11. Ceza Dairesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda müdafi aracılığıyla yürütülen uzlaştırma görüşmelerinin mevzuata uygunluğunu kabul ederek sanıkların mahkumiyetini onamış, temyiz itirazlarını reddetmiştir.
Özet: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde, sanığın uzlaştırma görüşmelerine özel yetkili müdafii aracılığıyla katılımının mevzuata uygun bulunması ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun değişiklikleri nedeniyle oluşan hak yoksunlukları hususunun infaz aşamasında değerlendirilmesine karar verilmesiyle, esasen yargılamanın hukuka uygun yürütüldüğü, delillerin doğru değerlendirildiği, suç vasfının ve cezaların yerinde olduğu gerekçeleriyle sanık müdafilerinin itirazları reddedilerek hükümlerin oy birliğiyle onandığı anlaşılmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/66 E. 2020/482 K.SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaHÜKÜMLER : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Uzlaştırma müzakereleri" başlıklı 31 inci maddesinin birinci fıkrasında "Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, sanık, katılan, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir" hükmünün yer aldığı, 18.02.2020 tarihli uzlaştırma raporunun incelenmesinde, uzlaştırma görüşmelerine sanık ...'in görüşmeleri yürütme özel yetkisi bulunan müdafii aracılığı ile katılım sağladığı anlaşılmakla, uzlaşma işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığı, mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, sanıklar hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetlerin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Bozma üzerine yapılan yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanunî takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 23.10.2025 tarihinde karar verildi.