Kadastro tespitine itiraz davasında, davacının tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı ve zilyetlik iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi, davalı yararına tescilin onanması.
Özet: Kadastro tespitine itiraz davasında, davacının eski tapu kayıtlarına dayanarak taşınmazın adına tescilini talep ettiği, davalının ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile hak iddia ettiği uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davacının dayandığı tapu kayıtlarının belirsiz ve taşınmazı kapsadığının ispatlanamadığı, sınırlarının mahalde tespit edilemediği ve davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı, aksine davalının ve atalarının uzun yıllardır taşınmazı kullandığı tespitleri nedeniyle davanın reddine karar vermişlerdir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/404 E., 2024/1637 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Lice Kadastro MahkemesiSAYISI : 2008/85 E., 2021/78 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 24.521,43 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazın sehven ... adına yazıldığını, taşınmazın kendisine ait olduğunu belirterek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... duruşmada alınan beyanında; davacının davasını kabul etmediğini, dava konusu taşınmazın 1981 yılından beri çekişmesiz ve aralıksız zilyetliğinin kendisinde olduğunu, kendisinden önce de dava konusu taşınmazı babasının kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafın sunduğu tapu kayıtları incelendiğinde tapu kayıtlarında geçen sınırların "...", "... tarlası", "... tarlası", "...", "dakman kahya tarlası" gibi sınırları içerdiği söz konusu sınırların gayri sabit nitelikte ve her yere uyabilecek nitelikte sınırlar olduğu anlaşılmıştır (Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 17.06.2021 tarihli ve 2018/4284 Esas, 2021/5447 Karar sayılı ilam). Nitekim keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tutanak tanığı ve davalı tanıkları davacının dayandığı tapu kaydında geçen sınırlardan sadece tuzlu çayı arz üzerinde gösterebilmişler, söz konusu çayın da ... köyüne kadar uzanarak Dicle Nehri'ne bağlandığını beyan etmişlerdir. Bu sebeple davacı taraf, dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsadığını ispat edememiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, davacının dayandığı tapu kayıtlarının ... Tapu Müdürlüğü’nün 05.08.2021 tarihli müzekkeresinin incelenmesinden herhangi bir gitti kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Başka bir deyişle de davacının dayandığı tapu kayıtlarının tarihleri ve herhangi bir işlem görmediği, dava konusu taşınmazda davacının herhangi bir zilyetliğinin de bulunmadığı anlaşıldığına göre söz konusu tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kanun'un md.13/B-c hükmü gereğince hukuki kıymetini kaybettiğinin kabul edilmesi gerekir. Bu sebeple davacı davasını tapu kaydına dayalı olarak da ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, usulüne aykırı yapılan keşif ve bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, keşfe itiraz etmelerine rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "jeodezi bilirkişi raporunda dava konusu parselin keşif heyetine gösterilmiş olup, davacı ... tarafından sunulan tapu kayıtlarının mahalli bilirkişiler tarafından bilinmediği ve ... köyünün ... ve ... köyünün eski adı olduğu ve tapu kayıtlarındaki mevki ve sınırların bilinmediğinin belirtildiği, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tutanak tanığı ve davalı tanıklarınca davacının dayandığı tapu kaydında geçen sınırlardan sadece ... Çayı arz üzerinde gösterebildikleri, söz konusu çayın da ... köyüne kadar uzanarak Dicle nehrine bağlandığını beyan ettikleri, bu haliyle tapu kaydının taşınmazı sınırları itibarıyla kapsadığının ve çekişmeli taşınmazın davacının dayandığı tapu kayıt maliki ile davacı arasında akdi veya ırsi ilişkinin ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça ispatlanamadığı, mahalli bilirkişilerin alınan beyanlarında çekişmeli parselin uzun yıllardır davalı ve ataları tarafından kullanıldığı yönünde beyanda bulundukları hep birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, alınan raporlar ve dosyada toplanan delillere göre taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı ve davacının dava konusu taşınmazda tespit tarihinden geriye ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeTarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Davacı ...'in yatırmış olduğu 615,40 TL peşin onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.