Kapağı açık rögar çukuruna düşme sonucu yaralanan davacının, kamu görevlilerine açtığı tazminat davasının idareye yöneltilmesi gerektiği.
Özet: Bir vatandaşın açık bırakılan rögar çukuruna düşerek yaralanması sonucu kamu görevlilerine karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davalıların olay tarihinde devlet memuru olduklarını ve olayın kamu görevi sırasında denetim eksikliği nedeniyle bir hizmet kusuru teşkil ettiğini belirterek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili anayasal hükümler uyarınca memurlara karşı doğrudan tazminat davası açılamayacağı, davaların idare aleyhine yöneltilmesi gerektiği ilkesi gereği pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/227 E.  ,  2025/14679 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2751 E., 2023/1235 K.
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/130 E., 2021/395 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.05.2012 tarihinde Antalya ili ... ilçesinde ... beldesinde yolda yürürken kaldırımın ortasında kapağı açık bırakılmış 1-2 metre derinliğindeki rögar çukuruna düştüğünü, söz konusu rögar çukurunun olduğu yerde herhangi bir uyarı levhası bulunmadığını, davacının bacağına kazadaki yaralanması sebebiyle platin takıldığını, davacının bu nedenle malul kaldığını, çalışma gücü ve kazanç kaybına uğradığını, ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı maddi zararı bulunduğunu, olay tarihinden bu yana davacının iş bulamadığını ve hayatını idame ettirmekte zorlandığını, davacının sakat kalması sebebi ile eşi tarafından terk edildiğini ve boşandığını, davacının kaza sonucunda hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralandığını, bacağının birinde 1-2 cmlik kısalma olduğunu, kafatasında yaralanmalar meydana geldiğini, manevi olarak zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 105.888,14 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın idarenin işlem ve eyleminden kaynaklı olduğunu, idari yargının görevine girdiğini belirterek davanın görevsizlik sebebiyle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğüne karşı Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/539 Esas sayılı dosyası kapsamında dava konusu uyuşmazlıkla ilgili dava açıldığını, söz konusu dosyada mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, dosyanın temyiz incelenmesinde olup halen derdest olduğunu, bu bahisle derdestlik ilk itirazında bulunduklarını, davalıların idarenin çalışanı olduğunu, idarenin başka çalışanlarının da bulunduğunu, davalılara atfedilen kusur oranının fazla olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay tarihinde davalılardan ...'in teknik müdür, diğer davalı ...'nin birlik müdürü olduğu, ... Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği Tüzüğü'nün 25 inci maddesine göre işçiler dışında birlik idaresinde çalışacakların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre atanacakları ve görev yapacaklarının belirtildiği, SGK kayıtları, ASAT cevabı ve diğer belgelerden davalıların olay tarihinde Devlet memuru olduklarının anlaşıldığı, rögar kapağının bulunmaması nedeniyle davacının çukura düşerek yaralanması eyleminde; yürütülen hizmette aksaklık, denetimde eksiklik nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu, olayın davalıların yürütmüş olduğu kamu görevi sebebi ile görevleri sırasında yetkilerini kullanırken gerçekleşmiş olduğu, davalıların taksirle yaralamaya sebebiyet vermeleri nedeniyle mahkum olmalarının tek başına hizmet kusurundan ayrılan kişisel kusurları bulunduğunun kabulü için yeterli olmadığı, olayın oluş ve ileri sürülüş şekli itibariyle davalıların denetim görevlerindeki ihmallerinin kişisel kusur boyutunda bulunmadığı, adli yargı sahasına ancak fiili yol (haksız fiil) boyutundaki eylemlerin taşınabileceği, dava konusu eylemlerinden dolayı Devlet memuru olan davalılara karşı doğrudan husumet yöneltilerek tazminat davası açılamayacağı, idare aleyhine dava açılabileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasamızın 40/son ve 129/5 inci maddeleri ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13 ürcü maddesi uyarınca memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurdan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun biçimde ancak idare aleyhine açılabileceğinin düzenlendiği, buna göre kamu görevlisinin neden olduğu zararın hizmet kusuru mu yoksa kişisel kusurdan mı doğduğunun ayırt edilmesi gerektiği, görevden kolayca ayrılabilen ve görev dışında kalan eylemlerin kamu görevlisinin kişisel nitelikteki eylemlerini oluşturduğu, tüm bu açıklamalara, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine, mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, MATAB'ta (... Çevre Koruma Turizm Altyapı Tesis Yapı ve İşletme Birliği) müdür olarak çalışan davalıların Birlik Tüzüğü'nün 25 inci maddesine göre Devlet memuru olmalarına, dava konusu olayın davalıların yürütmüş oldukları kamu görevleri sırasında yetkilerini kullanırken gerçekleşmesine, kamu görevlilerinin hizmet kusuru sebebiyle uğranılan zararın idareden talep edilebilecek olmasına, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/631 Esas sayılı dosyasında davaya konu olayın asli faili olarak cezalandırıldığını, davalıların meydana gelen olaydan dolayı hem cezai hem de hukuki sorumluluğunun bulunduğunu, davalıların eldeki davada görev itirazında bulunduklarını, söz konusu itirazın mahkemece 08.03.2018 tarihli ön inceleme duruşmasının (2) numaralı kararında reddedildiğini, davacının davalıların haksız fiili nedeniyle rögar çukuruna düştüğünü, davacının yaralanması sebebiyle bacağına platin takıldığını, bilirkişi marifetiyle davacının zararının hesaplandığını, davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıların kamu hizmetleri sırasındaki kusurlu eylemleri nedeniyle yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.