Köy yolu yapım sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici-iş sahibi ihtilafında hakediş alacakları, sözleşmenin haklı feshi ve teminat mektubu iadesi talepleri üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Yüklenicinin, iş sahibinin hakedişleri düzenlememesi ve ödeme yapmaması nedeniyle yol yapım sözleşmesini haklı olarak feshettiği iddiasıyla açtığı alacak ve teminat mektubu iadesi davasında, ilk derece mahkemesi tarafları imalat tespiti belgelerini düzenlemede ortak kusurlu bularak yükleniciye kısmi alacak ödenmesine ve teminat mektubunun iadesine hükmetmiş, bölge adliye mahkemesinin bu kararı onaması üzerine yüklenici, faiz başlangıcı, faiz türü ve teminat mektubunun nakde çevrilip çevrilmediği hususlarında temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/578 E., 2024/809 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2015/286 E., 2022/721 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında köy yolu yapımına ilişkin 26.07.2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, işin yapımı süresince düzenlenen hakediş tutarının 3.448.250,00 TL olduğunu, düzenlenen bu hakedişlerin yaptıkları imâlatı karşılamadığını, son hakedişten sonra yapılan diğer imâlatların da bedelinin ödenmediğini, gerçekleşen imâlatı hakedişe bağlamayan, ödemesini yapmayan davalının kusurlu olduğunu, son düzenlenen 9 no.lu hakedişin tarihinin 14.11.2014 olduğunu ve bu tarihten itibaren hakediş düzenlenmediğini, 9 no.lu hakedişin düzenlendiği tarihten sonra yapılan imâlatların hakedişe konu edilmediğini, yapılan imâlat bedelinin ödenmesi için davalıya yazı gönderdiklerini, ödeme yapılmadığını, hakediş düzenlemeyen ve bedelini ödemeyen davalının temerrüde düştüğünü, hakediş düzenlenmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak fesih edildiğini, haklı nedenle feshedilen sözleşme gereğince tasfiye kesin hesabının çıkarılması ve teminat mektubunun iadesi gerektiğini belirterek, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, yapılan tüm imâlatın tespiti ile davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu neticesinde bakiye alacağının belirlenerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü 06.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınmasına, teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiş, 10.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini 696.965,62 TL’ye çıkarmış, 26.07.2013 tarihli ve 300.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesine veya söz konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve gelir kaydedilmesi halinde .... Bankasının 26.07.2013 tarihli teminat mektubu bedeli olan 300.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 06.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; yükleniciye 2014 Kasım ayı itibari ile 9 no.lu hakediş ile geçici hesaplar üzerinden KDV hariç, 3.448.250,00 TL hakediş düzenlemesi yapıldığını, yüklenici firmanın 800.000,00 TL hakediş olduğunu iddia ettiğini, yüklenici idarenin bu iddiasını kanıtlayacak uygun nitelikte bir belge sunmadığı için ödeme yapılmadığını, yüklenicinin hiçbir şekilde kesin hesap yapmaya yanaşmadığını, işin tamamını geçici hesaplarla bitirmek istediğini, 10 no.lu hakedişin yapılabilmesi için uygun bir imâlatın olmadığı ve aksine bir düşünce var ise kesin hesap yaparak idareye teslim etmeleri gerektiğinin bildirildiğini, yüklenicinin 23.02.2015 tarihli yazı ile idareye başvuruda bulunduğunu, fakat bildirilen hesaplarda metrajların nereden geldiği hakkında herhangi bir bilgi ve dokümana rastlanılamadığını, yüklenicinin hakedişe girmeyen 800.000,00 TL alacağı ile ilgili bir metraj çalışması hazırlamamakta ısrar ettiğini, kesin metrajların henüz mevcut olmaması nedeniyle yüklenicinin alacağı hakkında net bir rakam söylenemediğini, ortada geçerli bir fesih olmadığını, yükleniciden acz halinde olup olmadığı, işi tamamlayıp tamamlayamayacağının sorulduğunu, cevaba göre teminat mektubunun gelir kaydedilip kaydedilemeyeceğinin belirleneceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan imâlatın belirlenmesine esas ataşmanların zamanında düzenlenmemesinde tarafların ortak kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 696.965,62 TL'nin dava tarihi olan 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ... Bankasının 26.07.2013 tarihli 300.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Faiz başlangıç tarihinin ve avans faiz talep etmelerine rağmen yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, b. Teminat mektubunun nakde çevrilip çevrilmediğinin araştırılmadığını, ıslah dilekçesi ile talepte bulunmalarına rağmen iadesine karar verilen teminat mektubuna ilişkin olarak faize hükmedilmemesinin bozmayı gerektirdiğini beyan etmektedir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Zaman aşımı definin haksız reddedildiğini, b. Mahkeme tarafından 01.11.2022 tarihli celsede davacıya ıslah ve harç yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesinin hatalı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 181. maddesi gereği ıslah süresinin 1 hafta olduğunu, yine 178. maddeye göre 1 hafta içerisinde harcın yatırılması gerektiğini, bu nedenle ilgili maddeler gereği ıslahın hiç yapılmamış sayılması gerektiğini, c. 19.07.2015 tarihinde davacının işi tamamlayamaması nedeniyle sözleşmenin feshedilerek teminatın gelir kaydedildiğini, 18.01.2016 tarihinde 10 no.lu son hakedişin yapıldığını ve yükleniciye ödenecek tutarın 100.634,81 TL olarak tespit edildiğini, mevzuat gereği yüklenicinin kesin hesaplara itirazı varsa altmış günlük inceleme süresi içinde idareye yazılı olarak bildirmek zorunda olduğunu, aksi takdirde kesin hesapla ilgili bütün belgeleri kayıtsız kabul etmiş sayılacağını, herhangi bir itirazda bulunulmadığını, miktarın