Vasiyetnamenin iptali davasında mirasbırakanın fiil ehliyeti ve şekil şartları iddiaları üzerine verilen ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararı.
Özet: Davacı mirasçılarının mirasbırakanın fiil ehliyeti olmadığı, vasiyetnamenin zorlama altında ve şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiği iddialarıyla açtığı vasiyetnamenin iptali davasında, ilk derece mahkemesi adli tıp raporlarına dayanarak mirasbırakanın vasiyetname tarihinde ehliyetli olduğuna ve vasiyetnamenin usulüne uygun olduğuna hükmederek davayı reddetmiştir; bölge adliye mahkemesi de ilk derece mahkemesi kararını onamış, ehliyet konusunda aynı raporları esas almış ve vasiyetnamelerde tanık şartlarının Türk Medeni Kanununun özel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek resmi belgelerin aksi ispatlanmadıkça geçerli sayılacağını ifade etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1020 E., 2025/12 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2012/18 E., 2020/322 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları ... vd. vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasbırakanı ...'in 27.10.2010 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın düzenlediği ..... Noterliği 10.03.2010 tarihinde düzenlediği vasiyetnamenin mirasbırakanın zorlanması sonucunda düzenlendiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın 79 yaşında ve kanser hastası olması nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığı sırada yapıldığını, vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini olmazda tenkisini talep etmiştir.2. Asli Müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; davaya konu vasiyetnamenin şekil şartına aykırı olarak düzenlendiğini, mirasbırakanın ehliyetsiz olduğu tarihte vasiyetnamenin düzenlendiğini, vasiyetnamenin iptali davasında hukuki menfaatleri bulunduğunu ileri sürerek davaya davacı yanında müdahil olarak katılmalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.3. Asli Müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamede tanıklık yapması yasak olan kişilerin tanık olarak yer aldığını, vasiyetnamenin şekil şartına aykırı olarak düzenlendiğini, vasiyetnamenin iptali davasında hukuki menfaatleri bulunduğunu ileri sürerek davaya davacı yanında müdahil olarak katılmalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.4.Asli Müdahiller ..., ... ve ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin kanuna aykırı olarak düzenlendiğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin yerinde olmadığını, vasiyetnamenin iptali davasında hukuki menfaatleri bulunduğunu ileri sürerek davaya davacı yanında müdahil olarak katılmalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin usul ve kanuna uygun olarak düzenlendiğini, irade sakatlığına ilişkin iddianın gerçek dışı olduğunu, vasiyetnamede tanık olarak bulunan kimselerin kanunun aradığı anlamda şartları taşıdıklarını, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğunu, davacı tarafın saklı paylı mirasçı olmaması nedeniyle tenkis talebinde bulunamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin yerinde olduğunun belirlendiği, vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartına uygun olarak düzenlendiğini, vasiyetnamede bulunan tanıkların lehine vasiyette bulunan vakfın hukuk müşaviri ve bağışçısı olması vasiyetnamenin sıhhatini etkilemeyeceği, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 76. maddesinin eldeki davada uygulama alanı bulunmadığını, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığını, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... mirasçıları vekili ile asli müdahiller vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında davacıların ehliyetsizlik iddiası yönünden; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi Kurulunun 19.07.2017 tarihli raporu ile itiraz üzerine alınan Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 27.11.2018 tarihli raporunda mirasbırakanın 10.03.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, davacıların şekil şartına ilişkin iddiaları yönünden; 1512 sayılı Kanun'un tüm işlemlerde uygulanmak üzere tanıklarla ilgili hükümler öngördüğü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesinde ise sadece vasiyetnamelerde tanık olacakları içeren şartların tahdidi olarak sayıldığı, bu suretle, 4721 sayılı Kanun'un genel nitelikte olmakla beraber, 536. maddesi, 1512 sayılı Kanun'a göre, "özel hüküm" niteliği taşıdığı, gerek resmî, gerek sözlü vasiyet tanıklarında 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinde sayılan nicelik ve niteliklerinin bulunmasının vasiyetnamenin sıhhati için yeterli olacağı, diğer yandan noter huzurunda yapılan vasiyetnameler resmî belgelerden olduğu, bu belgelerin aksi ya da sahteliği ispat edilemediği sürece iptali istenilen vasiyetin 4721 sayılı Kanun'un 532. ve devamı maddelerinde belirtilen şekil şartlarına uygun olduğunun kabulü zorunlu olduğu, davacının dilekçesinde iddia ettiği iptal sebeplerinin kanunun aradığı anlamda iptal sebeplerine ilişkin olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin yerinde olmadığını, vasiyetnamenin şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.2. Asli Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan Adli Tıp Kurulu raporlarının eksik olması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını, vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartlarını içermediğini, 1512 sayılı Kanun'un 76. maddesinin dava konusu olayda uygulanması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Kanun'un “Hak düşürücü süreler” başlıklı 559. maddesinde; "İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir." hükmü düzenlenmiştir. 2. Ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemiyle açılacak davalar için kanunda belirtilen süreler, hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğundan, yargılama aşamasında hakim tarafından, temyiz aşamasında ise Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Dosya kapsamında yapılan incelemede ise; mirasbırakan ...'in 27.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasbırakanın düzenlediği dava konusu vasiyetnamenin ise Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/1806 Esas sayılı dosyada açıldığı anlaşılmaktadır. Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyanın 21.04.2014 tarihli celsesine mirasbırakan ....'un mirasçılarından ...'nun katıldığı ve ".... vasiyetnameyi tebliğ aldım, inceledim." şeklinde beyanda bulunduğu ve imzasının alındığı anlaşılmakla mirasçı ... için vasiyetnamenin iptali davası açılması için hak düşürücü süre 21.04.2012 tarihinde dolmuştur. Mirasçı ...'nun ise 12.03.2014 tarihinde ölümü ile mirasçıları olan ... 23.07.2019 tarihli, ... 28.06.2019 tarihli ve ... ve ... ise 21.08.2019 tarihli dilekçelerle eldeki davaya asli müdahillik talebinde bulunarak vasiyetnamenin iptali talebinde bulunmuşlarsa da adı geçen asli müdahillerin mirasbırakanı için hak düşürücü süre geçmiş olmakla halefi olan mirasçıları için de hak düşürücü süre geçmiştir. 3. Diğer yandan asli müdahil ...'in ise vasiyetnamenin açılması dosyasında 24.11.2011 tarihli duruşmaya katıldığı ve vasiyetnameyi kabul etmediğini beyan ettiği, eldeki davada ise 14.05.2013 tarihli dilekçe ile dosyada asli müdahillik talebinde bulunarak vasiyetnamenin iptalini istediği anlaşılmaktadır. Bu hâliyle asli müdahil....'ın vasiyetnameyi 24.11.2013 tarihinde öğrendiği, vasiyetnamenin iptali için hak düşürücü sürenin 24.11.2012 tarihinde dolduğu görülmekle adı geçen asli müdahil hakkında da hak düşürücü süre geçmiştir. 4. Mahkemece, açıklanan nedenlerle asli müdahillerin taleplerinin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.