Antalya Manavgatta parsellerin kadastro tespitine itirazında tapu kayıtları, zilyetlik ve mirasçıların hisse iddiaları üzerine verilen red kararlarının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, Antalya Manavgatta bulunan çeşitli parsellerin kadastro tespitine itiraz davasına ilişkindir; davacılar, murislerinden intikal eden tapu kayıtlarına ve mirasçılıklarına dayanarak taşınmazların hisseli tescilini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, davacıların iddialarını mevcut tapu kayıtları, kadastro komisyonu kararları ve noter onaylı taksim sözleşmesi gibi belgeler karşısında ispatlayamadıkları gerekçesiyle davalarını reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/3333 E.  ,  2025/6387 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2043 E., 2023/164 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/14 E., 2022/3 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Antalya ili Manavgat ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 96... (yeni 26 29... ) parsel sayılı 10.743 (yeni 10.569,29) metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle iştiraken .... mirasçıları ... ve müşterekleri adına, 1 57... , 13... (sırasıyla yeni 26 2+9... , 334, 335) parsel sayılı her biri 7.000 (sırasıyla yeni 7.197, 50... , 7.086, 85... , 7.087, 15... ) metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar aynı tapu kayıtları, vergi kaydı, irsen intikal, ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 1 57... parsel sayılı taşınmaz iştiraken ... ve müşterekleri adına, 1 57... parsel sayılı taşınmaz ... adına, 1 57... parsel sayılı taşınmaz ise ... adına tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... mirasçıları ... ve diğerleri vekili ana dosyada 1 57... , 13... parsel sayılı taşınmazların ...kızı ölü ...’nin kocası ve kızı adına olan tapu kayıtlarının hududu içinde kaldığını ileri sürerek, birleşen dosyada ise 96... parsel sayılı taşınmazda müvekkili olan davacıların murisleri ...'nun ölümü ile mirasçılarının yarı hisse sahibi olduklarını ileri sürerek, tespitin iptali ile hisseleri oranında müvekkili olan davacılar adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "18.01.1984 tarihli fen bilirkişi raporuyla, dava konusu 96... parsel sayılı taşınmazın tespite esas alınan 05.05.1964 tarihli ve 5 nolu tapu kaydı kapsamında olduğunun belirlendiği, davacının iddiasının 05.05.1964 tarihli 5 nolu tapu karşısında yerinde olmadığı, gerçekleştirilen keşifte dinlenen tespit bilirkişisi tarafından tespit yapılırken kadastro tahdit ve tespitinden önceki tapu kayıtlarını nazara alarak bu kayıtların o tarihte kapsadığı sahayı gözönünde tutmak suretiyle tespit yaptıkları şeklindeki beyanının tespiti destekler mahiyette olduğu, yapılan keşifler ve tüm dosya kapsamı itibariyle davacının, 96... parsel sayılı taşınmaz bakımından 23.01.1976 tarihli ve 557 sayılı kadastro komisyon kararının aksini eş söyleşi ile taşınmazın müşterek olduğu hususunu ispat edemediği; davacının, 1 57... , 13... parsel sayılı taşınmazlar bakımından da söz konusu olan 22.01.1976 tarihli ve 554 sayılı kadastro komisyon kararının aksini ispat edemediği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin zeminde geçmişte olduğu iddia edilen sınırları gösteremediği, sınırların kaybolup belirlenemediğinin 28.09.1983 tarihli keşif sonrasında dosyaya sunulan 26.04.1984 tarihli fen bilirkişi raporunda da tespit edildiği, bu haliyle davalılar adına yapılan tespite dayanak tapu kaydı karşısında davacı tarafın iddiasını ispat edemediği" gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, dava konusu 1 57... , 13... parsel sayılı taşınmazların 22.01.1976 tarihli ve 554 sayılı kadastro komisyonu kararı gibi ve uygulama kadastrosunda belirlenen yüzölçümleriyle, 96... parsel sayılı taşınmazın 23.01.1976 tarihli ve 557 sayılı kadastro komisyonu kararı gibi ve uygulama kadastrosunda belirlenen yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu 1 57... , 13... parseller için dosyaya iki tarafın terekelerini temsilen ... ve ... tarafından imzalanan noter onaylı taksim sözleşmesinin sunulduğu, davacı tarafın bu sözleşmeyi inkar etmediği aksine istinaf dilekçesinde açıkça belirttiği gibi bu sözleşmeye dayanarak 1 57... , 13... parsellerde 1/2 pay talebiyle eldeki