Deniz iş hukukunda, donatana ait gemilerde çalışan işçinin objektif neden bulunmaması sebebiyle belirli süreli sözleşmelerinin baştan itibaren belirsiz süreli kabul edilerek kıdem tazminatı ve ücret alacakları talebi.
Özet: Bu davada, elektrik zabiti olarak farklı gemilerde dört ayrı belirli süreli sözleşme kapsamında çalışan davacı, işveren tarafından sözleşmelerin haksız feshedildiği veya kendiliğinden yenilenmesi gerekirken ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle kıdem tazminatı ve bakiye ücret alacakları talep etmiştir. Davalı ise sözleşmelerin belirli süreli olduğunu, davacının kendi isteğiyle ayrıldığını veya haklı nedenle feshedildiğini savunurken, ilk derece mahkemesi, sefer kaydı bulunmayan ve birden fazla yenilenen belirli süreli sözleşmelerin en başından itibaren belirsiz süreli kabul edilmesi gerektiğine karar vererek, davacının çoğu dönem çalışması için kıdem tazminatına ve belirli alacaklara hak kazandığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1799 E., 2025/892 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 25. İş MahkemesiSAYISI: 2016/678 E., 2021/1068 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının donatanı olduğu gemilerde elektrik zabiti olarak 14.04.2013 tarihinden itibaren 4 ayrı sözleşme kapsamında çalıştığını, ilk dönem çalışmasının E.Ç. isimli gemide 13.04.2014 tarihli sözleşme ile 6 ay 13 gün sürdüğünü, işverence işten çıkarıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede "Mukavele bitim süresi sonunda taraflardan herhangi biri feshettiğini diğer tarafa bildirmediği sürece mukavele aynı şartlarla meri olmakta devam eder." düzenlemesi bulunduğundan 6 ayın sonunda sözleşmenin 6 ay daha yenilendiğinin kabulü ile 5 ay 17 gün ücret alacağı bulunduğunu; Ç. isimli gemide 20.12.2013 tarihli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı ikinci dönemde ise müvekkilinin babasının vefatı dolayısıyla davalı tarafça mazeret izni verilmeyerek iş sözleşmesinin sona erdirildiğini; yine Ç. isimli gemide 26.09.2014 tarihinden itibaren 6 ay 19 gün çalışmasının bulunduğunu, sözleşmenin uzaması ve işverence haksız feshinden dolayı bakiye 5 ay 11 gün bakiye ücret alacağına hak kazandığını, S. isimli gemideki çalışmasının 24.07.2015 tarihinde başladığını, 16.11.2015 tarihinde davacının sözleşme gereği yapması gereken işleri yapmadığı gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilmiş ise de bu feshin de haksız olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 1. dönem ve 3. dönem sözleşmeleriyle ilgili olarak sürenin sonunda ayrılmak istediğine ilişkin dilekçeler verdiğini, personelin gemiden ayrılması için güvenli bir limana varılması zorunlu olduğundan ve bu durum taraflar arasındaki sözleşme hükmü ile de sabit olduğundan uzayan sürelerle sözleşmenin yenilenmiş kabul edilemeyeceğini, 2. dönem çalışmasının babasının vefatı nedeniyle kendi isteği üzerine sona erdiğini, davacıya mazeret izni verilmiş olsaydı davacının geri gelmesi, yeni alınan personelin de Türkiye'ye dönmesi için masraf yapılması gerekeceğini, seyir hâlindeki geminin limana bunun için yanaşmasının zorunlu olacağını, bu tür değişikliklerin son derece güç ve imkânsız olduğunu, davacının 4. dönem iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmelerinin farklı zamanlarda farklı işler için yapılması sebebiyle belirli süreli olduğunu ve davacının kıdem tazminatı ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazanmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 14.04.2013-25.10.2013 tarihleri arasında davalı Şirkete ait E.Ç. isimli gemide; 20.12.2013-12.01.2014 tarihleri arasında ve 26.09.2014-15.04.2015 tarihleri arasında davalı Şirkete ait Ç. isimli gemide, 24.07.2015-24.11.2015 tarihleri arasında davalı Şirkete ait S.Ç. isimli gemilerde toplam 1 yıl 5 ay 26 gün çalıştığı, son ücretinin net 2.850,00 USD olduğu, davacının her bir dönem çalışmasına ilişkin olarak taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmelerinin belirli süreli olduğu, sözleşmelerin birden fazla yenilenmiş olduğu, sözleşmelerde sefer kaydının bulunmadığı, sefer kaydının bulunmaması nedeniyle taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için objektif ve esaslı bir neden bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin en başından itibaren belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiği; davacının birinci ve üçüncü dönem sözleşmelerinin sürelerinin bitimi sonrasında ilk limana yanaşılması ile sona