Kazakistandaki iş ortaklığında çalışan formen işçinin işçilik alacakları davasında uygulanacak hukukun tespiti, zamanaşımı itirazları ve Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanunun 27/1 maddesini iptal kararının uyuşmazlığa etkisi.
Özet: Davacı, davalı iş ortaklığı bünyesinde Kazakistanda formen olarak çalışırken iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsili için dava açmış; davalılar ise Kazakistan hukukunun uygulanması gerektiğini ve alacakların zamanaşımına uğradığını savunmuştur. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri Türk hukukuna göre kısmen kabul kararı vermişken, davalıların temyizi üzerine, somut uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesi konusunda Anayasa Mahkemesinin Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27/1. maddesinin iptaline ilişkin kararı ışığında değerlendirme yapılması gerektiği tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/839 E., 2025/637 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 7. İş MahkemesiSAYISI: 2020/390 E., 2023/37 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıların iş ortaklığı nezdinde Kazakistan'da bulunan şantiyelerinde 19.03.2015-31.07.2017 tarihleri arasında formen olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Davalı ... İnş. San. Tur. Nak. ve Tic. AŞ (... İnşaat) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... İnş. ve Tic. AŞ (... İnşaat) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türk hukukuna göre yapılan hesaplamalar doğrultusunda, davacının kıdem tazminatının ve yıllık izin alacağının tam olarak ödendiği, ödenmeyen ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta sözleşme ile daha sıkı ilişkili olduğu anlaşılan Türk hukukunun uygulanmasına yönelik Mahkeme kararının bu yöndeki değerlendirmesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile örtüştüğü gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İnşaat vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut uyuşmazlığa Kazakistan hukukunun uygulanması gerektiğini, Kazakistan hukuku bakımından davacının talep ettiği alacaklarının zamanaşımına uğradığını, b. Hizmet süresinin, aylık ücretin miktarının ve brüt ücretin hatalı tespit edildiğini,c. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,d. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarına hak kazanmadığını, ayrıca yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu,e. Davacı tanıklarının, davalı Şirkete karşı davaları olduğundan bu tanıklarının beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, f. Davacının ödenmemiş alacağı bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını,g. Tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalarda indirimin en yüksek orandan uygulanması gerektiğini,h. İhbar tazminatı alacağına uygulanan faiz oranının ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı ... İnşaat vekili temyiz dilekçesinde;a. Davacının, müvekkili Şirketten hak ve alacağının bulunmadığını, b. Somut uyuşmazlığa uygulanan hukukunun hatalı olduğunu, davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını,c. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, d. Davacının ihbar tazminatı alacağının kendisine ödendiğini, alacağının bulunmadığını,e. Dosyada bulunan yazılı belgeler yerine tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının ödenmeyen fazla çalışma alacağının bulunmadığını, hafta tatili alacağın hak kazanmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27/4 hükmü de dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının Kazakistan'da bulunan şantiyesinde çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalılar ise yasal süresi içinde sundukları cevap dilekçelerinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin bu savunmasına değer verilmeksizin uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince de yanılgılı değerlendirme ile somut olayda Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ne var ki varılan sonuç, dosya kapsamına uygun düşmemiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işverenin projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçi, 19.03.2015-31.07.2017 tarihleri arasında Kazakistan'da bulunan davalılara ait işyerinde çalışmıştır.Taraflar arasındaki 19.03.2015 tarihli bireysel iş sözleşmesinde tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, sözleşmenin ilgili maddelerinde sözleşme şartlarının çalışılan ülke mevzuatına tâbi olacağının ifade edildiği ve bu suretle tarafların bir hukuk seçimi anlaşması yaptıkları görülmektedir. Davacının tüm çalışma süresinde bireysel iş sözleşmesi kapsamında çalıştığı da göz önünde bulundurulduğunda, tarafların hukuk seçimi anlaşması yaptıkları açıktır. Davacı işçi, dava konusu alacakların ait olduğu çalışma döneminde davalıya ait Kazakistan'da bulunan işyerinde çalışmış olup bu durumda ilgili dönemlerde mutad işyerinin işçinin işini fiilen yaptığı Kazakistan olduğu da sabittir. Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle; uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının tüm çalışma dönemi için somut uyuşmazlığa iş sözleşmesi ile seçilen hukuk uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacakları hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.