Yargıtay bozması sonrası kadastro tespitine itiraz davasında, Trabzon Oftaki taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tescili talebi ve 3402 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin iptalinin incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, Trabzonda 1983te şahıslar adına tespit edilen bir parselin orman vasfı taşıdığı iddiasıyla Orman İdaresi tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasını incelemektedir; ilk derece mahkemesinin başlangıçta orman olarak tescile karar vermesi, Yargıtay tarafından orman kadastrosu ve tapu kayıtlarının yeterince incelenmediği gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılamada ise taşınmazın ilgili kısmının devlet ormanı olduğu ve tapuyla ormandan toprak kazanma imkanı sağlayan yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarıyla veya kanunla yürürlükten kaldırıldığı tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/46 E., 2022/10 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Trabzon ili Of ilçesi ... köyü çalışma alanında 1983 yılında yapılan kadastro sırasında, 266 parsel sayılı 48.700 m² yüzölçümlü taşınmaz, üzerinde çam ağacı bulunan çalılık ve kısmen fındık ve çay bahçesi niteliği ile tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş, tespite yapılan itirazlar sonucunda komisyonca tutanağın Tapulama Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a çalışmaları sırasında Trabzon ili Of ilçesi ... köyünde yapılan mahalle ayrımı sonucunda taşınmaz, Of ilçesi ... Mahallesinde kalmış ve 1 66... parsel numarasını almıştır.Davacı ... İdaresi vekili 06.05.1999 tarihli dava dilekçesinde özetle; tapulama çalışmalarına esas olmak üzere orman sınırlarının belirlendiğini, tutanak ve krokiye göre dava konusu 266 numaralı parselin ormanlık alan içerisinde kaldığını, Rize Tapu Kadastro Müdürlüğünün idari ve teknik orman sınırına bağlı kalmayarak dava konusu parseli davalılar adına tespit ettiğini, ancak bu parselin tespitinin iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescili için Orman İdaresince itiraz edildiğini, Rize Tapu Kadastro Müdürlüğü komisyonunun itiraz dilekçesini kabul ettiğini ve 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 29. maddesi gereğince yetkisizlik kararı vererek dava konusu 266 numaralı parselin orman olup olmadığının saptanması ve malikinin tayini için tutanak ve belgeleri Of Tapulama Hakimliğine tevdi ettiğini, Of Tapulama Hakimliğinde, tevdi edilen tutanak ve belgelerin başka bir dava dosyasına karıştığından bu güne dek bir işlem yapılmadığını, dava konusu parselin 1990 yılında yapılan orman tahdidinde orman olarak sınırlandırıldığını, parselin evveliyatı itibarıyla da orman olduğunu belirterek, 266 numaralı parselin tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile dava konusu Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 1 66... (Eski 266) parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve bu yerin yenileme kadastrosundaki yüzölçüm ve hudutları itibariyle kabul edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, bir kısım davalılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından raporda (54A) ile gösterilen kısma ilişkin olarak temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/4976 Esas, 2018/7222 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davanın devamı sırasında orman kadastrosu yapılıp dava aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü halde, kesinleşmeyen orman tahdidine ve 2/B uygulamasına ilişkin tutanaklar ve haritalar getirtilerek dava konusu taşınmazın konumunun belirlenmediği ve uygun orman araştırması yapılmadan karar verildiği, kadastro tespiti tapu kaydına dayanılarak yapılmasına rağmen dayanak tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin ile getirtilip uygulanmadığı, bu doğrultuda, orman tutanaklarının getirtilerek taşınmazın tahditteki konumunun belirlenmesi, tapunun tüm tedavüllerinin getirtilerek revizyon görüp görmediğinin sorulması, tapu kaydının kapsamının belirlenmesi ve 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu 1 66... numaralı parsel numaralı taşınmazın davaya konu 54A kısmının fen bilirkişi raporunda (A2) rumuzu ile gösterilen kısmının Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; (A1) rumuzu ile gösterilen 7.484,58 m² yüzölçümündeki kısmın ise yürürlükteki mevzuata göre Devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduğu, davalıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu yere uyduğu, ayrıca bu kısımda davalıların tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süre malik sıfatıyla zilyetliklerinin yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispatlandığı, 1960'lı yıllarda davalılar tarafından yapılan eski evin halen zeminde mevcut olduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1 66... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi ...'nun 15.09.2021 tarihli raporuna ekli krokide (A1) rumuzu ile gösterilen 7.484,58 m² yüzölçümündeki alanın 1 66... parsel numaralı taşınmazdan ifrazı ile bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ev ve çay bahçesi vasfıyla tespit malikleri ve tespit malikleri mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, fen bilirkişisi ...'nun 15.09.2021 tarihli raporuna ekli krokide (A2) rumuzu ile gösterilen 15.349,15 m² yüzölçümündeki alanın 1 66... parsel numaralı taşınmazdan ifrazı ile bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, fen bilirkişisi ...'nun 15.09.2021 tarihli raporuna ekli krokide (54K) rumuzu ile gösterilen 25.014,74 m² yüzölçümündeki alanın aynı ada ve parsel (1 66... parsel) numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 27.11.1990 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup, davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle;Davacı ... İdaresi vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.