erdiği, iş bitimine dayalı olarak sona eren söz konusu çalışmalar bakımından kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği; davacının ikinci dönem sözleşmesinin babasının vefatı nedeniyle davacı tarafından sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de davacının sözleşmenin sona erdirilmesini talep ettiğine dair herhangi bir yazılı belgenin davalı işveren tarafından dosyaya sunulamadığı, dolayısıyla bu dönem çalışmanın tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiği hususunun davalı işveren tarafından ispatlanamadığı; davacının son dönem çalışması ile ilgili olarak davacının gemideki görevlerini yerine getirmemesi, disipline aykırı hareketlerde bulunması, gemi kaptanına karşı yasal sorumluluklarını yerine getirmemesi, denizcilik kural ve teamüllerine aykırı davranması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de davalı işverenin bu iddialarını usulünce ispatlayamadığı, davacı tanıklarının söz konusu iddiaları doğrulamadıkları dikkate alındığında her bir çalışma dönemi arasında kıdem tazminatı zamanaşımı süresi kadar sürenin geçmemiş olması nazara alınarak her bir çalışma döneminin kıdem tazminatı hesaplaması bakımından birleştirilmesi yoluna gidilmek suretiyle 1 yıl 5 ay 26 günlük çalışması karşılığından kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne, bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/3339 Esas, 2019/13024 Karar sayılı kararı göz önüne alındığında, davacı ile yapılan sözleşmelerin belirli bir sefer için yapılmadığı ve sözleşmenin yenilenmesinde esaslı bir neden de bulunmadığı dikkate alındığında sözleşmelerin belirsiz süreli olduğunun kabulü gerektiği; buna görebakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu; taraflar arasındaki sözleşmelerde birinci ve üçüncü sözleşmenin iş bitimi olması ve davacıdan gemiden ayrılması için alınan dilekçelerle birlikte çıkış işleminin yapıldığı, ikinci sözleşmede ise davacının iş sözleşmesinin davacıya mazeret izni verilmemesi nedeniyle davalı tarafça sonlandırıldığı, son sözleşmede ise dinlenen davacı tanıklarının beyanları da dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair davalı tarafın iddiasını ispatlayacak soyut tutanak dışında başkaca bir delil sunulmadığı ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı; buna göre hizmet sürelerinin birleştirilmesi ile davacı için kıdem tazminatına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin kabulü gerektiğini, b. Kıdem tazminatına yürütülen faizin başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, b. Davacı ile her biri farklı zamanlarda ve farklı işler için olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleri imzalanmış olup bağımsız sözleşmelerin birleştirilerek kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, c. Davacının 1. ve 3. dönem sözleşmelerinin süre bitimi nedeniyle sona erdiğini, 2. dönem sözleşmesinin babasının vefatı nedeniyle davacı isteği üzerine sona erdirildiğini, son dönem sözleşmesinin ise görevlerini ihmal etmesi, disipline aykırı hareketlerde bulunması, gemi kaptanına karşı kanundan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, denizcilik kural ve teamüllerine aykırı hareket etmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, bu sebeple de kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, d. Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın türü, taraflar arasındaki sözleşmelerin niteliği, sözleşmelerin sona erme şekli buna bağlı olarak davacının bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, kıdem tazminatına yürütülen faizin başlangıç tarihi ile davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağına ilişkindir. Bu uyuşmazlığın çözümü için Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı kararında da yer verilen uygulamasına değinmek gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça kıdem tazminatı ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talep edilerek belirsiz alacak davası açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte kıdem tazminatı ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın miktarı belirlenebilir olduğundan bu talep belirsiz alacak davasına konu edilmez. