Hazinenin orman iddiasına karşılık, eski fiili durumu ve uzman raporlarıyla orman niteliğinde olmadığı belirlenen taşınmazın, 3402 sayılı Kanun kapsamında zilyetlikle edinimi istinafta onaylandı.
Özet: Hazinenin orman olduğunu iddia ederek iptalini talep ettiği taşınmazın, ilk derece ve istinaf mahkemelerince yapılan incelemelerde, öncesinin orman vasfında olmadığı, çevresindeki ziraat arazileriyle bütünlük arz eden kuru tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, eski tarihli hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları ile tespit edildiği; orman kadastrosunun kesinleşme tarihine kadar zilyetliğe değer verilemeyeceği genel kuralına rağmen, bu tür özel durumlarda istisnai olarak zilyetlikle kazanım şartlarının davalı lehine oluştuğu belirlenerek kadastro tespiti ile tescile ilişkin kararın onandığına dair yargısal bir içtihattır.
8. Hukuk Dairesi         2023/5171 E.  ,  2025/6525 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/376 E., 2023/707 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/77 E., 2023/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili Merkez ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ek 5 ve geçici 8. maddeleri gereğince yapılan kadastro tespitinde, dava konusu 1 68... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereğince taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden de olmadığı, kendisini çevreleyen tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, ziraat bilirkişi raporlarına göre taşınmazın 3. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın evveliyatında ...'a ait olduğu, 50 sene önce vefatı sonucunda taşınmazın kardeşler arasında yapılan taksim sonucunda ...'a düştüğü, zilyetliğin kesintiye uğramadığı, davalı adına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki şartların varlığı göz önüne alındığında, davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 tarihli ve 8/964-751, 13.02.2002 tarihli ve 8/183-187, 21.01.2004 tarihli ve 8/15-7, 12.05.2004 tarihli ve 8/242-2 92... .03.2008 tarihli ve 20/214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Uzman orman ve jeodezi bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, özellikle ziraat bilirkişi raporu ile jeodezi ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre..." gerekçesiyle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davalının zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, bozulması gerektiği hususlarında temyiz edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 68... parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.