kesinleştiğini,d. Mahkeme tarafından bilirkişi raporlarına itirazları gözetilmeden karar verildiğini, yapılan açık hesaplama hatasının dahi düzeltilmediğini,e. Mahkeme tarafından 300.000,00 TL teminat mektubunun iadesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu,f. Mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tahsili ile teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkindir.... ile ... San. ve ... Öğrenci Yurdu Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı arasında "... ili, .... ilçesi, ... Arası Köy Yolu Toprak Tesfiye, Üst Yapı, Sanat Yapıları ve Yol Yapım İşi" kapsamında 26.07.2013 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Davacı yüklenici bakiye iş bedelinin tahsilini ve teminat mektubunun iadesini talep etmiş, davalı iş sahibi idare yüklenicinin herhangi bir alacağı olmadığını, davanın reddi gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yüklenicinin 696.965,62 TL iş bedeli alacağı olduğu, ataşmanların zamanında düzenlenmesinde tarafların ortak kusurlu olmaları nedeniyle teminat mektubunun da iadesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, 696.965,62 TL’nin dava tarihi 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir. Taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi başvurularının esastan reddine karar vermiş, bu karara karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraflar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde;Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, kararlaştırılan kesin vadede borcun ödenmemiş ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş olması zorunludur (TBK 117). Aksi halde temerrüt, icra takibine geçildiği veya davanın açıldığı tarihte oluşur.Taraflar arasındaki sözleşmede kesin vade kararlaştırılmamış ise de davacı tarafından davalıya KDV hariç 803.690,00 TL imalat bedeli alacağına ilişkin hakedişin 10 gün içerisinde düzenlenerek bedelinin ödenmesine dair ihtar 23.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiş 06.03.2015 tarihi itibariyle temerrüt gerçekleşmiştir. Bu nedenle 06.03.2015 tarihinin faize başlangıç yapılması gerekirken mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuştur.Diğer taraftan davacılar tacir olup uyuşmazlık konusu da eser sözleşmesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. ve 3. maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğu, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde avans faiz talep edildiği dikkate alınarak mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.Bu durumda, mahkemece hükmedilen alacağa 06.03.2015 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. 3. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;3.1. Davacı vekili dava dilekçesinde sözleşme konusu işe ilişkin olarak bugüne kadar 9 adet hakediş düzenlendiğini ve bedelinin toplam 3.448.250,00 TL olduğunu belirtmiş, aynı şekilde davalı iş sahibince cevap dilekçesinde de 9 adet hakediş düzenlendiği ve toplam bedelin KDV hariç 3.448.250,00 TL olduğu beyan edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 02.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda da 9 no.lu hakediş itibari ile ödenen 3.448.250,00 TL tutar ile ilgili taraflar arasında çelişki bulunmadığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de yüklenici alacağının hesaplanmasına geçildiğinde toplam imalat bedeli KDV hariç 3.938.898,83 TL’den, 3.348.250,00 TL’nin mahsubu ile elde edilen 590.648,83 TL’ye hesaplanan KDV’nin ilave edilmesi ile yüklenici alacağının toplam 696.965,62 TL olduğu hatalı şekilde tespit edilmiştir. Zira taraflarca kabul edildiği, yapılan başkaca ödeme olduğu konusunda herhangi bir iddia da ileri sürülmediği, bilirkişi heyetince de tespit edildiği üzere mahsubu gereken toplam hakediş bedeli 3.448.250,00 TL olup, bu bedelin mahsubu ile hesaplanan rakama KDV eklenmek sureti ile yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişilerce hatalı hesaplama yapılması, mahkemece bu hatalı hesaplamaya göre belirlenen alacağın yükleniciden tahsil edilmesine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.3.2. Mahkemece; az yukarıda yapılacak inceleme ve hesaplama neticesinde idarenin yükleniciden alacağı olup olmadığının tespit edilmesi, 26.07.2013 tarihli ve 300.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilip çevrilmediği, iade şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerekli araştırma yapılmadan iadesine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.4. Kabule göre ise; davacı vekili dava dilekçesinde bakiye iş bedeli alacağının şimdilik 10.000,00 TL üzerinden tahsili, teminat mektubunun iadesi isteminde bulunmuş, 10.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini 696.965,62 TL’ye çıkarmış, 26.07.2013 tarihli ve 300.000,00 TL bedelli teminat mektubunun veya söz konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve gelir kaydedilmesi halinde.....Bankası'nın 26.07.2013 tarihli teminat mektubu bedeli olan 300.000,00 TL nin temerrüt tarihi olan 06.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 696.965,62 TL’nin yasal faizi ile tahsiline, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiş olup, talep edilen faiz için ayrıca harç yatırılmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, davacının dava dilekçesi ile kabulü istenen taleplerinin tamamının kabul edildiği anlaşıldığından bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuş, ancak ilk derece mahkemesi kararı yukarıda açıklanan nedenlerle bozulduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.VI. KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,3. (3.1.), (3.2.) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harçların istek hâlinde taraflara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.