İşçinin zimmet suçundan kesinleşen mahkumiyeti sonrası iş sözleşmesini haklı feshedip feshetmediği ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına dair uyuşmazlık.
Özet: Bu içtihat metni, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini iddia eden işçinin kıdem tazminatı ve diğer alacak talepleri ile, işçiyi zimmet suçu nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunan işveren arasındaki uyuşmazlığa ilişkindir. İlk derece mahkemesi işçinin feshini haklı bularak kıdem tazminatına hükmetmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, işçinin zimmet suçundan kesinleşen mahkumiyeti nedeniyle, işçinin fesih bildirimini hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirerek kıdem tazminatı talebini reddetmiştir. Dosya, iş sözleşmesinin feshi ve kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususlarının temyiz incelemesi için Yargıtaya taşınmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/7127 E.  ,  2025/8541 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/876 E., 2025/886 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/4 E., 2025/127 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 27.05.2010-15.02.2016 tarihleri arasında muhasebe bölümünde çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, asgari geçim indirimi, ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 25.01.2016 tarihinde müvekkili Şirkete ait olan 65.000,00 TL'yi zimmetine geçirdiğini, olayla ilgili 12.02.2016 tarihinde davalıdan savunma istendiğini, davacının savunma vermeyerek işyerini terk ettiğini, 16.02.2016 tarihinde davacıya gönderilen ihtarname ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2-(e) hükmü gereğince haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshi konusunda kötüniyetli davrandığını, ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 27.05.2010-15.02.2016 tarihleri arasında 5 yıl 8 ay 18 gün çalıştığı, davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği savunulmuşsa da dosya kapsamından davalı tarafın iş sözleşmesini feshettiğine ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, davacının iş sözleşmesini 15.02.2016 tarihli ihtarname ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının ödenmeyen asgari geçim indirimi, yıllık izin, ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ise ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta; davalı tarafça feshe konu olan olayla ilgili davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/22 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacının eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu sabit hâle geldiğinden davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 35. Ceza Dairesinin 2022/640 Esas, 2022/699 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği, davacının, cezai müeyyide ile sonuçlanan usulsüz eyleminin öğrenilmesinin, işyerinde soruşturma başlatılmasının ve kendisinden savunma istenilmesinin ardından işyerini terk ettiği, sonrasında çalışması karşılığı olan ve ödenmeyen alacakları bulunduğundan bahisle iş sözleşmesini feshettiğini işverene bildirdiği, bu şekli ile haklı feshin sonuçlarını ortadan kaldırmak maksadıyla fesih yaptığı, fesih ihtarının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu ve kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davalının, müvekkilinden savunma talebinde bulunmadığını, talepte bulunulsa dahi iş sözleşmesinin hemen feshedilmeyip 16.02.2016 tarihinde feshedilmesinin davalının fesih konusundaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini,
2. O günün şartlarında yüksek bir meblağ olan 65.000,00 TL'nin hesaba girişi ve başka bir hesaba aktarıldığının davalının bilgisi dâhilinde olduğunu,
3. Davalıdan önce müvekkilinin ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini 15.02.2016 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, fesih hususunda kötüniyetli olmadığını, ödenmeyen alacakları bulunduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususuna ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.