Siirtte yapılan kadastro çalışmaları neticesinde tespit dışı bırakılan veya orman/hazine adına kaydedilen taşınmazların zilyetlik ve miras yoluyla tescili talepli dava.
Özet: Siirt ilindeki taşınmazlarla ilgili 1984 ve 2016 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, bazı parsellerin malik hanesinin boş bırakıldığı veya orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği anlaşılmıştır; davacılar ise, 40-70 yıldır süregelen zilyetliklerini, miras yoluyla edinimlerini veya kadastro hatalarını gerekçe göstererek, Türk Medeni Kanununun ilgili maddeleri uyarınca bu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile kendi adlarına tescilini talep etmiş, farklı asliye hukuk mahkemelerinde açılan bu davalar Kadastro Mahkemesinde birleştirilerek taşınmazların hukuki durumunun yeniden tespiti amaçlanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/47 E., 2023/4 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDava konusu taşınmazların bulunduğu Siirt ili Merkez ilçesi ... köyünde 766 sayılı Tapulama Kanun'u (766 sayılı Kanun) kapsamında 1984 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 2016 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi ve Ek-5. maddeleri kapsamında yapılan kadastro çalışmaları bulunmakta olup, 766 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmada dava konusu taşınmazlar belirtilen kanunun 2. maddesi gereğince tespit harici bırakılmış, geçici 8. maddesine istinaden yapılan kadastro sırasında 1 06... parsel sayılı taşınmaz Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/303 Esas numarasında davalı olduğu belirterek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle fıstıklık vasfıyla ve 7.615,00 m² yüzölçümlü olarak tespiti yapılmış, yine Ek-5 maddesine istinaden yapılan kadastro sırasında 1 01... parsel sayılı taşınmaz Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/145 Esas numarasında davalı olduğu belirterek orman niteliğiyle Hazine adına tespit yapılmış ve 3402 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca tutanak asılları Mahkemeye gönderilmiştir.Davacılar ... ve ... vekilinin Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 10.02.2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdikleri yaklaşık 10 dönümü aşkın ... Bahçe niteliğindeki taşınmaz ile yaklaşık 5 dönümlük arazi niteliğindeki taşınmazların müvekkilleri tarafından 40-50 yıldır tasarruf edildiğini, müvekkilleri lehine kazandırıcı zamanaşımının gerçekleştiğini ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince taşınmazların müvekkilleri adına eşit hisse ile tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar ... ve ... vekilinin Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdikleri ..., ... ve ... mevkilerindeki tarla niteliğindeki taşınmazlar ile ... ve ... mevkilerindeki bahçe niteliğindeki taşınmazların 60-70 yılı aşkın bir süreden beri müvekkillerin babaları olan muris ... tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazların tümünün müvekkillerinin zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, dava konusu taşınmazların iktisap koşullarının müvekkilleri açısından gerçekleştiğini ileri sürerek, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince taşınmazların tamamının müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1487 Esasında açılan dava bozma, görevsizlik ve tefrik kararları sonrası en son Kadastro Mahkemesinin 2020/38 Esasında kayıtlı iken, Kadastro Mahkemesinin 2019/47 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmiştir.Davacılar ... ve arkadaşları vekili Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ... adına tescilli ... mevki 19.10.1970 tarih cilt no:113, sahife no:12, sıra no:23 te kayıtlı 1.838 m²lik taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında müvekkilleri adına tescil edilmesi gerekirken orman kadastrosu işlemleri sırasında orman sınırlarına dahil edilerek orman vasfıyla 1 01... parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiğini, kadastro işlemiyle müvekkillerinin mülkiyet hakkının ellerinden alındığını belirterek, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin kusursuz sorumluluğuna dayanarak şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın tapu kaydının iptal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacılar vekili 12.03.2020 havale tarihli dilekçe ile; davanın tamamını tapu iptali ve tescil davası olarak ıslah ettiklerini belirterek davalı Hazine adına orman vasfıyla kaydedilen Siirt ili Merkez ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın dava dilekçelerinde belirttikleri kısmının tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/274 Esasında açılan dava, görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesinin 2020/30 Esasına kaydedilmiş ve akabinde Kadastro Mahkemesinin 2019/47 Esasıyla birleştirilmiştir.Davacı ... ve arkadaşları vekili Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ... adına tescilli ... mevkii 26.07.1966 tarih cilt no:26, sahife no:46, sıra no:19 da kayıtlı 7.200 m²lik taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında müvekkilleri adına tescil edilmesi gerekirken orman kadastrosu işlemleri sırasında orman sınırlarına dahil edilerek orman vasfıyla 1 01... parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiğini, tesis edilen kadastro işlemiyle müvekkillerinin mülkiyet hakkının ellerinden alındığını belirterek, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin kusursuz sorumluluğuna dayanarak şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın tapu kaydının iptal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacılar vekili 12.03.2020 havale tarihli dilekçesi ile; davanın tamamını tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah ettiklerini belirterek, davalı Hazine adına orman vasfıyla kaydedilen dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın dava dilekçelerinde belirttikleri kısmının tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/276 Esasında açılan dava görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesinin 2020/31 Esasına kaydedilmiş ve akabinde Kadastro Mahkemesinin 2019/47 Esası üzerinde birleştirilmiştir.Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Asıl davada davacılar vekili tarafından açılan tescil davası Siirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/452 Esas sırasına kaydedilmiş, daha sonra dava dosyası Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiş ve 2012/145 Esas sırasına kaydedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş; kararın, davalılar Hazine vekili ile Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarihli ve 2013/9313 Esas, 2014/660 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma gerekçesi ile hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi sonrasında Yargıtay tarafından karar verilmeden önce davacı asiller tarafından feragat dilekçeleri sunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2016/12979 Esas, 2019/2991 Karar sayılı ilamı ile; tescile konu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, bu nedenle Mahkemece görev konusunun değerlendirilmesi gerektiği, yine davacıların temyiz aşamasında davadan feragat ettikleri yönünde ayrı ayrı feragat dilekçeleri verdikleri, feragat beyanı konusunda da karar verme yetkisinin görevli Mahkemeye ait olduğu hususunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hüküm yine bozulmuş; bozma sonrası dava dosyası 2019/535 Esas sırasına kaydedilmiş, İlk Derece Mahkemesince Kadastro Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş ve dava dosyası Kadastro Mahkemesinin 2019/47 Esas sırasına kaydedilmiştir. Aynı zamanda dava konusu taşınmazların davalı olduğu belirtilerek 1 06... ve 1 01... parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının Kadastro Mahkemesine gönderilmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin 2023/5 ve 2023/6 Esasına kaydedilen dava dosyaları Kadastro Mahkemesinin 2019/47 Esas sayılı dava dosyasıyla üzerinde birleştirilmiş ve yargılamaya bu esas üzerinde devam edilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davadan davacılar ... ve ...'ın davasının reddine, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan çalışma neticesinde oluşan, dava konusu 1 06... , ifraz sonrası 1 06... , 24... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile aynı ada ve parsel numarası verilerek, sınır ile yüzölçümü korunup taşınmazın niteliği değiştirilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, 3402 Kadastro Kanun'un Ek-5. maddesi gereğince yapılan çalışma neticesinde oluşan dava konusu 1 01... parselin sınırlandırma krokisinde (B) harfi ile gösterilen kısmının Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/145 Esas numarasında davalı olduğu belirtilmesine rağmen malik hanesi doldurulduğundan dolayı kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu 1 01... parselin içerisinde kalan 11.03.2013 havale tarihli fen bilirkişisi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 2.441,73 m²lik taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, birleşen 2020/30 Esas sayılı davada davacıların davasının reddine, dava konusu, 1 01... parselin içerisinde kalan ve 28.09.2021 havale tarihli fen bilirkişisi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.838,00 m²lik taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline; birleşen 2020/31 Esas sayılı davada davanın reddine, dava konusu, 1 01... parselin içerisinde kalan ve 28.09.2021 havale tarihli fen bilirkişisi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 7.200,00 m²lik taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline; birleşen 2020/38 Esas sayılı davada dava konusu 28.09.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (P) ve (G) harfleri ile gösterilen ve 08.03.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen taşınmazlar yönünden; Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/1487 Esas ve 2012/1634 Karar sayılı kararı ile "reddine" karar verildiği ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.01.2014 tarihli ve 2013/8000 Esas, 2014/203 Karar sayılı kararı ile "onama" yapılarak 1 01... parsel tutanağı düzenlenmeden önce kesinleştiği, (H) (1 06... parsel) yönünden "bozma" yapıldığı ve Siirt Kadastro Mahkemesinin 2018/36 Esasını aldığı; ancak sehven (P), (G) ve (D) yönünden tefrik edilip 2020/38 Esasını aldıktan sonra Mahkemenin 2019/47 Esasıyla birleştirildiği ancak bu taşınmazlar yönünden aktarılan bir dava olmadığından tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; karar, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda uzun yıllar tarım yapılmasına rağmen sadece söz konusu taşınmazların orman sayılan alan içerisinde olduğunu belirten yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile çeliştiğini, kadastrosu yapılırken davacı müvekkillere davadan feragat etmeleri halinde dava konusu taşınmazların müvekkiller adına tescil edileceğinin bildirildiği ve müvekkillerin de adlarına tescil edileceği düşüncesi ile açmış oldukları davalardan yanılgıyla feragat ettiklerini, Mahkemece feragat nedeniyle red kararının yazılmaması üzerine kadastro çalışmaları ile de tescil işlemlerinin gerçekleştirilmediğini ve müvekkillerinin mağdur edildiğini, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.