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin birleşmesinden önce Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden aynı Dairenin görev alanındaki bölgelerden gelen dosyalarda birleşme öncesi Daire uygulamalarına güven duyularak açılan davalarda aynı Dairenin önceki uygulamalarına devam edilmektedir. Bu uygulamanın zaman olarak sınırı da yine aynı kararda çizilmiştir. Buna göre hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri ve sürpriz karar verme yasağı gereği birleşme tarihinden önce yukarıda belirtilen esasları dikkate alan ilk kararın Yargıtay Kararları Dergisi veya başkaca yolla yayını tarihinden sonra açılan davalarda belirtilen ilkeler uygulanacaktır. Başka bir anlatımla açıklanan kararın yayınından önce açılan davalarda her iki Daire görev alanına giren bölgelerde verilen kararlar bakımından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin önceki uygulamalarına devam edilecektir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince daha önce verilen kararlarda, belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davalar bakımından hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmediğinden, Dairenin görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada, belirtilen husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 7. maddesi şöyledir:"Madde 7 – Hizmet akti belirli bir süre veya sefer için yahut süresiz olarak yapılabilir.I - Belirli bir süre için yapılmış hizmet akti bu sürenin bitiminde sona erer. Hizmet akti gemi seyir halinde iken sona ererse akit, geminin ilk limana varmasına ve güvenlik altına alınmasına kadar devam eder.II - Belirli sefer için yapılmış hizmet akti, akitte yazılı seferin sonunda geminin vardığı limanda yükünü boşaltmasıyla sona erer."Söz konusu düzenleme de dikkate alındığında; deniz hizmet sözleşmelerinin belirli süreli, belirsiz süreli ve sefer esasına dayalı olmak suretiyle üç şekilde yapıldığı görülmektedir. İş ilişkisinde her hangi bir süre kararlaştırılmadıysa yapılan sözleşme belirsiz süreli; donatanla (işverenle) gemi adamı (işçi) arasında belirli bir sürenin kararlaştırılması durumunda ise belirli süreli hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. Sefer esasına dayalı hizmet sözleşmelerinde ise, geminin çıkabileceği belli bir sefer süresince çalışmak üzere gemi adamı ile donatan arasında hizmet sözleşmesi kurulur (Oğuz Özbek, Yorum ve Yargıtay Kararları ile Deniz İş Kanunu, İstanbul,1984, s.32). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince, davacının her bir dönem çalışmasına ilişkin olarak taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmelerinin belirli süreli olduğu, sözleşmelerin birden fazla yenilenmiş olduğu, sözleşmelerde sefer kaydının bulunmadığı, sefer kaydının bulunmaması nedeniyle taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için objektif ve esaslı bir neden bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin en başından itibaren belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiği kabul edilmiş ise de, yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve dosyada yer alan iş sözleşmeleri değerlendirildiğinde davacının dört farklı dönem boyunca belirli süreli iş sözleşmeleri ile istihdam edildiğinin kabulü gerekmektedir. Dosya kapsamında iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında davacının 1. ve 3. dönem iş sözleşmelerinin sürenin bitimi nedeni ile sona erdiğinin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Söz konusu fesih sebebi haklı sebep mahiyetinde olmadığından davacının bu dönemler yönünden kıdem tazminatı ve bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazanamadığı değerlendirilmiştir. Ancak davalının cevap dilekçesindeki beyanları da dikkate alındığında davacının 2. dönem çalışmasının davacıya mazeret izni verilmemesi nedeniyle davalı tarafça sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacının 4. dönem çalışmasının ise davalı tarafça haklı nedenle sona erdirildiği savunulmuşsa da davacı tarafça verilen savunma, savunma içeriğini teyit eder nitelikteki tanık S.E. ve C.Ç. beyanı ile feshin haklı nedeni gerektirecek ağırlıkta olduğunun davalı işverence ispatlamadığı hususları dikkate alındığında davalı feshinin haklı nedene dayandığını kabulü mümkün değildir.Davacının 2. ve 4. dönemlerdeki çalışma süresi dikkate alındığında kıdem tazminatına hak kazanması mümkün değil ise de bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata hak kazandığının kabulü gerekir. Buna göre sözleşmenin yapıldığı ve fesih tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca, davacının bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat isteğinin, indirim hususu da değerlendirilmek suretiyle, hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.