Kullanım kadastrosuyla belirlenen orman vasfından çıkarılmış hazine arazisi üzerinde davacı ile davalıların fiili kullanım payı ve vekalet ücreti takdirine ilişkin 8. Hukuk Dairesi kararı.
Özet: Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak tespit edilen bir parselin beyanlar hanesine davacının kullanımında olduğuna dair şerh verilmesi talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacı ve diğer davalı arasında uzun yıllar boyunca bir bütün halinde ve 2014 yılına kadar ortak kullanılan taşınmazın, ortaklığın sona erdiği iddia edilse de fiili durumun 1/2 oranında ortak kullanıma işaret ettiğini tespit ederek, davacının talebini kısmen kabulle taşınmazın 1/2 oranında davacı ile diğer davalının kullanımında olduğuna hükmetmiş, Hazine vekili ise kararı davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi yerine ortak vekalet ücreti takdir edilmesi yönünden temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3037 E., 2023/2731 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro MahkemesiSAYISI : 2020/49 E., 2021/49 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı ve 2.437,82 metrekare yüzölçümlü taşınmaz; kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ... kızı ...'ın kullanımında olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın müvekkili beyanlar hanesine adına şerh verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı ile ortak kullanımında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.2. Davalı Hazine cevap dilekçesinde; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın yapılan çalışma ile 1 03... , 17... parsel olarak tespitinin yapıldığı, davacı tarafından 1 03... parselin dava konusu edildiği, bu parselin hemen yanında davacı ve davalının 1/2 olarak paydaş bulundukları 1297 parselin bulunduğu, dava konusu 1 03... parsel ve dava konusu olmayan 1297 parselin bir bütün olduğu, davacı ile davalının (adına oğlu ... ) 2014 yılına kadar 1 03... parsel ve 1297 parsel olan her iki yeri de bir bütünün ikiye bölünmüş şekliyle ortak olarak işledikleri, bilirkişi raporunda görüldüğü üzere 1 03... parsel ve 1297 parselin A harfli kısmı ..., 1297 parselin (B) harfli kısmı ise ... tarafından kullanıldığı, bu kullanımın taraflar aralarında yapılmış bir taksim olmadığı, 2014 yılında ortaklıklarına son verdikleri, bu ortaklığın sonunda paylaşma şekli konusunda bir belirleme yapılmadığı, davacı tarafından iddia edilen "ortaklığın sonunda kim nereyi işliyorsa ona kalsın" şeklindeki paylaşımın ispat edilemediği, tarafların 2014 yılında ortaklığın sona ermesinden sonra da dosyada dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre bilirkişi raporunda belirtilen kullanımlarına aynı şekilde devam ettikleri böylece 2014 yılından sonra da davacı 1 03... parselin tamamını kullanıyor olsa da aslında gerçek amacın ve kullanma şeklinin öncesinde olduğu gibi 1/2 eşit olarak kullanma olduğu, alınan bilirkişi raporunda dava konusu 1 03... parsel ve 1297 parselin eşit hisseler ile uzun yıllardır bir bütün olarak kullanıldığına ilişkin kanaatin bildirildiği, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın fiili kullanıcılarını 1/2 eşit hisseli olarak hem davacı hem davalı kullanımında olduğunun sabit ve doğrulanmış olduğu " gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "uyuşmazlık konusu yer ile bitişiğindeki 1297 parselin tarafların murislerinden kaldığı, murislerinin yarı yarıya kullandıkları, murislerden sonra da davacı ile davalının bir müddet taşınmazları ortak kullanıp 2014 yılında ortaklığın sona erdiğinin dinlenilen tespit bilirkişileri, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacı taraf uyuşmazlık konusu yerin taksimle tarafına bırakıldığını ispatlayamadığına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve eldeki davada Hazine yasal hasım olup uyuşmazlık konusunun aynı olması nazara alınarak tek bir vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik görülmediği" İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ortak vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi bozulmasını kaldırılmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.