davacının sendika üyesi olduğunu ve davalı işverenin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebinde bulunduğu, bu nedenle geçersiz sayılan fesih tarihinde toplu iş sözleşmesi kapsamında bulunan davacının hukuki fesih tarihine göre toplu iş sözleşmesindeki artışlara göre uyarlanarak ücreti ve sosyal hakların eklenerek belirlenmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, bakiye yıllık izin ücretinin çıplak ücrete göre hesaplandığı bu yöndeki istinafın yerinde olmadığı, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olduğu, işyeri ve Kurum kayıtları ile sunulan ücret bordrolarına uygun olduğu, herhangi bir hesap hatası içermediği, hükmedilen alacaklarda faizin niteliği, faiz başlangıç tarihlerinde ve hükmün feri sonuçları olan harç, yargılama gideri ile vekâlet ücreti hususunda hatalı bir uygulamaya rastlanmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Husumet itirazında bulunduklarını,2. Zamanaşımı ve hukuki yarar itirazlarını tekrar ettiklerini, 3. Muvazaayı kabul etmediklerini, dava konusu edinilen ihaleli işin, kanunlara ve mevzuata uygun olarak ihale edilmiş bir iş olduğunu, muvazaanın söz konusu olmadığını, lavvar işinin, üretim faaliyetinin sona ermesinden sonra üretilen kömürün satışa hazırlanması yani kömürün pazarlanması faaliyetine yönelik yardımcı nitelikte bir iş olduğunu, lavvar tesisi olmadan da kömür üretilebileceğini, satılabileceğini, lavvarda kömürün yıkanması işinin asıl iş (kömür üretimi) olmadığı gibi kömür üretimi aşamalarından birisinin de olmadığını, nitekim elektrik santralleri kömürünün, lavvarda yıkanmadan satın alındığını ve kullanıldığını, dolayısı ile ihale sözleşmesinin muvazaalı olduğunun kabul edilemeyeceğini, 4. Davacının sendika üyesi olduğuna ya da dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebine ilişkin Kurumlarına sendika tarafından bir bilgi, belge gönderilmediğini, 5. Hesaplamaları kabul etmediklerini, ücret tespitinin hatalı yapıldığını,6. Faiz başlangıç tarihleri ile işletilen faiz türlerinin hukuka aykırı olduğunu, 7. Yargılama gideri, harç, arabuluculuk ücreti ve vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı Kurumun işçisi sayılıp sayılmayacağı ve buna göre davalı Kurumun dava konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığı, davacının ücret miktarının belirlenmesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.