Hazinenin ödediği tapu iptali tescil tazminatının sebepsiz zenginleşme ve kusur nedeniyle ilgili sorumlulardan rücuen tahsili davasının temyiz incelemesi.
Özet: Hazine tarafından açılan bu rücu davasında, daha önceki bir mahkeme kararının gereği olarak ödenen 198.683,39 TL tazminatın, hazine zararının oluşmasına sebebiyet verdikleri iddia edilen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmektedir. Davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını, söz konusu işlemlerde kusurları veya sorumlulukları bulunmadığını, bazı işlemlerin düzeltme niteliğinde olduğunu, hatta zararı engellediğini, bir kısmının ise ilgili dönemde görevde olmadığını ya da imzalarının kendilerine ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemektedirler.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2760 E., 2022/2931 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/20 E., 2021/106 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. 35 parsel sayılı taşınmaz hakkında Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 Esas sayılı dosyası ile (birleşen 2015/128 E ve birleşen 2011/749 E) ... tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali tescil ve haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında verilen 2017/392 Karar sayılı kararına istinaden alacaklı tarafından İstanbul 8.İcra Dairesinin 2015/12545 Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, ... Tapu Müdürlüğünün 13.11.2019 tarihli yazısı ile 198.683,39 TL'nin 07.11.2019 tarihinde ödendiğine dair ödeme belgesi gereği tazminat ödenmesine sebebiyet verenin sebepsiz zenginleştiği ve sorumlu olduğu 11.06.2019 tarihli 3 sayılı öninceleme raporu ile sabit olan davalılara karşı meydana gelen Hazine zararının müştereken ve müteselsilen tahsili için rücu davası açma zorunluluğu doğduğunu beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla takip alacaklısı ...'a 198.683,39 TL tazminat ödenmesine sebebiyet veren davalılardan ödeme tarihi olan 07.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, sözkonusu işlemlerle ilgili müvekkili hakkında herhangi bir şikayet olmadığı gibi adli-idari soruşturma da olmadığını, yolsuz olduğu iddia edilen tescil işleminin tarihi olan 31.05.1995 tarihinde müvekkilinin Ankara'da görev yaptığını, müvekkilinin yapılan işlemlerden sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından imzalanan işlemin; dava konusu edilen İstanbul ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan 35 parsel sayılı taşınmazda, ... adına kayıtlı hatalı hissenin 09.05.1997 tarih, 2625 yevmiye numarası ile yapılan düzeltilmesi işlemi olduğunu, müvekkili tarafından hatalı hissede tasarrufi işlem yapılmadığını, hatalı işlemin düzeltildiğini, bu tashih işlemi ile hazinenin zararının doğmasına sebebiyet verilmediğini, aksine hazine zararının doğmasını engellendiğini, bu düzeltme işlemi nedeni ile hazine tarafından herhangi bir tazminat ödenmediğini, bu düzeltme işlemi nedeniyle hazineye karşı dava ikame edilmediğini, hazinenin tazminat ödemesine esas olan işlemin müvekkili tarafından yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın tazminat davasının kaybedilmiş olmasında asli ve tek başına kusurlu olduğunu, memura rücu hakkı bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu işlem bakımından tapu sicili tüzüğü uyarınca yetki açısından doğrudan sorumluluğu ve tazminata esas zararın oluşmasında kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. 35 parsel sayılı taşınmazda cebri icra satış işlemlerinin 31.05.19 95... yevmiyeli tescil işleminin tescil kontrolünün kendisi tarafından yapıldığını, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 Esas sayılı dosyasının kendisine ihbar edilmediğini, TMK 1007 maddesinden kaynaklanan rücu davalarında kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, zamanşımı itirazının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, hatalı tescile yönelik bir tespit sorumluluğunun bulunmadığını, soruşturma dosyasında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, tazminata sebebiyet veren işlemin kendisi tarafından yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 Esas sayılı dosyasının kendisine ihbar edilmediğini, müvekkilinin senelik izinde olması nedeniyle evrak altındaki ıslak imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın yerine görev yapan bir başka yetkiliye ait olduğunu, müvekkilinin işlemle ilgili kusurunun bulunmadığını, soruşturma dosyasında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin hatalı tescile yönelik bir tespitin sorumluluk dahilinde olmadığı için söz konusu tazminattan da sorumluluğu bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin devlete zarar verecek herhangi bir iş ve işlem de yapmadığını, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 E. Sayılı dosyasının müvekkiline ihbar edilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 07.11.2019 tarihinde icra dosyasına müvekkili idare tarafından ödeme yapıldığını, işbu ödemenin yapılmasına davalıların kusurlu eylemlerinin neden olduğunu, meydana gelen Hazine zararının davalılardan rücuen tahsili gerektiğini, TBK'nın 73. maddesi gereğince davanın süresinde açıldığını belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının TMK'nun 1007. maddesi uyarınca ödediği tazminatın davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi uyarınca; tarafların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadlarının karar başlığında gösterilmesi; hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davalıların on üç kişiden oluştuğu, davacı vekilince 14.04.2020 tarihli beyan dilekçesi ile 15.01.2021 tarihli celsede sehven aleyhlerine rücu davası açılan davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın takibinden vazgeçildiğinin beyan edildiği, adı geçen davalılar tarafından vazgeçmeye muvafakat edildiği beyan edilmesine rağmen mahkemece kurulan hükümde, HMK’nın 297.maddesinde gösterilen kurallar gözetilmeksizin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden hüküm kurulmadığı ve bu davalıların karar başlığında da yer almadığı anlaşılmıştır. Mahkemece her bir davalı yönünden infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net karar verilmemiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2.Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.