İş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla açılan kıdem, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları davasında, istinaf mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Çalışanın haksız işten çıkarıldığı ve kıdem, ihbar, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarının ödenmediği iddiasıyla açtığı davada, işveren iş sözleşmesinin çalışanın istifasıyla sona erdiğini ve alacak bulunmadığını savunmuştur; ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri işverenin haklı feshini ispatlayamadığına, çalışanın alacaklara hak kazandığına hükmetmiş, Yargıtay da işverenin zamanaşımı, istifa ve hesaplamalara ilişkin temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararını onamıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/8364 E.  ,  2025/9724 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1440 E., 2025/958 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/240 E., 2021/145 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 13.01.2013-20.04.2016 tarihleri arasında kalıp ustası olarak çalıştığını, davalı tarafından iş sözleşmesinin haksız şekilde sonlandırıldığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının istifa dilekçesi sunduğunu, daha sonra işlerini toparlayamayacağını bu nedenle geri dönmek istediğini ilettiğini, davacının bu talebinin kabul edildiğini, ancak davacının iki ay gibi kısa bir süre sonra şifahen kendi işini yapacağını bildirerek istifa ettiğini, müvekkili Şirketçe davacının çıkışının 17.06.2016 tarihinde yapıldığını, davacı kendi işini kurmak amacıyla istifa ettiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacının ödenmemiş alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 13.01.2013 - 20.04.2016 tarihleri arasında çalıştığı, davacı tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasına göre davacının ücret miktarını ispatladığı, iş ilişkisinin davalı işverence haklı neden olmaksızın sonlandırıldığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre 17.06.2016 tarihinde iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı, iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı tanık beyanına göre davacının fazla çalışma yapıp hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ancak karşılığı ücretlerin ödenmediği, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. İş sözleşmesi istifa dilekçesi ile sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
3. Hesaplamalara esas alınan ücretin hatalı olduğunu,
4. Davacının ödenmemiş fazla çalışma ve tatil ücreti alacağı bulunmadığını,
5. Yıllık izinlerin kullandırıldığı ve asgari geçim indirimi ödemelerinin düzenli olarak yapıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; aylık ücret miktarı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması, alacakların ödenip ödenmediği ve zamanaşımına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.