Yargıtay 2. Ceza Dairesinden, hırsızlık suçunda sanığın zorunlu müdafiinin hazır bulunmaması sebebiyle savunma hakkının kısıtlanarak verilen mahkûmiyet kararının bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından yapılan temyiz incelemesinde, yargılama konusu suçun ceza alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle, sanığın zorunlu müdafiisinin yokluğunda mahkumiyet kararı verilmesinin savunma hakkını kısıtladığı ve usul hükümlerine aykırılık oluşturduğu tespit edilerek, hüküm bozulmuş ve dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/17808 E.  ,  2025/21453 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/405 E., 2022/1787 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin; kamyonda bulunmadığı hâlde kendisine ceza verildiğine; sanık müdafiinin temyiz isteminin ise, sanığın olay tarihinde İzmir ilinde bulunduğunu beyan etmesine rağmen bu hususun doğruluğu araştırılmadan karar verildiğine, sanığın üst sınırdan cezalandırıldığına ve hiçbir indirim de yapılmamasının hakkâniyete aykırı olduğuna, cezanın orantısız olduğuna ve hakkâniyet gereği usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığın zorunlu müdafinin hazır bulunmadığı duruşmada mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.