Hazinenin açtığı kadastro güncellemesinden kaynaklı dere yatağı ifraz ve tescil davası hakkında verilen karar.
Özet: Davacı Hazinenin, 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında bir parselin yüzölçümünün haksız yere artırılarak dere yatağının da eklendiği iddiasıyla, eklenen 1.539,95 m²lik alanın Hazine adına tescili talebiyle açtığı davada, davalıların kazanma koşullarının oluştuğu yönündeki savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda, parselin kuzey sınırında dere yatağında kalan 214,53 m²lik kısmın ifraz edilerek Hazine adına tesciline ve taşınmazın kalan 5.762,97 m²lik kısmının güncellenmiş vasıflarla tapuya kaydedilmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/876 E., 2024/1542 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Cizre Kadastro MahkemesiSAYISI : 2021/204 E., 2023/88 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2021 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan 2 14... parsel sayılı ve 4.437,55 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla ve 5.977,50 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro güncellemesi sırasında, 2 14... parsel sayılı taşınmaz lehine tescil harici alanların tescil edilerek taşınmazın yüzölçümünde artış olduğunu, taşınmaza eklenen alanın dere yatağı olduğunu, imar ve ihyasının mevcut olmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile 1.539,95 m²lik alanın Hazine adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen alan yönüyle davalılar lehine kazanma koşullarının oluştuğunu, davalıların dava konusu taşınmazı uzun yıllar nizasız ve fasılasız kullandığını, dava konusu edilen taşınmazın davalılara murisleri ...'den intikal ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Keşif sırasında fen bilirkişisinin gösterdiği uygulama kadastrosuna ait taşınmazın güney, batı ve doğu sınırlarının mahalli bilirkişilerin, tutanak bilirkişilerinin ve tanıkların gösterdiği, sürülü olan alanlar ile eş sınırlar olduğu Mahkememizce gözlemlenmiştir. Kuzey sınırından ise dere geçtiği, fen bilirkişisinin gösterdiği uygulama kadastrosuna ait taşınmazın kuzey sınırının mahalli bilirkişilerin, tutanak bilirkişilerinin ve tanıkların gösterdiği sınırların eş olduğu ancak sürülü olan alanlar ile eş sınır olmadığı Mahkememizce gözlemlenmiştir. Teknik bilirkişiler tarafından daha sonra dosyaya sunulan raporda da taşınmazın tespit kadastrosu öncesi ve sonrası hava fotoğraflarında da taşınmazın doğu, batı ve güney sınırlarına kadar olan kullanımlarının, Mahkememiz keşif gözlemindeki sınırlar ile mahalli bilirkişilerin, tutanak bilirkişilerinin ve tanıkların keşif esnasında gösterdiği sınırların eş olduğu görülmüştür. Ancak taşınmazın kuzey sınırına kadar olan kullanımın ise Mahkememiz keşif gözlemindeki ve taşınmazın tespit kadastrosundaki sınır ile eş, uygulama kadastrosu ve mahalli bilirkişilerin, tutanak bilirkişilerinin ve tanıkların keşif esnasında gösterdiği sınırlar ile eş olmadığı görülmüştür. Teknik bilirkişiler tarafından raporda kullanılan hava fotoğraflarının Mahkememizce özel bir incelemeye gerek kalmasızın incelenmesi ile de taşınmazın tespit kadastrosu öncesi ve sonrasındaki kullanımlarına göre raporun ekinde belirtilen taşınmaza ait krokideki (E), (B) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımlarda kullanımın mevcut olduğu, taşınmazın (B) ve (D) harfi ile belirtilen alanlarının tespit kadastrosu sırasında yanlış sınırlandırıldığı; (A) harfi ile gösterilen kısmın ise dere yatağında kaldığı kullanılmadığı, (A) harfi ile belirtilen alanda tespit kadastrosu sırasında değil uygulama kadastrosu sırasında yanlış sınırlandırma yapıldığı Mahkememizce anlaşılmıştır. Ayrıca jeoloji bilirkişisinin taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının dere yatağı olduğu şeklindeki beyanı; rapora eklenen keşif günü çekilen fotoğraf ve hava fotoğraflarından kot farkının bulunmadığı görülerek Mahkememizce kabul edilmiştir. Teknik bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan raporun tespit kadastrosuna ait pafta, ölçü krokisini, hesap cetvelini inceleyerek tespit kadastrosu sırasında taşınmazın alanının hesaplanmasındaki hesap hatasını belirlemesi, tespit kadastrosu ve uygulama kadastrosu sonrası kullanımlara ilişkin hava ve uydu fotoğrafları sonrası sınırlandırma hatasını belirlemesi ve Mahkememizce de yukarıda açıklanan gerekçelerle raporun; Mahkememizce de denetlenebiliyor olması, kanaat elde etmeye elverişli olması, çelişki içermemesi" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dava konusu 2 14... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sonrası düzenlenen tutanağındaki yüzölçümünden, 30.04.2023 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 214,53 m² yüzölçümüne sahip kısmın ifraz edilerek, 2 14... sayılı taşınmazın yüzölçümünün 5.762,97 m² olarak, diğer vasıflarının ise taşınmazın uygulama tutanağındaki vasıfları ile birlikte tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiğini, yetersiz inceleme ile hüküm kurduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, dava konusu yerlerin özel mülkiyete elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını ve davalı vekili lehine belirlenen vekalet ücretinin fahiş olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.