Kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak terkin davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin bedel biçme yöntemleri ve Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümezlik ilkesi çerçevesinde temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak tapudan terkini talepli davayı kabul etmesiyle başlayan, istinaf başvuruları üzerine bölge adliye mahkemesinin kararı kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi ve ardından tekrar aynı yönde karar verilmesi üzerine ikinci kez istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek esas hakkında yeniden hüküm kurarak davanın kabulüne karar vermesi sürecini içermektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, bilirkişi raporu ve gelir metoduna göre değer biçme yönteminin doğru olduğu, kapitalizasyon faizinin ve yapı bedelinin tespitinde isabetsizlik görülmediği belirtilmiş; ayrıca Anayasa Mahkemesinin kamulaştırma kanununun ilgili maddesine ilişkin iptal kararının geriye yürümezlik ilkesi ve davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre karara bağlanması gerektiği içtihadı uyarınca değerlendirme yapıldığı vurgulanmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2024/11763 E.  ,  2025/8362 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3610 Esas, 2024/2742 Karar
DAVA TARİHİ : 27.03.2023
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/120 Esas, 2024/593 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 2026 parsel ( yeni 2 34... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranı belirlenirken dikkate alınan hususların objektif değer artışı oranı tespit edilirken mükerrer olarak dikkate alındığını, bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; objektif değer artış oranının düşük uygulandığını, kapitalizasyon faiz oranının daha düşük uygulanması gerektiğini, üretim masrafının yüksek alındığını, tespit edilen bedele davanın açıldığı tarihten karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, istinaf kaldırma kararından sonra verilen kararda daha önce istinaf aşamasında yaptıkları yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm tesis edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu esas alınarak arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metoduna göre değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi, taşınmazın vasfı, konumu, bilirkişi raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları gözetilerek kapitalizasyon faizinin % 4 oranında alınmasında ve taşınmazın üzerinde bulunan yapıya 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde isabetsizlik görülmediği, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edidiği, Yargıtay içtihatlarında, "Dava 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı, Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekir" denmekte olup, hükümdeki faiz ile ilgili düzenlemenin doğru olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 başvuru numaralı ve 23.10.2018 tarihli kararı, Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı ve 09.05.2019 tarihli kararı ve Yargıtay içtihatları dikkate alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi usul ve kanuna uygun bulunduğu; ancak Mahkemece verilen ilk kararda hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın gelir metoduna göre tespit edilen çıplak metrekare birim fiyatına % 20 oranında objektif değer artışı uygulandığı ve Dairelerinin 07.02.2024 tarihli ve 2024/178 Esas, 2024/483 Karar sayılı kararında bu oranın uygun bulunduğunun belirtilmesi karşısında bu hususun davacı idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, kaldırma kararından sonra gelir metoduna göre tespit edilen metrekare birim fiyatına % 50 oranında objektif değer artışı uygulanmak suretiyle hesap yapan doğrultusunda fazla bedele hükmedilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca aynı yerde yerleşim yerine daha uzak mesafede bulunan 1010 parsel sayılı taşınmaza ilişkin uygulanan objektif değer artışının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 23.06.2020 tarihli ve 2019/7189 Esas, 2020/6180 Karar sayılı kararı ile %200 objektif değer artışı uygulanması gerektiğinden bozulmasına karar verildiğini, bu nedenle dava konusu taşınmaza düşük objektif değer artışı uygulandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak; üzerinde bulunan yapıya 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre belirlenen kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artışı uygun görülmüştür.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan alınan peşin harcın Hazineye irat kaydına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.