davayı açtığı, tespitlerin taraflara ait tapulara ve paylaşmaya göre yapıldığı, ayrıca bu tapu kayıtları kapsamında davacı yana da taşınmazların kadastro tutanaklarının edinme sebebinde açıklandığı ve dosyadaki tapu kayıtları ile sabit olduğu üzere dava dışı 1 57... (7.000 m²), 1 57... (6.925 m²) ve 96... (16.180 m²) parsellerin tespit ve tescil edildiği, taksimde eşitlik şart olmadığı gibi mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde de tespitin taksim sözleşmesine uygun yapıldığının anlaşıldığı, 96... parselin ise müstakilen davalılar murisi .... adına olan tapu kaydına istinaden tespitinin yapıldığı, davacılar vekilinin 07.01.2015 tarihli dilekçe içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere davacıların, dava konusu taşınmazın tespite esas tapu kaydından daha büyük olduğu, miktar fazlasında murislerinin de hakkı olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı, ancak ana dosya gibi bu dosyada da yargılama faaliyeti boyunca davacı tarafça anlaşma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle süre talep edildiği ve celse ve keşiflere müteaddit defa mazeret dilekçesi sunulduğu ve 28.09.1983 yılında icra edilen keşifte miktar fazlası üzerinde hak ve zilyetliklerinin olduğunu da ispatlayamadıkları" gerekçesiyle
istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 1 57... , 13... parsel sayılı taşınmazlar yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu 96... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı taraf murisleri ...'ndan intikalen yarı hisse sahibi oldukları iddiasıyla dava açmış; yargılama sırasındaki beyanlarından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandıkları anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, tespite esas tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de, davacı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince 28.09.1983 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiden tespite esas davalılara ait 05.05.1964 tarihli ve 5 sıra numaralı müfrez tapu kaydı hudutları ve geldi kayıtları tek tek okunmak suretiyle sorulmamış, yerel bilirkişi ve tespit bilirkişi tarafından tapu kaydının kapsamını bilmedikleri ve gösteremeyecekleri ifade edilmiş, taşınmazın zilyetliğine dair ise hiçbir beyanda bulunulmamıştır. Keşfe katılan ve hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda, yerel bilirkişinin tapu hudutlarını bilmediğinden gösteremediği, komşu parseller ve dayanak haritadan faydalanarak yaptığı uygulama sonucu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu belirtilmiş ise de, kayda dayanak harita rapora eklenmemiş, tapu hudutları da komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla irtibatlandırılarak açıklanmamıştır. Bu haliyle bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davalı dayanağı tespite esas 05.05.1964 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydının haritası Tapu Müdürlüğünden istenilmeli, komşu parsellerin dayanağı olan tüm belgeler getirtilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, mümkünse tespit bilirkişilerin tümü ve taraf tanıkları ile fen ve ziraat bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, dayanılan tapu kaydının krokisi/haritası zemine uygulanarak kaydın kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/a maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli, uygulanamaması durumunda, tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisine yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli; tapu kaydının uyduğunun belirlenmesi halinde tapu kaydının sabit ya da gayrisabit hudutlu olup olmadığı, taşınmazın tamamını ya da bir bölümünü kapsayıp kapsamadığı değerlendirilmeli, taşınmazın gayrisabit hudutlu olduğunun, taşınmazın bir bölümünü kapsadığının ya da tapu kaydının taşınmaza ait olmadığının belirlenmesi halinde taşınmazın ne zamandan beri, kim tarafından, ne şekilde zilyet edildiği yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım durumunu belirtir rapor alınmalı, fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle dava konusu 1 57... , 13... parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle dava konusu 96... parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara ayrı ayrı iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.