5. Hukuk Dairesinin, ASKI tarafından su boru hatları döşenerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili davasında, emsal ve irtifak hakkı değerlendirme eksiklikleri sebebiyle bozma sonrası verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, mahkemenin davanın kabulüne yönelik ilk kararı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmaması, emsal taşınmaz değerlendirmelerinde ve satış tarihlerinde hatalar bulunması, bazı parsellerdeki daimi irtifak haklarının değer düşüklüğüne etkisinin göz ardı edilmesi, yapılaşma yasağı ve imar durumu kısıtlamalarının incelenmemesi gerekçeleriyle Yargıtay tarafından bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda davanın tekrar kabul edilmesi üzerine, davacının bu son kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
5. Hukuk Dairesi         2025/6647 E.  ,  2025/8417 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/325 Esas, 2023/270 Karar
DAVA TARİHİ : 20.06.2014
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 43... parsel, 1 47... parsel, 1 47... parsel, 1 47... parsel, 1 47... parsel, 1 48... parsel, 1 48... parsel, 1 50... parsel, 1 50... parsel ve 1 50... parsel sayılı taşınmazlara davalı tarafından el atıldığını, taşınmazlardan ASKİ Genel Müdürlüğüne ait su borularının geçtiğini, bu nedenle arsaların kullanılamaz hale geldiğini belirterek usulüne uygun bir şekilde kamulaştırma yapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; bahse konu parsellerden ... 3. hamsu isale hatlarının geçtiğini, parseller üzerinde daimi irtifak hakkı kurulmasına ilişkin idarece 29.09.2010 tarih ve 206 sayılı yönetim kurulu kararının alındığını, kamulaştırılması tamamlanmamış olan alanlar için daimi irtifak ve inşaat sırasında kullanılan alanların da 2 yıllık irtifak hakkı kurulması içinde karar alındığını, Barajlar ve Ana İsale Hatları Dairesi Başkanlığına ait isale hatlarının yapı yaklaşım mesafesinin 15 metre, kazı yaklaşım mesafesinin ise 10 metre olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.04.2023 tarihli ve 2021/325 Esas, 2023/270 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 15.07.2015 tarihli ve 2014/230 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, arsa niteliğinde olan dava konusu taşınmazların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanmasının zorunlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kıyasi emsal olarak incelenen taşınmazların bir kısmı limited ve anonim şirkete satılmış olup, özel amaçlı satışlar olduğu gibi, emsal olarak incelenen taşınmazların tümünün satış tarihleri dava tarihinden sonraki tarihli satışlar olduğundan emsal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, taraflara, dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazların, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazların; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazların değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu 1 47... ve 17 parsel ile 1 50... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında DSİ Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak hakkı tesis edildiği anlaşılmakla, Mahkemece bu irtifak haklarının taşınmazlarda meydana getireceği değer düşüklüğü yönünden bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp sonucuna hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve kroki eklenmek suretiyle dava konusu taşınmazlardan 1 47... parsel, 1 48... parsel, 1 48... parsel, 1 50... parsel ve 1 50... parsel sayılı taşınmazların içme suyu boru hattı geçirmek suretiyle fiilen el atılan ve 15 metre yapı yaklaşma yasağı sınırı içerisinde kalan kısımlarından arta kalan bölümlerine imar planına göre yapılaşma izni verilip verilmeyeceği, verilmiş ise önceki duruma göre kısıtlama getirilip getirilmediği hususları ilgili Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden sorulup bilirkişi raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması ve 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 23.10.2020 tarihli ve 2018/373 Esas, 2020/238 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 23.10.2020 tarihli ve 2018/373 Esas, 2020/238 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki Ankara ili, Kahramankazan ilçesi, ... Mahallesi 1 43... , 1 47... , 5, 13, 17 parsel, 1 48... , 14 parsel, 1 50... , 13, 14 parsel sayılı taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihi olan dava tarihi 20.06.2014 yerine keşif tarihi olan 25.01.2019 için biçilen değer üzerinden hüküm kurulması, dava konusu 1 47... ve 17 parsel ile 1 50... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında DSİ Genel Müdürlüğü lehine daimi irtifak haklarının taşınmazlarda meydana getireceği değer düşüklüğü yönünden bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 12.04.2023 tarihli ve 2021/325 Esas, 2023/270 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma işleminin tamamlandığını, davacının adresinin araştırılarak noter aracılığı ile davacının o tarihteki adresine tebligat çıkartıldığını, ancak adresinden ayrıldığı belirtildiği için tebligatın iade edildiğini, davacının adres değişikliğini resmi kurumlara bildirmemesi kanuna aykırı olup, davacının kusurlu olduğunu, müvekkili idarenin iki kez gazete ile ilan yaptırdığını, ilanla ilgili sorumluluğunu yerine getirdiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın tarla vasfında olmasına rağmen arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın bulunduğu yakın çevrede imar koşullarından ve ana arterlere uzaklığından dolayı yapılaşmanın kısıtlı olup, bu bölgede gelişimin yavaş olduğunu ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan fazla yatırılan harcın istek hâlinde davacıya iadesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.